Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2024/14265 E. , 2024/20917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2918 E., 2023/2004 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, istinaf başvuruların düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, on
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2024/14265 E. , 2024/20917 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2918 E., 2023/2004 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal etme, mala zarar verme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi, istinaf başvuruların düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Dosya incelenerek gereği düşünüldü; 1- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mala zarar verme, sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığını ihlâl etme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz nedenlerinin incelenmesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a maddesinde yer verilen;“İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçların, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanıkların ve sanık ... müdafinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ... müdafinin temyiz isteminin, atılı suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, sanık beyanlarının çelişkiler içerdiğine ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraat etmesi gerektiğine; sanık ...’ın temyiz isteminin hakkında birinci kez mükerrirlik hükümlerinin uygulanamayacağına; sanık ... müdafinin temyiz isteminin sanık beyanlarının birbiriyle çeliştiği, lehe hükümlerin uygulanmadığı ve eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna; sanık ...’ın temyiz isteminin atılı suçların unsularının oluşmadığına ve eksik araştırma sonucu hüküm kurulduğuna ve sanık ... müdafinin temyiz isteminin de sanığın atılı suçu işlemediği ve hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek anılan temyiz sebeplerine yönelik yapılan incelemede; 2- Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz nedenlerinin incelenmesinde; Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 3- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5275 sayılı Kanun’un 108/3. maddesi hükmü uyarınca ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda hükümlünün koşullu salıvermeden yararlanamayacağı göz önüne alınarak, hırsızlık suçundan kurulan hükümlerde sanık ...’a ait tekerrüre esas alınan Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2021/843 E., 2022/297 K. sayılı ilamı ile verilen 10 ay hapis ve 500,00 TL adli para cezası ile sanık ...’a ait tekerrüre esas alınan Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2020/618 E., 2020/861 K. sayılı ilamı ile verilen 10 ay hapis ve 500,00 TL adli parası ile sanık ...’a ait tekerrüre esas alınan 15.02.2021 tarihli ve 2021/194 E., 2021/245 K. sayılı ilamı ile verilen 7 ay hapis ve 2.200,00 TL adli para cezasından mahkûmiyetlerine ilişkin ilamlarında da TCK'nın 58. maddesinin uygulandığı anlaşılmakla, ikinci kez mükerrir olan sanıklar hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına mahkemesince karar verilemeyeceği, bu hususun 5275 sayılı Kanun'un 108/4. maddesi uyarınca infaz hakiminin görevi kapsamında infaz aşamasında değerlendirilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde kararlar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... ile sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin 19.09.2023 tarihli ve 2023/2918 E., 2023/2004 K. sayılı istinaf başvurusunun esastan ve düzeltilerek esastan reddine yönelik hükümlerinin 5271 sayılı CMK'nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılıkların aynı Kanun’un 303/1. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkında kurulan hükümlerdeki TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısımlardan “cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ilişkin kısımların çıkartılmasına karar verilmek suretiyle, CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın Bursa 39. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi'ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.