Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/11342 E. , 2025/19250 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2254 E., 2024/1456 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, ret, onama, bozma İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 19
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/11342 E. , 2025/19250 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2254 E., 2024/1456 K. SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, ret, onama, bozma İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2021/1828 Esas, 2022/1947 Karar sayılı kararı ile mala zarar verme suçu yönünden istinaf başvurularının ön incelemeden reddine, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçları yönünden ise hükmün bozulmasına karar verildiği, mala zarar verme suçundan verilen karar yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 272/3-a maddesine göre istinaf yoluna başvurulamayacak olan kesin nitelikteki adlî para cezalarına yönelik istinaf başvurularının ön incelemeden reddine dair Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara karşı aynı Kanun'un 279/1-b maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna da başvurulmadığı ve kararın itiraz edilmeksizin 14.12.2022 tarihinde kesinleştiği, Bölge Adliye Mahkemesinin anılan kararı sonrasında Şile Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2024 tarihli ve 2023/101 Esas, 2024/220 Karar sayılı ilâmı ile sadece hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçları yönünden hüküm kurulduğunun anlaşılması karşısında; mala zarar verme suçu yönünden Tebliğname'de yer alan görüşe iştirak edilmeyerek, hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlâli suçlarına hasren yapılan incelemede; I- Sanık ile suça sürüklenen çocuk müdafiilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... müdafiilerinin yokluklarında verilip 11.06.2024 tarihinde tebliğ edilen karara yönelik, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 07.06.2024 tarihli, temyiz sebebi içermeyen dilekçeler ile temyiz isteminde bulundukları; ancak aynı Kanun’un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadıkları anlaşılmakla, sanık ve suça sürüklenen çocuk müdafiilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye aykırı olarak REDDİNE, II- Sanık ile suça sürüklenen çocuğun temyiz istemlerinin incelenmesine gelince İlk Derece Mahkemesince sanık ve suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ...'in temyiz isteminin, atılı suçları işlemediğine, adlî sicil kaydına dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, atılı suçları işlediğine dair mahkûmiyetine yeterli delil bulunmadığına, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, suça sürüklenen çocuk ...'in temyiz isteminin, bozma sonrası aleyhe değiştirme yasağının ihlâl edildiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1) 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Şile Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.01.2021 tarihli ve 2019/283 Esas, 2021/37 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik, sanık ve müdafii, suça sürüklenen çocuk ve müdafii ile üst Cumhuriyet savcısının istinaf talepleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2021/1828 Esas, 2022/1947 Karar sayılı kararı ile “hırsızlık suçu yönünden verilen hükümlerde suçların tamamlanmış olduğu, teşebbüs aşamasında kalmadığı gözetilemeden TCK'nın 35. maddesi uygulanarak eksik ceza tayini, konut dokunulmazlığının ihlâli suçu yönünden iddianamede eylemler hatalı surette zincirleme şekilde işlenmiş tek suç olarak görülüp sevk maddelerinin buna göre yazıldığı, mahkemece verilen hükümde isabetli olarak 3 ayrı konut dokunulmazlığının ihlâli suçu işlendiğinin kabul edildiği ve hüküm kurulduğu, ancak CMK'nın 226. maddesine muhalefet edilerek sanık ve suça sürüklenen çocuğun ek savunmaları alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması," nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesinin, 19.10.2022 tarihli ve 2021/1828 Esas, 2022/1947 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Şile Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.03.2024 tarihli ve 2023/101 Esas, 2024/220 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, 2) Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 20.11.2018 tarihli ve 2016/6-986 Esas, 2018/554 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20... . maddeleri uyarınca; fiilleri işlendiği sırada 15-18 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk ...'in işlediği fiillerin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiiller ile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdirî bakımından, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan veya alınmaması durumunda gerekçesi kararda gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ile suça sürüklenen çocuğun temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeplerden dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.