Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/24912 E. , 2025/24633 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/988 E., 2023/755 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/24912 E. , 2025/24633 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/988 E., 2023/755 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, " kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanığın atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, yerel mahkemece sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği, her ne kadar sanık tarafından atılı suçlar ikrar edilmiş ise de; ikrarın tek başına delil olarak değerlendirilemeyeceği, ikrarın somut olgularla desteklenmesi gerektiği, somut olayda sanığın ikararını destekleyecek somut veriler bulunmadığı, hükmün bozulmasına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesine yönelik olduğu " belirlenerek, yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Mardin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 06.03.2020 tarihli ve 2019/1215 Esas, 2020/371 Karar sayılı dosyasında hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.10.2021 tarihli ve 2020/2372 Esas, 2021/1413 Karar sayılı kararıyla; “1-Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04.12.20 19... .12.2019 tarihli iddianameleriyle sanık hakkında, müştekiler ... ve ...'a yönelik nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarını işlediğinden bahisle iki ayrı kamu davası açıldığı ve bu davaların birleştirildiği gözetilerek, sanık hakkında her bir müştekiye yönelik eylemi nedeniyle ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, sanığın hangi müştekiye yönelik eylemi nedeniyle hüküm kurulduğu belirtilmeden ve yasal gerekçe de gösterilmeden yazılı şekilde tek bir eylem nedeniyle cezalandırılmasına karar verilmesi, 2-Müştekilerin dairelerinin aynı apartmanda olup olmadığı araştırılarak, aynı apartmanda olması durumunda sadece bir konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan ceza verilmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-Müştekilere ait suça konu bisikletlerin suç tarihi itibarıyla değer tespiti yaptırılarak, suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak sonucuna göre her bir hırsızlık eylemine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesi gereğince sanığın cezasından indirim yapılması gerekip gerekmediğinin tartışılmadığından,” bahisle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 13.10.2021 tarihli ve 2020/2372 Esas, 2021/1413 Karar sayılı kararı ile bozma kararı üzerine verilen Mardin 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2021/1600 Esas, 2022/1555 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.