Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/24566 E. , 2026/815 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1640 E., 2023/299 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 08.06.2020 HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/24566 E. , 2026/815 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1640 E., 2023/299 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli SUÇLARIN TARİHİ : 08.06.2020 HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafiinin temyiz isteminin, “şikâyetçilere ait tüm eşyalar teslim edilerek zararlarının giderildiğine, şikayetçilerin duruşmada maddi zararlarının bulunmadığını beyan ettiklerine, bu hususun İlk Derece Mahkemesince dikkate alınmayarak sanığa ceza tayin edildiğine, TCK'nın 145/1. maddesi gereğince sanığa ceza verilmesinden vazgeçilmesi ya da verilen cezada indirim yoluna gidilmesi gerektiğine, sanığın lehine olan yasal düzenlemelerden faydalandırılmadığına, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiğine'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2020/324 Esas, 2020/365 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2020/2622 Esas, 2021/1487 Karar sayılı kararı ile “...Sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından hüküm kurulurken sanığın üzerine atılı suçları geceleyin gerçekleştirdiğinden bahisle hakkın TCK'nın 116/4, 142/2-h, 143, 168/2, 53, 63... maddeleri uyarınca cezaya hükmedilmiş ise de, dosya arasında kamera görüntüsünün ve CD'nin mevcut olduğu, sanık hakkında düzenlenen iddianamede her ne kadar suç saati olarak 03:15 gösterilmiş ise de, emniyetçe düzenlenen fezlekede olayın 05:30 da gerçekleştiğinin belirlendiği ve CD izlemeye göre de sanığın evden en son 05:48 de çıktığının belirlenmesine göre dosya arasında mevcut CD'nin bilirkişiye tevdi edilip tereddüte mahal bırakmayacak şekilde saatin güncel olup olmadığı, suçun gece veyahut gündüz işlenip işlenmediği, buna göre de olayın gerçekleştiği suç saati belirlenmeden hüküm kurulduğundan ve Sanık ...'nin hırsızlığı gerçekleştirdikten sonra çaldığı malzemeleri ...'a ait eve götürdüğü ve burada yapılan aramada da çalınan 2 laptopun ele geçtiği, bundan sonra sanık ...'nin yer göstermesi ile mağdurlara ait cep telefonlarının da bulunduğu ve mağdur ...'nın kısmi ödemeye rızasının olduğu gözönüne alındığında sanık hakkında TCK'nın 168/1 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi yapılmadan hüküm kurulduğundan” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 12.10.2021 tarihli ve 2020/2622 Esas, 2021/1487 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul 44. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.05.2022 tarihli ve 2021/794 Esas, 2022/272 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.