Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/26234 E. , 2026/5912 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2617 E., 2023/1746 K. SUÇ :Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/26234 E. , 2026/5912 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2617 E., 2023/1746 K. SUÇ :Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin'' hırsızlık suçu açısından genel kastın bulunması yeterli olmayıp failin 5237 sayılı TCK'nın 141. madde metninde ifade edildiği üzere, "kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla" şeklinde ifade edilen özel kast ile hareket etmiş olması gerektiği dikkate alındığında, sanığın katılanın elindeki cep telefonunu çekip alarak olay yerinden ayrıldığının katılan ve tanıklar beyanları ile sabit olduğu, ancak sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanlarından da anlaşılacağı üzere suça konu cep telefonunu ... isimli şahısla birlikteyken fotoğrafını çeken katılanın, söz konusu görüntülerin eşi ile aralarında olan boşanma davasında delil olarak kullanılmasına engellemek amacıyla aldığı, sanığın suça konu cep telefonunu mal edinme ve yararlanma kastı ile aldığına dair bir delil ve iddianın bulunmadığı ve bu nedenle sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunun manevi unsurunun oluşmadığı''; sanık müdafiinin temyiz isteminin ise ''yeterli inceleme yapılmadan, taraf husumetleri dikkate alınmadan, hırsızlandığı iddia edilen telefonun olay tarihi itibari ile evli bulundukları eski eşi ...'in üzerine kayıtlı bulunup ücretini sanığın ödediği hususu dikkate alınmadan salt müştekinin beyanı ve çelişkili tanık beyanlarının hükme esas alınmasına '' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Olay tarihi itibariyle sanık ve ...(...)'nun evli olması nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 167/1-a maddesi gereğince hırsızlık suçunun haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin zararına olarak işlenmesi halinde cezaya hükmolunamayacağı gözetilerek 5271 sayılı CMK'nın 223/4-b maddesi gereğince şahsi cezasızlık sebebinin varlığı halinde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,02.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; 26.06.2021 tarihinde sanık ...’nun işlediği hırsızlık suçu nedeniyle hakkında TCK 167/1-a-son maddesinin uygulama koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Olay tarihinde katılan ...’in, sanığın ayrılma aşamasında olduğu eşi ...’e ait çiğköfte işi yapan işyerinde kurye olarak çalıştığı, olay tarihinde sanık ile ... arasında boşanma davasının olduğu, olay günü gece saat 23.00 sıralarında sanığın ... isimli kadına rastladığı, boşanma davasında şahit olarak yazdığını söylediği esnada sanık ve ...’nın fotoğraflarının katılan tarafından çekilmesi üzerine sanık ile katılan arasında tartışma çıktığı, tartışma sonrası sanığın katılanın kullanımındaki redmi note 9s marka cep telefonunu katılanın elinden çekip almak suretiyle oradan uzaklaştığı, cep telefonunun suç tarihinden sonra herhangi bir şekilde ele geçmediği gerekçesiyle sanık hakkında Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.03.2022 tarih ve 2021/754 Esas, 2022/251 Karar sayılı ilamı ile TCK 142/2-b,143,62 maddeleri uyarınca neticeten 6 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği olayda, her ne kadar suça konu telefon faturasının sanığın suç tarihindeki eşi olan ...’e ait olduğu gerekçesiyle sanık hakkında TCK 167/1-a-son maddesi uyarınca CVYO dair karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verilmiş ise de; Hırsızlık suçunun zilyede karşı işlenen suçlardan olduğu, olay esnasında sanığın suça konu telefonun eşine ait olduğu inancı ile değil, katılanın izinsiz fotoğraf çekmesi nedeniyle atılı eylemi gerçekleştirdiği sabittir. 5237 sayılı TCK’nun 141/1. maddesinde; "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alma" olarak tanımlanmış, TCK'nun 141/1. maddesinin gerekçesinde de; "Almak fiilinden maksat, suçun konusunu oluşturan mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hâle gelmesidir. Bu tasarruf olanağı ortadan kaldırılınca suç da tamamlanır" açıklamalarına yer verilmiştir. Hırsızlık suçunda korunan temel hukuki yararlardan biri zilyedin malı elinde bulundurma ve kullanma hakkıdır. Suçun tanımında "zilyedinin rızası olmadan" ifadesi geçtiği için, malı fiilen hakimiyeti altında bulunduran kişinin bu hakkı korunur. Hırsızlık fiilinin menkul malın zilyedine karşı yarar sağlamak maksadıyla işlenmesi, suçun mağdurunun zilyet olarak kabul edilmesi, olayımızda da fiilin sanığın katılanın izinsiz çektiği fotoğrafa kızarak elinden çekip almak suretiyle işlemesi, sanığın suça konu telefonunu eşine ait olduğu bilinci ile değil katılanın kullanımında olduğu halde çekilen fotoğraf nedeniyle zilyetliğine son vermesi karşısında sanık hakkında TCK 167/1-a-son maddesinin uygulanma şartlarının olmadığı bu sebeple yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyiz.