Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/14189 E. , 2026/1906 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/11 E., 2025/223 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edileb
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/14189 E. , 2026/1906 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/11 E., 2025/223 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307/3. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanığın temyiz isteminin "tanığın geçmişte yaşadığı tartışmadan dolayı kendisine iftira attığına, tanığın olay gerçekleştiğinde hırsızlık yapan şahsın yüzünü görmediğini beyan etmesine rağmen olaydan bir yıl sonra yürüyüş ve bacak yapısından kendisini teşhis etmesinin olayın akışına aykırı olduğuna, tanığın soyut beyanları ile ve geçmişinde yaptığı hatalar nedeniyle ceza aldığına, olayın gerçekleştiği yerde bulunan kamera kayıtlarının araştırılmasını istemesine rağmen eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna"; sanık müdafiinin temyiz isteminin ise "çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı tanık beyanları ile sanığın cezalandırılmasının hukuka ve kanunlara aykırı olduğuna, dosyada bu tanık beyanı dışında somut delil bulunmadığına, şikâyetçinin katılma talebi ve şikâyeti ile yetkilendirmiş olduğu bir vekili bulunmamasına karşın hukuka ve kanunlara aykırı şekilde sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedildiğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uygulanarak sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Dosya içerisindeki Olay Yeri İnceleme Raporu ve şikâyetçinin aşamalardaki beyanlarına göre, şikâyetçi tarafından kilitlenerek park edilen suça konu aracın sol ön kapı kilidinde zorlama olduğunun belirlenmesi karşısında, sanığın suç tarihinde tanınmamak amacıyla yüzünü gizleyerek, sokak üzerinde park edilen şikâyetçiye ait kilitli aracın sol ön kapı kilidini zorlayarak açıp, bagaj kısmından anahtar ve alyan takımları ile kriko çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-f-h maddesinde tanımlanan suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı Kanun'un 142/2-f maddesi ile uygulama yapılması, sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Şikâyetçinin 13.03.2018 tarihli celsede sanıktan şikâyetçi olmadığını ve katılma talebinin bulunmadığını beyan etmesi karşısında, katılan sıfatı ve vekili de bulunmayan şikâyetçi lehine vekalet ücretine hükmedilmesi Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, hüküm fıkrasından vekalet ücretine ilişkin kısmın çıkartılmasına karar verilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca usul ve yasaya uygun bulunan hükme yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/4. maddesi uyarınca ... Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.