Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/5467 E. , 2025/12581 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi Hükümlü hakkında yargılamanın yenilenmesi sonrası kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri U
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/5467 E. , 2025/12581 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi Hükümlü hakkında yargılamanın yenilenmesi sonrası kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulundukları, 7499 sayılı Kanun’un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.01.2020 tarihli ve 2017/15-618 E., 2020/16 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere zamanaşımı hesabında “Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.” şeklindeki 5237 sayılı Kanun'un 66/5. maddesinin kanun yararına bozulmasına karar verilen hükümler yönünden uygulama yerinin bulunmadığı, zira kanun yararına bozulan hüküm sonrasında yerel mahkemelerce yapılan yargılamanın yeniden yapılan bir yargılama olmayıp önceki yargılamanın devamı niteliğinde olması nedeniyle “tekrar muhakeme” veya “tekrar yargılama” ibareleri ile kastedilenin yargılamanın yenilenmesi kurumu olduğu nazara alındığında mahkemece verilen ilk hükmün kesinleşmesinden sonra yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edildiği 15.03.2024 tarihinden itibaren zamanaşımının, 5237 sayılı Kanun'un 66/5. maddesi gereği yeni baştan işlemeye başladığı belirlenerek yapılan incelemede ; Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak, 1-Dosya içerisinde bulunan Adli Tıp Kurumunun 4. Ve 6. İhtisas Dairelerinin raporlarına göre suç tarihinde suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını doldurmamış olduğunun tespit edildiği, savunmasının alındığı oturumda 18 yaşını dolduran suça sürüklenen çocuğun müdafii talebinin olmadığına ilişkin açık bir beyanının olmadığı nazara alındığında suça sürüklenen çocuğun zorunlu müdafii atanmadan sorgusunun yapılması suretiyle CMK'nın 150/2 ve 188/1. maddelerine aykırı davranılması, 2-5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35. maddesi ve Çocuk Koruma Kanunu'nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20 ve 21. maddeleri uyarınca; fiil işlendiği sırada 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılması gerekli olduğu halde, mahkemece sosyal inceleme raporu alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün ve katılan kurum vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.