İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2023/29279 Karar: 2024/9338 Tarih: 2024

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/29279 K.2024/9338

2. Ceza Dairesi 2023/29279 E. , 2024/9338 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116625 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya aslının, diğer sanık hakkında kurulan hükmün t

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2023/29279 E. , 2024/9338 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116625 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya aslının, diğer sanık hakkında kurulan hükmün t

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2023/29279 E. , 2024/9338 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116625 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya aslının, diğer sanık hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını müteakip, kamu davasının halen derdest olması sebebiyle mahkemesinde bulunduğu anlaşılmakla, dosya sureti üzerinden yapılan incelemede; 1-Dosya kapsamına göre, Dosyada mevcut CD izleme araştırma tespit tutanağı ve HTS kayıtlarına göre suçun olay günü saat 05:04'te işlendiği, Mersin ilinde, suç tarihinde güneşin saat 05:18'de doğduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6/1-e maddesi uyarınca gece vaktinin güneşin doğuş saatinden bir saat önce yani saat 04.18'de bittiğinin anlaşılması karşısında; sanığın üzerine yüklenen suçları gündüz vakti gerçekleştirildiğinin kabulü gerektiği nazara alınarak, tayin olunan cezadan 5237 sayılı Kanun'un 143 ve 116/4. maddeleri uyarınca artırım yapılamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Kabule göre de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 14/10/2021 tarihli ve 2021/2-35 esas, 2021/473 karar sayılı ilamında yer alan; ... ceza adaletini tam manasıyla temin etmek, savunma hakkının daha etkin bir şekilde kullanımına imkan sağlamak bakımından aleyhte yorumda bulunmak için haklı ve gerektirici bir nedenin olmaması, Kanun’da aksi yönde bir düzenlemeye de yer verilmemesi karşısında, ceza adalet sistemimizde, bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin, aynı suç sayılacağı ilkesi de gözetildiğinde, aynı suç sayılan bir suçun nitelikli hâlinin ve benzer şekilde fiilin ağırlaştırıcı neden altında işlenen şeklinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 150/3. maddesinde belirlenen ve zorunlu müdafi atanması için gerekli olan beş yıllık sürenin belirlenmesinde esas alınması gerektiğine yönelik karar verildiği nazara alındığında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2. maddesinde düzenlenen nitelikli hırsızlık suçu için öngörülen cezanın alt sınırı beş yıl olup zorunlu müdafii görevlendirilmesinde suçun nitelikli hallerinin göz önünde bulundurulması gerektiği, hırsızlık suçunun geceleyin işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, suçun alt sınırının 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektirdiği, bu nedenle zorunlu müdafii görevlendirilmeden yargılamaya devam olunarak hüküm kurulamayacağının gözetilmemesinde; isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.03.2017 tarihli kararıyla sanık hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarından mahkûmiyetine ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verildiği, mahkemenin 03.11.2017 tarihli ek kararıyla 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına esas alınan ilâmın kesin olması nedeniyle her iki suç için de anılan Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımların hükümlerden çıkartılmasına karar verildiği, ancak mahkemenin dosyadan el çektiği ve kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi nedeniyle henüz kesinleşmediği anlaşıldığından verilen bu kararın yok hükmünde olduğu değerlendirilmekle yapılan incelemede; 1. Hüküm tarihinde Mersin Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olduğu anlaşılan hükümlüye duruşmadan bağışık tutulmak isteyip istemediği sorulmadan ve bu hususta bir karar alınmadan, hükmün verildiği 22.03.2017 tarihli duruşmada hazır edilmeyerek hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle, 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlandığı tespit edilmiştir. 2. Dosya kapsamına göre, Mahkemesince tekerrüre esas alınan Mersin 8. Sulh Ceza Mahkemesinin, 19.06.2014 tarihli ve 2014/170 Esas, 2014/503 Karar sayılı kararının 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305/1. maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olduğu, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 8/1. maddesinde yer alan hüküm gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 305/son maddesine göre miktar itibarıyla kesin olan adlî para cezalarının tekerrür uygulamasına esas alınamayacağı ve hükümlünün adlî sicil kaydında başka tekerrüre esas mahkûmiyeti de bulunmadığının anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanma imkânının bulunmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verildiği tespit edilmiştir. 3. İnceleme konusu hükümler hakkında belirlenen hususlar yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen hususlar yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla