İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/26778 Karar: 2026/10423 Tarih: 2026

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/26778 K.2026/10423

2. Ceza Dairesi 2023/26778 E. , 2026/10423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/881 E., 2023/1418 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından veril

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/26778 E. , 2026/10423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/881 E., 2023/1418 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından veril

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/26778 E. , 2026/10423 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/881 E., 2023/1418 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, katılanın beyanlarının çelişkili olduğuna, tanık beyanları ile sanığın atılı suçu işlemediğinin sabit olduğuna, sanığın beraatine karar verilmesini ve aksi kanaat hâlinde lehine hükümlerin uygulanmasını talep ettiklerine, yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Gaziantep 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.06.2021 tarihli ve 2020/447 Esas, 2021/751 Karar sayılı dosyasında verilen hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2021/716 Esas, 2022/823 Karar sayılı kararı ile " 1-Sanık müdafiinin hazır bulunduğu oturumda son söz hakkının sanık müdafiine ait olduğu gözetilmeksizin, kesin hukuka aykırılık oluşturacak şekilde, katılan beyanlarıyla yargılamanın bitirilerek hüküm kurulması suretiyle CMK'nin 216/3 maddesine aykırı davranıldığı, 2-Katılanın bir süredir sanığa ait işyerini kiralayarak ticari faaliyette bulunduğu, 2017 kasım ayı itibariyle işlerin kötüye gitmesi nedeniyle işyerinde bulunan makine ve benzeri malzemeleri tahliye etmeksizin işlerine ara verdiği ve sanığa kira borcunu ödemediği, 08/05/2019 günü işyerine giden katılanın malzeme ve makinelerinin yerinde olmadığını, kapı kilidinin değiştirildiğini ve işyerinde farklı bir kiracı bulunduğunu öğrenmesi üzerine sanık hakkında hırsızlık suçu bakımından şikayette bulunduğu olayda; katılanın aşamalardaki ifadelerinde sanığa 2018 yılına ilişkin kira borcuna mahsuben jeneratör verdiğini, halihazırda sanığa 2019 yılına ait 3 aylık kira borcu bulunduğunu, işyerinde bulunmakta iken çalınan malzemelerinin değerinin 200.000 TL olduğunu beyan ettiği; sanığın ise suçu kabul etmeyerek, katılanın kendisine 2 yıllık kira borcu olduğunu, bu süre içinde işyerinin faturalarını kendisinin ödediğini, katılanın jeneratörü kendisine kira borcuna karşılık değil geçici olarak kullanması için verdiğini savunduğu; sanık hakkında yürütülen soruşturma neticesinde TCK'nın 144/1-b maddesinde düzenlenen suçu işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı, ilk derece mahkemesince sanığın katılana ait işyerindeki makine ve benzeri malzemeleri kira alacağı nedeniyle çaldığı kabul edilerek suça konu malzemelerin değerinin alacak miktarının üzerinde olduğu gerekçesiyle sanık hakkında TCK'nın 142/2-h maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm tesis edildiği incelenen dosya kapsamından anlaşılmakla; Sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri bakımından, öncelikle katılanın işyerinden çalınan eşyaların cins, nitelik ve değerleri ile katılanın sanığa olan kira borcu miktarı saptanarak alacak miktarı ile suça konu eşyaların değerinin orantılı olup olmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra sanığın fiilinin TCK'nın 144/1-b ile TCK'nın 142/2-h maddelerinde düzenlenen suçlardan hangisini oluşturduğunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulduğu, Kabul ve uygulamaya göre ise; Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK'nın 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde takdir hakkının kullanılması suretiyle alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, TCK'nın 61. maddesinde sayılan kriterler esas alınmadan, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının alt sınırdan fazla uzaklaşılarak tayin edilmesi suretiyle fazla cezaya hükmolunduğu,,... " nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 15.09.2022 tarihli ve 2021/716 Esas, 2022/823 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Gaziantep 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 04.05.2023 tarihli ve 2022/1014 Esas, 2023/259 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla