Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/11890 E. , 2025/22911 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1816 E., 2025/163 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mah
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/11890 E. , 2025/22911 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1816 E., 2025/163 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ... ve müdafinin temyiz istemlerinin, suçu işlemediğine, üst hadden hüküm kurulduğuna ve lehe hükümlerin uygulanmadığına, sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiinin temyiz isteminin ise, somut delil olmadan ceza verildiğine ve lehe indirimlerin uygulanmadığına yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Aşkale Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/87 Esas, 2020/97 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik sanık ve sanıklar müdafiinin istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2020/1228 Esas, 2022/1873 Karar sayılı kararı ile “...Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 05.03.2020 tarih, 2019/11781 Esas ve 2020/3381K sayılı ilamında da belirtildiği üzere; sanıklara yüklenen TCK'nın 142/2-g ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıl üzerine çıkması dikkate alınarak CMK'nın 150/3 maddesi uyarınca sanık ...'e zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, sanıkların savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmeleri karşısında; sanıkların kullanmış olduğu cep telefonlarına ait özellikle suç saatinden makul bir süre öncesinde veya sonrasında yapmış olduğu görüşmelere ilişkin HTS kayıtlarının fiziki olarak dosyaya alınması ayrıca sanıkların yakın tarihte Erzurum ilçe/lerinde işlemiş olduğu aynı suça ilişkin açılmış dava/lara ilişkin iddianame ve karar verilmiş ise karar suretlerinin dosya celp edilmesinden sonra tüm deliller bir bütün olarak değerlendirilerek, PTS kayıtlarındaki görüntülerde gözüken araçları kullanan ve araçlarda bulunan kişi veya kişilerin kim oldukları, sanıkların özellikle olay tarihinde suça konu yerde olup olmadıkları ve birbirleri ile irtibat halinde bulunmadıkları ve katılana yönelik eylemi müşterek fail olarak gerçekleştirdikleri hususlarında her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı kanıtların da denetime elverişli olacak şekilde karar yerinde tartışılması suretiyle sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Devrek Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/111 Esas ve 2018/199 Karar sayılı ilamının mala zarar verme suçundan verilen doğrudan takdir ve tayin olunan 2.400,00 TL adli para cezasına ilişkin olduğu, CMK'nın 272/3-a maddesine göre, hapis cezasından çevrilen adli para cezaları hariç olmak üzere, sonuç olarak belirlenen üçbin Türk Lirası dahil adli para cezasına mahkumiyet hükümlerine karşı istinaf yoluna gidilemeyeceğinden miktar itibariyle kesin nitelikte olduğu, bu nedenle 20/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile 5272 sayılı CMK'nın 272. maddesinin 3. fıkrasına ek "bu suretle verilen hükümler tekerrüre esas olmaz" hükmüne göre tekerrüre esas alınamayacağı, sanığın adli sicil kaydına göre de tekerrüre esas başka bir hükümlülük kararının da bulunmadığı gözetilmeden, sanık hakkında verilen cezanın TCK'nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, sanıklar hakkında kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hükmedilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden, 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile yapılan değişikliğin karar yerinde yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, 1 No.lu bozma sebebinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2020/1228 Esas, 2022/1873 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Aşkale Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.02.2024 tarihli ve 2022/141 Esas, 2024/71 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin ile sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği farklı gerekçeyle Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.