İçeriğe geç
AC
2. Ceza Dairesi Esas: 2025/8944 Karar: 2025/21312 Tarih: 2025

Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2025/8944 K.2025/21312

2. Ceza Dairesi 2025/8944 E. , 2025/21312 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/241 E., 2025/112 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Özeti

2. Ceza Dairesi 2025/8944 E. , 2025/21312 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/241 E., 2025/112 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi

Karar Detayı

2. Ceza Dairesi 2025/8944 E. , 2025/21312 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/241 E., 2025/112 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince hırsızlık suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Kanun’un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlemediğine ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Adana 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.09.2021 tarihli ve 2020/7 Esas, 2021/406 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf istemi üzerine yapılan inceleme neticesinde, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.12.2022 tarihli ve 2021/2602 Esas, 2022/2400 Karar sayılı kararı ile “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14/10/20 21... /2- 35... /473 Karar sayılı kararı karşısında sanık hakkında TCK'nun 142/2-h ve 143. maddelerinin uygulanması nedeniyle bu maddelerde öngörülen cezanın alt sınırı gözönüne alındığında CMK 150/3 maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği halde zorunlu müdafii atanmadan yargılamaya devamla karar verilmek suretiyle CMK'nun 188/1 ve 289/1-e maddelerine muhalefet edilmesi, sanık hakkında TCK'nın 142/2-h maddesi gereğince mahkumiyetine karar verildiği, TCK'nun 142/2-h maddesinde öngörülen cezanın alt sınırı itibariyle CMK'nın 196/2 maddesi gereğince istinabe yasağı olmasına ve asıl mahkemece sanığın yeniden savunmasının alınmasına karşın sanığın başka mahkeme tarafından alınan ek savunmasına dayanılarak karar verilmek suretiyle savunma haklarının kısıtlanmış olması ve sanığın tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmediğini, görüntülerdeki kişinin kendisi olmadığını daha önceden yanında çalıştığı ve motosiklet tamircisi olan ... isimli kişinin kendisini sürekli yanına çağırdığını gitmemesi üzerine "ben motorumu sattım sattığım kişiye senin kimliğini ve fotoğrafını verdim gelmezsen senin başın yanar" şeklinde sözler söylediğini ve ...'in telefon numarasının 05...35 olduğunu bildirmiş olması, tanık ...'ın hazırlık aşamasındaki beyanında söz konusu motosikleti kimliğinin fotoğrafını çektiği ... isimli şahıs tarafından tamir için kendisine getirildiğini, bu kişinin yanındaki arkadaşının numarası olan 05...35 no'lu telefon numarasını kendisine vermiş olduğunu bildirmiş olması, hakkında ek takipsizlik kararı verilen ...'in şüpheli sıfatı ile alınan beyanında sanığın motosiklet satmak istediğini söylemesi üzerine ikinci el motosiklet alım satımı yapan ... isimli kişiye sanığı yönlendirdiğini, birlikte bu kişinin dükkanına gittiklerini, sanığın parayı alıp motosikleti teslim ettiğini bildirmiş olması karşısında, öncelikle ...'in teşhise yarar fotoğrafları da temin edilip gerek ... gerek sanığın teşhise yarar fotoğrafları tanık ...'a gösterilerek hangisinin motosikleti getirdiği, tamir için mi satış için mi getirdiği hususları sorulup yine gerek ... gerek sanığın teşhise yarar fotoğrafları ile dosya içerisinde bulanan CD gönderilerek hırsızlığa karışan şahsın sanık ... veya sanığın ifadesinde bildirdiği ... olup olmadığı hususunda Ulusal Kriminal Büro'dan bilirkişi raporu aldırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu hususlarda araştırma yapılmadan eksik inceleme ile ve yetersiz yerel bilirkişi raporuna dayanılarak mahkumiyet kararı verilmesi” nedenleriyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılığın aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bozma ilamının birinci ve ikinci fıkrasındaki bozma nedenlerinin hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen yine aynı Kanun’un 289. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.12.2022 tarihli ve 2021/2602 Esas, 2022/2400 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Adana 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.11.2024 tarihli ve 2023/78 Esas, 2024/615 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılığın Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğnâme'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla