İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/17926 Karar: 2025/20819 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/17926 K.2025/20819

2. Ceza Dairesi 2023/17926 E. , 2025/20819 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1918 E., 2022/1766 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemes

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/17926 E. , 2025/20819 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1918 E., 2022/1766 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemes

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/17926 E. , 2025/20819 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1918 E., 2022/1766 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, ''Arama ve elkoyma işleminin usule uygun olmaması nedeni ile elde edilen delillerin de hukuka aykırı olduğuna, hükme esas alınamayacağına, emniyet bekçilerinin yaptığı arama ve el koyma işlemlerinin hukuka aykırı olduğuna, usul ve yasaya aykırı elde edilen hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağına, suçta faillikte ve illiyet bağının kurulmasında hataya düşüldüğüne, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanmadığına, sanık hakkında TCK'nın 62. maddesinin uygulanmadığına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2020 tarihli ve 2019/468 Esas, 2020/14 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2020/2600 Esas, 2020/445 Karar sayılı kararı ile ''Sanık ifadesinde hakkında tutulan 09.08.2019 tarihli saat 08.15 li tutanağı okumadan imzaladığını ve tutanağı kabul etmediğini belirtmesine ve söz konusu tutanağın hükme esas alınmasına göre tutanak mümzileri getirtilip dinlenmeden hüküm kurulması ve kabule göre de; sanığın, odasında uyuyan müşteki ....'nun odasına girip üç adet cep telefonunu aldığı yine odasında uyuyan diğer müşteki ....'nın odasından da iki adet cep telefonu pasaport ve 800 tl. parasını aldığı müşteki ....'dan da iki adet cep telefonu ve pasaportunu alması nazara alındığında Yargıtay İçtihatlarına göre de üç adet yağma suçunun oluştuğu ancak tek yağma suçundan hüküm kurulması, sanık hakkında 58/6 maddesi uygulanmış ise de iddianame düzenlenirken sevk maddesinde TCK'nın 58. maddesinin gösterilmediği, sanığa ek savunma hakkı verilmeden TCK'nın 58. maddesinin uygulanması ve Yargıtay İçtihatlarında yağma suçlarında teşhisin önemli olduğu ve en önemli delil olduğu, soruşturma aşamasında teşhis yaptırılmadığı gelinen aşamada teşhisinde mümkün olmadığı kaldı ki müştekilerin ''görsel teşhis edemeyiz'' beyanlarının da bulunduğu nazara alındığında suç vasfının sanığın savunmasına göre hırsızlık suçuna değişme ihtimalinin de bulunduğundan'' bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2020/2600 Esas, 2020/445 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.04.2021 tarihli ve 2020/381 Esas, 2021/178 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye değişik gerekçeyle uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla