Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/19761 E. , 2025/21127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1688 E., 2022/3025 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/19761 E. , 2025/21127 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1688 E., 2022/3025 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek kararın onanması, onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, akıl hastası olan sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanık hakkında 02.12.2022 tarihli, 2022/1688 Esas, 2022/3025 Karar sayılı mala zarar verme suçundan temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.07.2019 tarihli ve 2019/446 Esas, 2019/553 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2019/3526 Esas, 2019/2127 Karar sayılı kararı ile “...Müsnet suç yönünden olayın aynı zamanda tek tanığı konumunda olan müştekiye özellikle işyeri dokunulmazlığını ihlâl suçu yönünden istinafa konu suçun unsurları tespit edecek şekilde, suç tarihi ve öncesinde söz konusu işyerini sürekli kapatıp kapatmadığı, iş yerinin çalışma sürelerinin nasıl olduğu, sezonluk olup olmadığını, iş yeri veya depo olarak kullanıp kullanılmadığı, iş yerinin faaliyetine tamamen son verip vermediği hususlarının sorulup ayrıntılı beyanı alındıktan sonra, sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, işyeri dokunulmazlığı suçuna ilişkin olarak beyanı tespit edilmeden ve belirtilen hususlar sorulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 CMK'nin 289/1-i maddesine muhalefet edilmesi, kabule göre de işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan hüküm kurulurken uygulama maddesi olarak TCK'nun 116/2. maddesi yerine TCK'nun 116/1. maddesi gereği sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi, soruşturma aşamasında suçu kabul edip, kovuşturma aşamasında ise iş yerine girip hurda vasfında malzemeleri aldığını savunan sanığa, iş yerine girdiği ve malzemeleri alıp çıkardığı saat diliminin sorulup, eylemin gerçekleştiği saatin tespit edilmesinden sonra sanık hakkında TCK'nın 116/4 ve 143. maddelerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden eksik incelemeyle hüküm kurulması, hırsızlık suçu yönünden, suça konu eşyaların suç tarihi itibariyle değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edilmeden, müştekinin beyanlarıyla yetinilmek suretiyle zararın 40.000 TL olduğunun kabulü ile ve sadece suç konusunun değeri esas alınarak TCK'nun 61. maddesindeki diğer kriterler değerlendirilmeksizin, mahkemece gösterilen teşdit gerekçesinin benzerlerine göre alt sınırdan bu derece uzaklaşmayı gerektirecek bir özellik taşımadığı halde, alt sınırdan fazlaca uzaklaşılarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi, mala zarar verme suçunun konusu olan kesilen tel örgü ve zorlanarak açılan kapıda oluşan zararın miktarının suç tarihi itibariyle bilirkişi marifetiyle tespit ettirilerek, müştekinin zararını gidermek isteyen sanığa bildirilmeden ve bu suç yönünden de zararı gidermesi için imkan sağlanmadan hüküm kurulması,...” nedenleriyle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 24.10.2019 tarihli ve 2019/3526 Esas, 2019/2127 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.03.2022 tarihli ve 2019/705 Esas, 2022/266 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.