Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/12539 E. , 2025/24436 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1680 E., 2025/1152 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkem
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/12539 E. , 2025/24436 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1680 E., 2025/1152 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanığın temyiz isteminin, haksız ceza verildiğine, işlemediği bir suçtan cezalandırıldığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat etmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.12.2022 tarihli ve 2021/533 Esas, 2022/942 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 24.09.2024 tarihli ve 2023/987 Esas, 2024/2470 Karar sayılı kararı ile “...1)İlk oturumda iddianame kabul kararı okunmayarak 5271 sayılı CMK'nın 191. maddesine aykırı davranılması, 2)Sanık ... soruşturma aşamasında özetle; suça konu araca 30.06.2021 tarihinde saat 22:00-22:30 sıralarında yolcu olarak bindiğini, aracı ...'ın kullandığını bir iki saat sonra polis tarafından aracın durdurulduğunu beyan ettiği, kovuşturma aşamasında benzer ifadelerde bulunarak polisler tarafından yakalandıkları tarihte ilk kez araca bindiğini beyan ettiği gözetildiğinde, dosya içerisinde bulunan 30.06.2021 tarihli tutanakta suça konu aracın PTS kayıtlarının çıkartıldığı, 19.06.20 21... .06.2021 tarihlerinde aracın kullanan kişin fotoğraflamasının yapıldığı görülmekle, öncelikle sanığın savunması tespit edilerek, görüntülerdeki kişinin kendisi olup olmadığının sorulması, sanığın kendisi olmadığını beyan etmesi halinde bu hususta bilirkişi raporu alınması ve sanığın yakalanmadan önce ki tarihlerde suça konu aracı kullanıp kullanmadığının tespitine çalışılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3)Sanık aşamalardaki savunmalarında suça konu aracı babası ...'in satın aldığını kendisine söylediğini daha sonra babasının tutuklandığı ve aracın ... ile ... tarafından kullanıldığını gördüğünü beyan ettiği gözetildiğinde, sanığın babası ...'nın usulüne uygun şekilde tanık sıfatıyla beyanları tespit edilerek oğlu olan sanığa aracı satın alıp almadığını söyleyip söylemediği, söylemiş ise bu aracı kimden satın aldığı, elinde belge olup olmadığının sorulması gerektiğinin gözetilmemesi, 4)Suça konu aracı kullanırken yakalanan soruşturma aşamasında beyanına başvurulan kovuşturma aşamasında ise dinlenmeyen ...'ın, sanığın savunmaları uyarınca olaya ilişkin usulüne uygun şekilde tanık sıfatıyla beyanları tespit edilerek, suça konu aracı sanık tarafından getirilip getirilmediği, yakalandıkları tarihte aracı kendisinin ne suretle kullandığının sorulması gerektiğinin gözetilmemesi, 5)Sanığın soruşturma ve kovuşturmada bildirdiği cep telefonlarının ve adına kayıtlı cep telefonu numaralarının GSM operatörlerinden sorularak tespiti ile, olay tarihi olan 10.06.2021 tarihi dahil bu tarihten bir gün öncesi ve bir gün sonrasını kapsar şekilde HTS kayıtlarının (arama - aranma mesaj alma ve gönderme) baz istasyonlarını gösterir şekilde temin edilmesi, HTS kayıtlarına göre sanığın kullandığı ve adına kayıtlı hatların suç tarihinde olay yeri civarından sinyal verip vermediği hususlarında bir değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 6)Hırsızlık suçunun mağdurunun ... olduğu, işyeri dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarının mağdurunun ise ... olduğu, bu nedenle hırsızlık suçunun mağdurundan farklı bir mağdura karşı işlendiği anlaşılan işyeri dokunulmazlığını ihlal etme ve mala zarar verme suçlarının uzlaşma kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; sanık ... ile mağdur ... arasında usulüne uygun şekilde uzlaştırma işlemlerinin yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, 7)Mağdur ... olay tarihinden önce sanığın işyerine geldiğini kendisinden borç para istediğini sonrasında sanığın işyerinden ayrıldığını ve işyerinin otomatik kepenk kumandasının yerinde olmadığını fark ettiğini ancak şikayetçi olmadığını beyan etmesi üzerine, sanığın bu suçu daha önce kepenk kumandasını ele geçirmek suretiyle işlediği kabul edilmiş ise de, sanık savunmalarında suçlamaları kabul etmediği de gözetildiğinde olay yeri inceleme raporu, beyanlar ile tüm dosya kapsamından sanığın hırsızlık suçunu haksız şekilde ele geçirilen anahtar ile işlediğine ve TCK'nın 142/2-d maddesinin uygulanmasına dair her türlü şüpheden arındırılmış kesin ve inandırıcı delillerin nelerden ibaret olduğu açıkça belirtilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, 8)Dosya içerisinde yer alan kolluk tarafından tanzim edilen 10.06.2021 tarihli tutanakta suça konu araç yakalandığında üzerinde takılı olan 01... plakanın kayıp plaka olarak arandığının belirtildiği anlaşılmakla, 01... plakanın kaybolması olayı ile ilgili olarak soruşturma/kovuşturma dosyasının araştırılması ile mevut ise dosyasının bir sureti temin edilerek mevcut delillerle bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmemesi, 9)Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanet Memurluğunun 2021/14309 esas sırasında kayıtlı eşyalar hakkında herhangi bir karar verilmemesi,...” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, birinci bentteki bozma nedeninin ise hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 24.09.2024 tarihli ve 2023/987 Esas, 2024/2470 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2025 tarihli ve 2024/640 Esas, 2025/146 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.