Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/10549 E. , 2025/1504 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/237 E., 2024/290 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma I. Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Hükümlü hakkında mahkemece bozma
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/10549 E. , 2025/1504 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/237 E., 2024/290 K. SUÇLAR : Hırsızlık, mala zarar verme HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma I. Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Hükümlü hakkında mahkemece bozma öncesi 26.05.2022 tarihli kararda mala zarar verme suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik temyiz istemi üzerine Dairemizin 09.01.2024 tarihli ve 2023/4442 Esas, 2024/215 Karar sayılı ilâmı ile hükmün kesin nitelikli olması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesine rağmen, mahkemece bozma sonrasında hükümlü hakkında mala zarar verme suçundan tekrar mahkûmiyet hükmü kurulduğunun anlaşılması karşısında; temyize konu mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuken yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, hükümlünün konusu olmayan temyiz isteminin 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, II. Hırsızlık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Hükümlü hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak, Dosya kapsamında yer alan müşterek yer gösterme tutanağı içeriğine göre şikâyetçiye yönelik eylemin olay gecesi saat 20.00 ile 01.00 arasında gerçekleştirildiğinin, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre suç tarihinde güneş'in saat 17.38'de battığının, gece vaktinin saat 18.38'de başladığının anlaşılması karşısında, hükümlü hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı TCK'nın 143. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından mahkûmiyet kararları bozma sonrası yeniden kurulmuş, hükümlü temyiz etmiştir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi, mala zarar verme hükmünün daha önce kesin nitelikte olduğunun kendi ilamıyla saptanmasına rağmen mahkemece tekrar hüküm kurulduğunu, hırsızlıkta ise eylemin gece vakti gerçekleştiğinin gözetilmediğini belirlemiştir.
Hukuki İlke: Kesin nitelikteki bir hükümden sonra aynı suçtan yeniden kurulan mahkûmiyet hükmü hukuken yok hükmündedir; hırsızlıkta ise yer gösterme tutanağı ve güneşin doğuş-batış çizelgesiyle eylemin gece vakti işlendiği belirleniyorsa TCK'nın 143. maddesindeki artırım uygulanmalıdır. İnfaz aşamasında verilen uyarlama kararları kazanılmış hak oluşturmaz.
Uygulama Sonucu: Mala zarar verme yönünden temyiz istemi CMUK'un 317. maddesi gereği reddedilmiş; hırsızlık hükmü ise gece vakti artırımı uygulanmadan eksik ceza tayin edildiği için hükümlünün temyizi üzerine bozulmuştur.
Dava Strateji Notu: Bu karar, suç saatinin UYAP güneş doğuş-batış çizelgesiyle nesnel olarak belirlendiğini gösterir; savunma gece vakti artırımına karşı tutanaklardaki saat aralığını titizlikle sorgulamalı, ayrıca sanık aleyhine sonuç doğursa bile bozma sınırlarını aşan yeni hükümlerin yok hükmünde olduğunu ileri sürmelidir.