Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/1135 E. , 2025/14043 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2022/1269 E., 2023/2247 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM: İlk Derece Mahkemesi mahkumiyet kararı kaldırılarak beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkeme
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/1135 E. , 2025/14043 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2022/1269 E., 2023/2247 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM: İlk Derece Mahkemesi mahkumiyet kararı kaldırılarak beraat kararı verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 142/2-h ve 31/3 maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, suça sürüklenen çocuk müdafinin istinaf talebi üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince dosya üzerinden yapılan incelemede, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan beraatine karar verildiği, hükmün temyizi kabil olduğu anlaşılmakla; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin, iş yeri giriş kapısı dış yüzeyinde suça sürüklenen çocuğa ait parmak izinin tespit edildiğine ve suça sürüklenen çocuğun parmak izinin nasıl çıktığına ilişkin bir açıklama yapamadığına, suç tarihinde suça sürüklenen çocuğa ait GSM hat veya hatların tespiti ile suç tarihinden birkaç gün önce ve sonrasına dair arayan, aranan ve baz istasyonlarını gösteren HTS kayıtlarının temini ile suça sürüklenen çocuğun suç zamanında nerede olduğunun araştırılmadığına, eksik araştırma ile karar verildiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosyada mevcut Uzmanlık Raporuna göre, suça konu işyerinin giriş kapı dış yüzeyinden elde edilen parmak izinin, suça sürüklenen çocuğun parmak izi ile eşleştiğinin belirtilmesi, suça sürüklenen çocuğun ise aşamalarda atılı suçu işlemediğini savunması karşısında, suça sürüklenen çocuğun olay tarihi itibarıyla kullandığı cep telefonu numaraları araştırılarak, tespit olunan tüm cep telefonu numaralarına ilişkin olarak suç tarihi ile bir gün öncesi ve bir gün sonrasını kapsar şekilde aranan, arayan numaralar ile baz istasyonlarını gösterir ayrıntılı HTS kayıtlarının ilgili GSM operatörlerinden temin edilerek ve suça sürüklenen çocuğa ait cep telefonlarının suç anında olay mahallinde sinyal verip vermediğinin tespit edilmesi ile sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun taktir ve tayin edilmesi gerektiği hâlde, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2-b maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 304/2-b maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın takdiren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.