Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2023/6773 E. , 2025/20876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/636 E., 2021/988 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahke
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2023/6773 E. , 2025/20876 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/636 E., 2021/988 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜMLER : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanıklar müdafinin temyiz isteminin, "Verilen kararın hukuka, usule ve Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğuna, müvekkillerinin atılı suçu işlediğini gösterir şüpheden uzak hiçbir somut ya da soyut delil bulunmadığına, Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan kamera çözümlemesinde dahi söz konusu şahısların müvekkilleri olmadığının açıkça rapor altına alındığına, yetersiz çözünürlükte ve şahısların yüzlerinin tam olarak tespit edilemediğini belirtir raporlara ve kamera görüntülerine dayanan eksik ve kesin olmayan delillerle mahkûmiyet kararı verilmesinin hatalı olduğuna, müvekkili ...'ın üstünde bulunan 5 taşlı yüzüğün hiçbir ayırt edici özelliği bulunmayan, piyasada her yerden aynısının alınabilir olduğu bir yüzük olduğu göz ardı edilerek, sadece katılan tarafın yüzüğün kendisinin olduğunu iddia ettiğine, müvekkilleri hakkında, yerel mahkeme tarafından verilen hapis cezasında, gerekçelendirilmeden TCK'nın 62. maddesinin uygulanmamasının, hukuka ve Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğuna" ilişkin olduğu, dolayısıyla sanıklar müdafiinin temyiz isteminin hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik olduğu belirlenerek hırsızlık suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.04.2019 tarihli ve 2018/305 Esas, 2019/281 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2019/2333 Esas, 2020/996 Karar sayılı kararı ile "Sanık ... hakkında sabıka kaydına konu ve TCK'nın 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınan Kadıköy (kapatılan) 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/236 (E) ve 2011/424 (K) sayılı kararının 2. kez tekerrüre esas teşkil etiğinin görüldüğü ancak uygulamada bu hususa mahkemesince dikkat edilmediği ayrıca TCK'nın 58. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınan Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.1999 tarih ve 1999/33-885 sayılı ilâmının da 01.06.2005 tarihinden önce olduğu, Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/236 (E) sayılı dosyasına konu fiilin de tarihinin 11.03.2000 olması ve bu tarihinde 01.06.2005 tarihinden önce olması nedeniyle; 765 sayılı Kanunda tekerrür hükümleri cezada artırım nedeni olarak düzenlenip 5237 sayılı TCK'da ön görülen mükerrirlere özgü infaz rejimi ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanunun 108. maddesinde koşullu salıverme süresini de etkileyecek şekilde bir infaz rejimi kurumu olarak ön görüldüğünden 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlar yönünden 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edilerek yapılan uygulamalarda aleyhe olan ve infazı ilgilendiren bu hükmün uygulanma olanağı bulunmadığı halde sanık hakkında Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin Konya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.10.1999 tarih ve 1999/33-885 sayılı ilâmını tekerrüre esas alması hatalı olmuş bu nedenle Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/236 (E) -2011/424 (K) sayılı ilâmının 2. kez tekerrüre esas alınamayacağı ancak sanığın sabıka kaydına konu İstanbul Anadolu 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/82 (E) ve 2015/623 (K) sayılı kararının ikinci kez tekerrüre esas teşkil etmesi nedeniyle bu ilamın TCK'nun 58. Maddesi uyarınca tekerrüre esas alınarak sanığın ikinci kez mükerrirliğine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Sanık ... hakkında ise TCK'nın 58. maddesi uygulamasına sicildeki en ağır cezayı içeren Ünye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/429 Esas, 2012/202 Karar sayılı hükmü yönünden tekerrür hükümleri uygulanması gerekirken daha düşük cezayı içeren hükmünün esas alınması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de; *Sanıklar hakkında konut dokunulmazlığını ihlâl suçu yönünden hüküm kurulurken suçun birden fazla kişi ile işlenmesi nedeniyle cezalarında artırım yapılırken kanun maddesinin " TCK'nun 119/1-c" yerine "TCK'nun 119/1-d" olarak yazılması, *Katılan vekiline vekâlet ücretine karar verilmiş ise de; hükmedilen vekâlet ücretinin mahkum olan sanıklardan eşit oranda tahsiline karar verilmesi hususunun gözetilmemesi, *Sanıkların 21.03.2018 / 24.03.2014 tarihleri arasında göz altında kaldıkları ancak göz altında kaldıkları sürelerin CMK'nun 232/2-d maddesi gereği gerekçeli karar başlığında gösterilmemesi,"nin usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle hükümlerin bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlâl edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 08.06.2020 tarihli ve 2019/2333 Esas, 2020/996 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2020 tarihli ve 2020/311 Esas, 2020/544 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hükümler kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.