Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/3133 E. , 2025/7635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI: 2024/1275 D. İş SUÇ : Karşılıksız yararlanma KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararı
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/3133 E. , 2025/7635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI: 2024/1275 D. İş SUÇ : Karşılıksız yararlanma KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2025 tarihli ve KYB-2025/18213 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, sayaçsız elektrik kullanılmasının müşteki Toroslar Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin suç tarihinden önce özelleşmesi nedeniyle hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, öncelikle sayaç değişim tutanağının düzenlenmesi, laboratuvar raporu alındıktan sonra ödeme bildiriminin tüketiciye iletilmesini müteakip kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlenmesi gerekirken, müşteki kurumun bu sıralamaya uymadan direkt kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlediği ve elektrik enerjisinin tüketim miktarının belirlenebilir olması nedeniyle karşılıksız yararlanma suçunun unsurlarının oluşmadığından bahisle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Somut olayda, 14/09/2023 tarihli kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağına göre şüphelinin elektrik sayacını devre dışı bırakarak, sayaçsız (ölçümsüz) bir şekilde elektrik kullanımı yaptığının tespit edilmesi karşısında, şüphelinin beyanının alınması, kaçak kullanımın tespiti konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu alınması, karşılıksız yararlanma suçu bakımından özel bir etkin pişmanlık düzenlemesi olan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesi gereğince ve kanun koyucunun amacı doğrultusunda katılan kurumun uğradığı zararı, suç tutanakları ile belirlenmiş veya belirlenecek olan vergili ve cezasız tutarı ödemesi halinde hakkında kamu davası açılamayacağı hususu, ödeme süresi ve yerinin şüpheliye bildirilmesini takiben sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Her ne kadar UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre şüpheli ...'nın, merci kararından sonra 31.08.2024 tarihinde öldüğü anlaşılmış ise de, kesinleşen karardan sonraki değişiklikler kanun yararına bozma gerekçesi yapılamayacağından, bu hususun mahallince değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, bir suçun işlendiği ihbarını alan Cumhuriyet savcısı, delil toplayıp maddi gerçeği araştırmaya başlayarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe bulunması hâlinde, aynı Kanun’un 170/2. maddesi uyarınca iddianame düzenleyip kamu davasını açmakla, yeterli şüphe bulunmaması hâlinde ise Kanun’un 172. maddesi uyarınca kovuşturmaya yer olmadığına karar vermekle görevli bulunmaktadır. Buna karşın Cumhuriyet savcısının kararına itiraz üzerine Sulh Ceza Hâkimliğince, Cumhuriyet savcısı tarafından gerekli delillerin toplanmadığının veya araştırmanın olayın özelliğine göre yetersiz ve yüzeysel kaldığının açıkça anlaşıldığı durumlarda, soruşturmanın eksik yapıldığından bahisle, genişletilmesine gerek görürülürse bu husus açıkça belirtilmek suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 173/3. maddesi uyarınca soruşturmanın genişletilmesi kararı verilerek, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunulabilir. Anılan şekilde talepte bulunulmuş ise Cumhuriyet başsavcılığı, belirtilen eksikleri tamamlayıp delilleri topladıktan sonra itirazı incelemek üzere dosyayı yeniden Sulh Ceza Hâkimliğine gönderecektir. Sulh Ceza Hâkimi bu kez dosyayı inceleyip itirazı kabul veya reddedecektir. Şikâyetçi Toroslar Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin, vekili aracılığıyla dosyaya sunmuş olduğu suç duyurusu dilekçesinde özetle, şüpheli ...'nın sayaçtan geçmeden ölçümsüz şekilde elektrik tüketimi yaparak atılı karşılıksız yararlanma suçunu işlediğinden bahisle şüpheli hakkında kamu davası açılmasını talep etmesi üzerine başlatılan soruşturmada, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca söz konusu olayda enerji tüketim miktarının belirlenme imkânının bulunduğu ve bu nedenle müsnet suçun yasal unsurlarının oluşmadığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Dosyada mevcut 14.09.2023 tarihli ve CE2579197 sayılı Kaçak Elektrik Tüketimi Tespit Tutanağında, şüphelinin "sayaçsız - bağlantısız şekilde tüketim yaptığı" şeklinde tespitin bulunduğu, bu tür sayaçsız kullanımlarda tüketim miktarının belirlenmesi engellendiğinden karşılıksız yararlanma suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu, ancak somut dosyada, şüphelinin ifadesine başvurulmadan ve kaçak kullanıma ilişkin vergili cezasız tüketim bedeli belirlenmeden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmakla; buna göre 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 05.07.2012 tarihi sonrasında işlenen karşılıksız yararlanma suçlarında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 163/3. ve 168/5. maddelerine göre soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca şikâyetçi kurumun vergili ve cezasız gerçek zararı bilirkişiye hesaplattırılıp, şüpheliye miktar da belirtilip usûlüne uygun süre verilmek suretiyle “bilirkişinin hesapladığı kurumun cezasız ve vergili gerçek zararını soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi durumunda hakkında kamu davası açılmayacağına” dair bildirimde bulunulması gerektiği ve bildirim sonrası verilen sürede kurumun gerçek zararının soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmesi hâlinde bu bir dava şartı olduğundan 5237 sayılı Kanun'un 168/5. maddesine göre kamu davasının açılamayacağı da dikkate alınarak, şüphelinin ifadesi de alınıp kaçak kullanımı gerçekleştirenin şüpheli olduğunun belirlendiği durumda, zararı tazmin etmez ise şüpheli hakkında kamu davası açılması gerektiği gözetilmeden, anılan hususlarda soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Adana 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 15.03.2024 tarihli ve 2024/1275 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.