Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/1560 E. , 2025/3925 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4184 E., 2024/3288 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma I- Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hü
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/1560 E. , 2025/3925 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/4184 E., 2024/3288 K. SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, bozma I- Sanık hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.10.2024 tarihli ve 2024/4184 Esas, 2024/3288 Karar sayılı kararının sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü: Sanık hakkında, İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.06.2024 tarihli ve 2024/668 Esas, 2024/795 Karar sayılı kararı ile iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca kurulan 1 yıl hapis cezası ile mahkûmiyet hükmüne konu cezanın türü ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizlerin niteliği karşısında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/2-a. maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE, II - Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır" ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin sanığa kovuşturma aşamasında vekil atanmayarak 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesine aykırı davranıldığına ve adil yargılanma hakkının elinden alındığına, dosya kapsamında sanığın söz konusu suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak bir delil bulunmadığına, sanık hakkında lehe hükümler uygulanmaksızın verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna; sanığın temyiz isteminin, aile büyüklerini peş peşe kaybetmesi sebebiyle psikolojik sorunlar yaşadığına, intihar girişimleri olduğuna, gerçekleştirdiği eylemleri hatırlamadığına, kişilik bozukluğundan kaynaklandığına, tedavi olmak istediğine ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 03.06.2024 tarihli duruşmada suçtan zarar gören Estetikworld Sağlık Hizmetleri A.Ş.'nin davaya katılmasına karar verildiği hâlde gerekçeli karar başlığında taraf sıfatının katılan yerine suçtan zarar gören olarak gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Sanığın dosyaya sunduğu Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından verilen sağlık kurulu raporunda antisosyal kişilik bozukluğu tanısı aldığı anlaşıldığından; sanığın 5237 sayılı TCK’nın 32/1-2. maddesi uyarınca, suç tarihinde işlediği eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme (irade) yeteneğinin bulunup bulunmadığı konusunda tam teşekküllü bir sağlık kuruluşundan sağlık kurulu raporu alındıktan sonra hukuki durumunun değerlendirilip, sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının aynı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 26. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.