Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/10896 E. , 2025/22884 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4315 E., 2025/1372 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkem
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/10896 E. , 2025/22884 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4315 E., 2025/1372 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz isteminin, eylemin açıktan hırsızlık suçunu oluşturduğuna, eylemin gece gerçekleştirildiğine dair somut bir delil bulunmadığına ve müştekinin zararının giderilmesine rağmen indirim yapılmadığına, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin ise, suça sürüklenen çocuğun bozma kararı sonrası dinlenilmemesi nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre İstanbul Anadolu 2. Çocuk Mahkemesinin, 28.11.2022 tarihli ve 2022/169 Esas, 2022/1147 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 19.03.2024 tarihli ve 2022/4165 Esas, 2024/739 Karar sayılı kararı ile “...Kollukça olay nedeniyle düzenlenen tutanakta özetle hırsızlığı yapan şahsın kamera kayıtlarından ssç olduğunun tespit edildiğini, suça sürüklenen çocuğun gözaltına alındığını, yapılan görüşmede suça sürüklenen çocuğun olayı doğrulayarak aldığı malzemeleri ... Sokak'taki hurdacıya sattığını söylediği, hurdacı dükkanının işletmeciliğini yapan Rıdvan Kültür'le yapılan görüşmede suça konu malzemeleri 300 TL karşılığında satın aldığını belirttiği, hırsızlığa konu malzemelerin muhafaza altına alınarak katılana teslim edildiğinin belirtildiği, katılanın duruşmada; "olay tarihinde önce iki adet klasik mercedes marka araç satın almıştık. Her iki araçta ikamet etmiş olduğum binanın önünde sokak üzerinde karşılıklı park halindeydiler. Her ikisinin de kapıları ve pencereleri sağlamdı ve kilitliydi. 31.01.2022 günü saat 22.00 sıralarında araçlarımı sağlam bir şekilde gördüm. Ancak geceleyin saat 00.45 sıralarında ilk hırsızlık yapılan aracımın yanına gittiğimde sol ön kapısının açık olduğunu araç içerisinde bulunan yaklaşık 20.000 TL değerindeki oto malzemelerinin ve yedek malzemelerinin çalınmış olduğunu fark ettim. Sabahleyin saat 09:00 sıralarında ise bu sefer diğer aracımında kapısının kilidinin kırılmış olduğunu bu aracından da sabaha karşı hırsızlık yapılmış olduğunu bu aracımdan da 15.000 TL lik oto yedek parçaları ve orijinal malzemelerin çalınmış olduğunu gördüm. Binamızın altında bulunan bir iş yerine ait kamera görüntülerinden eylemi çekçekçi bir çocuğun gerçekleştirdiğini görüp iz takip ettim. Hurdacılardan araştırma yaptım. Suça sürüklenen çocuğu tespit ettim. Sonra durumu polise bildirdim. Polis çalınan malzemelerden çok az bir kısmını yaklaşık 2.000 TL'lik kısmını hurdacılarda bulup bana iade etti. Kalan malzemelerim iade edilmiş ve zararım karşılanmış değildir." şeklinde beyanda bulunduğu, Rıdvan Kültür hakkında TCK'nun 165. maddesi gereğince dava açılıp açılmadığı, açılmış ise sonucu hakkında bilgi alınmadığı, suça sürüklenen çocuğun suça konu eşyayı satın alan Rıdvan Kültür'e satın alma bedelini ödeyip ödemediğinin dosya kapsamından anlaşılamadığı, dolayısıyla satın alan şahıs iyiniyetli ise zararının giderilmesi, kötüniyetli ise suça sürüklenen çocuğun satın alandan elde ettiği para veya sağladığı menfaati, kazanç müsaderesine konu edilmek üzere soruşturma makamlarına teslim etmesi için gerekli imkan tanınmadan ve katılanın kısmi iade nedeniyle ssç hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza gösterip göstermediği hususundaki beyanı alınmadan TCK'nın 168. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin ssç hakkında uygulanmaması ve suça sürüklenen çocuk hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143/1, 43/1 maddeleri uyarınca tayin olunan 8 yıl 16... gün hapis cezasının aynı Kanun’un 31/3 maddesi gereğince 1/3 oranında indirilmesi sırasında cezanın 6 yıl 3 ay hapis cezası yerine, 5 yıl 15 ay hapis cezası olarak, devamla aynı Kanun’un 621 maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılırken 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası yerine 4 yıl 14... gün hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “… bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 19.03.2024 tarihli ve 2022/4165 Esas, 2024/739 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen İstanbul Anadolu 6. Çocuk Mahkemesinin, 03.10.2024 tarihli ve 2024/277 Esas, 2024/74 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.