Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/25248 E. , 2024/7778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94974 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesini
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/25248 E. , 2024/7778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.09.2023 tarihli ve KYB-2023/94974 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, 02/12/2020 tarihli ve 2020/436 esas, 2020/2406 sayılı kararında yer alan "...1412 sayılı CMUK'nın 326/2. maddesinde, “Sanık veya müdahil ve vekillerine davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları tespit edilmemiş olsa dahi duruşmaya devam edilerek dava gıyapta bitirilebilir. Ancak sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise herhalde dinlenilmesi gerekir.” biçimindeki savunma hakkının kısıtlanamayacağı ilkesine dayanan Yasanın emredici kuralına uyularak bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınması gerektiği halde bozma kararına karşı sanığın diyecekleri sorulmadan sadece sanık müdafiin bozmaya karşı diyecekleri sorulmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi,.." şeklindeki açıklamaya nazaran, Somut incelemeye konu dosyada, sanık hakkında kurulan 18/12/2006 tarihli hükmün temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 04/10/2012 tarihli ve 2011/16343 esas, 2012/20558 karar sayılı ilâmı ile bozulması üzerine, mahkemesince atılı suçun alt sınırı gözetilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150/2-3 maddesi gereğince zorunlu müdafii görevlendirilen sanığın zorunlu müdafiiden haberdar olmadığı gibi bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/1. maddesine muhalefet edilmek suretiyle savunma hakkının kısıtlanmasında isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 18.03.2008 tarihli ve 2008/9-7-56 ve 13.05.2008 tarihli ve 2008/10-101-113 sayılı kararlarında açıklandığı üzere, kendisine zorunlu müdafii atandığından sanığın haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiine yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı, hükmün son atanan müdafiiden haberdar olmayan sanığın kendisine de tebliğ edilmesi gerektiği nazara alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak,7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde,7201 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından, tebligata,7201 sayılı Kanun'un 23/1-8. maddeleri ile 7201 sayılı Kanun'un Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin, sanığın yokluğunda verilen hükmün doğrudan MERNİS adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi gereğince tebliğinin usûlsüz olduğu anlaşılmıştır. . Bakırköy 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.05.2014 tarihli kararıyla sanık hakkında mahkûmiyet kararı verildiği, sanığın 04.04.2022 tarihli dilekçesiyle eski hâle iade istemiyle kararı temyiz ettiği, eski hâle getirme isteği hakkındaki karar verme yetkisinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 42/1. maddesi uyarınca Yargıtayın ilgili dairesine ait olmasına göre, dosyanın Yargıtay tarafından temyizen incelenmesi gerektiğinden hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır. 4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu kararın temyiz yasa yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.