Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/23150 E. , 2026/4085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2526 E., 2022/2912 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafında
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/23150 E. , 2026/4085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2526 E., 2022/2912 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; "Katılanın bu iddialarının tamamen gerçek dışı olup iftira niteliğinde olduğuna, suça konu paranın evin dışında saklandığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, katılanın maddi durumunun oldukça kötü olup hiçbir geliri bulunmadığına, sanığın katılanın oğlu ile yapmış olduğu telefon görüşmesinde katılanın oğlunun kendilerinin evinde hiç bir zaman bu miktarda para bulunmayacağını açık ve net olarak sanığa beyan ettiğine, katılanın eşinin balkonda ne kadar para olduğuna ilişkin tahmini bir yorumda dahi bulunamadığına, katılanın iftira atmasının sebebinin aralarında daha önce yaşanan uyuşmazlıktan kaynaklandığına, ortada eğer gerçekten böyle bir suç var ise bu suçu işleyen şahsın diğer sanık ... olduğuna, sanığın üzerine istinat edilen suçun hiç bir aşamasına katılmadığının açık ve net şekilde ortada olduğuna, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak öncelikle sanığın beraatine karar verilmesine, aksi halde ise lehe olan hükümlerin uygulanmasına '' ilişkin, sanık ... müdafiinin temyiz isteminin; ''delillerin değerlendirilmesinde ve takdirinde yanılgıya düşerek usul ve yasaya aykırı hüküm kurulduğuna, sanığın kendisine isnat edilen suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı deliller bulunmadığına, sanığa isnat edilen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında şartları oluşmasına rağmen lehe olan hükümlerin uygulanmadığına, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın bozulmasına" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.03.2020 tarih ve 2019/74 Esas, 2020/187 Karar sayılı içtihadında da değinildiği üzere; sanık ... hakkında TCK'nın 142/2-h maddesinin yanı sıra nitelikli hal olarak kabul edilen aynı Kanun’un 143. maddesinin de uygulandığı ve bu itibarla uygulanan maddelerdeki cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması nedeniyle, CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca istemi aranmaksızın zorunlu olarak atanan müdafinin CMK'nın 188/1. maddesi gereğince hükmün açıklandığı 05.01.2022 tarihli son oturumda hazır bulundurulması gerektiği gözetilmeden sanık müdafinin yokluğunda karar verilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 2.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanık ...'ya yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığın 12.02.2020 tarihli celsede müdafii olmadan savunmasının alındığı, sanığa sonradan müdafii tayin edildiği ancak 21.04.2021 tarihli celsede sanığa iddianame ve ekleri okunup, ayrıca diğer yasal hakları hatırlatılmadan yargılamaya devam olunarak aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a. maddesi uyarınca, dava dosyasının, Eğirdir Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.