İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/17312 Karar: 2025/20877 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/17312 K.2025/20877

2. Ceza Dairesi 2023/17312 E. , 2025/20877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1386 E., 2022/1651 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/17312 E. , 2025/20877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1386 E., 2022/1651 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/17312 E. , 2025/20877 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1386 E., 2022/1651 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, "Nitelikli hırsızlık değil, basit hırsızlık suçunun unsurlarının bulunduğuna, sanığın beyanlarında ifade ettiği üzere hırsızlık suçunun gece vakti değil, gündüz vakti işlendiğine, suçun gece vakti işlediğine dair dosyada kesin bir delil, saati gösterir bir kamera kaydı bulunmadığına, sanığın pişman olduğunu ve varsa bir maddi zarar karşılamak istediğini belirttiği halde, TCK’nın 168/1 ve 168/2. maddelerinden yararlandırılmamasının usule ve hukuka aykırı olduğuna, şartları mevcut olduğu halde sanık hakkında TCK'nın 50... . maddeleri ile CMK'nın 231. maddesi hükümlerinin uygulanmadığına, sanığın lehine olan hükümlerden yararlandırılmamasının tümüyle usûle ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın önceki sabıkaları dikkate alınarak ve sanığın suç işlemeye meyilli ve uslanmaz bir kişiliği olduğu belirtilerek sanık hakkında TCK’nın 62/1 maddesinin uygulanmamasının da hukuka aykırı olduğuna, her suçun kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğinden subjektif ve önyargılı bir değerlendirmeyle verilen cezanın orantısız olduğuna, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.02.2021 tarihli ve 2019/56 Esas, 2021/281 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.12.2021 tarihli ve 2021/3069 Esas, 2021/3237 Karar sayılı kararı ile "-Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Antalya 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/605 Esas, 2017/195 Karar sayılı ilamının kesinleşme tarihinin davamıza konu suç tarihinden sonraki bir tarih olan 27/09/2019 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle tekerrüre esas teşkil etmediği halde, sanık hakkında verilen kararda tekerrüre esas alındığı, -Sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlâl suçundan iddianame ile kamu davası açılmamasına karşın mahkemece sanığın konut dokunulmazlığını ihlâl suçundan da cezalandırılmasına karar verildiği; 5271 sayılı CMK.'nın 225/1. maddesi karşısında hükmün ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil hakkında kurulabileceği, dava konusu yapılan fiilin bağımsız olarak açıklanarak belirlenmesinin gerektiği, aksine uygulamanın hangi eylemden dolayı dava açıldığının bilinmemesine ve hangi iddiaya karşın savunma yapılacağı hususunda karışıklığa neden olacağı, bu itibarla sanık hakkında iddianame içeriğine göre hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından kamu davası açıldığı ancak konut dokurulmazlığının ihlâli suçundan açılmış bir davanın bulunmadığı gözetilmeden ek savunma hakkı verilmek suretiyle sanık hakkında konut dokunulmazlığını ihlal suçundan da cezalandırılmalarına karar verildiği, -Sanığa isnat olunan suçlardan geceleyin bina içerisinde muhafaza altına alınan eşya hakkında hırsızlık suçunun 28/06/2014 tarihli 6545 sayılı Yasa ile değişik 5237 sayılı TCK.'nun 142/2-h. ve 143. maddelerinde ön görülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK.'nun 150/3. ve 196/2. maddeleri uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması gerektiği"nden bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, zorunlu müdafiliğe ilişkin bozma nedeninin de hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 16.12.2021 tarihli ve 2021/3069 Esas, 2021/3237 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.03.2022 tarihli ve 2022/18 Esas, 2022/383 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla