Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/23054 E. , 2025/23675 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/274 E. 2023/610 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlı
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/23054 E. , 2025/23675 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/274 E. 2023/610 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 27.04.2022 tarih ve 2021/703 Esas, 2022/715 Karar sayılı kararı ile yapılan istinaf incelemesi neticesinde mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, ancak Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin yasal dayanağı bulunmadığı böylece sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan kurulan hükmün de temyizi kabil olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki ret düşüncesine iştirak edilmemiştir. İlk Derece Mahkemesince hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, sanığın aşamalarda hırsızlık eyleminin gerçekleştirilmesi ile alakasının olmadığını beyan ettiği, yalnızca Diyarbakır Elazığ kara yolunda gözükmesi sebebiyle sanığa söz konusu suçlar isnad edilmiş olduğu, ancak sanığın hiçbir şekilde bahse konu hırsızlık eylemini gerçekleştirmediği, olay yerinde tesadüfi olarak bulunduğu ve olay yerine yakın yerde baz vermesi sebebiyle sanığın cezalandırılması istense de, sanığın söz konusu eylemleri gerçekleştirdiğinin sabit olmadığı, beraatine karar verilmesi gerektiğine yönelik olduğu, katılan vekilinin temyiz talebinin sanığın işlemiş olduğu suçların katılan şirketin hizmetini aksattığı, dosya kapsamında sanığın atılı suçları işledikleri sabit olmasına rağmen hırsızlık suçu açısından geleceğine etki etmesinden bahisle indirim uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, cezada takdiri indirim uygulanarak hüküm kurulması ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan beraatine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Maden Asliye Ceza Mahkemesi 02.02.2021 tarihli, 2018/202 (E) ve 2021/42 (K) sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafinin istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 27.04.2022 tarih ve 2021/703 Esas, 2022/715 Karar sayılı kararı ile "hırsızlık suçundan; iddianamede 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h. ve 143. maddelerinin birlikte uygulanmasının talep edilmesi durumunda suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olduğu anlaşıldığından, CMK'nın 150/3. ve 196/2. maddeleri gereğince sanığa zorunlu müdafi tayin edilerek savunmasının müdafii huzurunda alınması gerektiği gözetilmeksizin, yargılamaya devamla CMK'nın 188/1. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme suçundan ise; suça konu yerin baz istasyonu olduğunun anlaşılması karşısında; suça konu yerin, suç tarihi itibarıyla bir konutun veya işyerinin eklentisi niteliğinde olup olmadığı, ticari faaliyet gösterilen iş yeri niteliğinde bulunup bulunmadığı, atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeden yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi" sebepleri ile hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “ bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 27.04.2022 tarih, 2021/7 03... /715 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Maden Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2022 tarih, 2022/129 Esas, 2022/352 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.