Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2025/9391 E. , 2025/14904 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/1038 E., 2008/28 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Memnu hakların iadesi talebinin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞN
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2025/9391 E. , 2025/14904 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/1038 E., 2008/28 K. SUÇ : Hırsızlık İNCELEME KONUSU KARAR : Memnu hakların iadesi talebinin reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.06.2025 tarihli ve KYB-2025/71966 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A-1 maddesinde, "(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması, gerekir" şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, 5237 sayılı Kanun ile diğer kanunlardaki suçlardan mahkumiyetin doğal sonucu olarak hak yoksunluğunun meydana geldiği durumlarda, hak yoksunluğuna neden olan suçun infazını müteakip, yasal şartların yerine gelmesi halinde mahkemesince memnu hakların iadesine karar verilmesi gerektiği gibi, belirtilen koşulların bulunmaması durumunda talebin reddine karar verileceği, somut olayda; sanık hakkında hak yoksunluğuna neden olan dosya kapsamındaki hırsızlık suçundan aldığı cezasının 19/06/2009 tarihinde infaz edildiği ve infaz tarihi üzerinden 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu anlaşılmakla, 5352 sayılı Kanun'un 13/A-1 maddesindeki diğer şartlar değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlardaki hukuka aykırılıklara yönelik olarak gidilebilir. 2. İncelemeye konu dosyada, kanun yararına bozulması talep edilen ve hükümlünün yokluğunda verilen 21.03.2024 tarihli ek kararın yasa yolu bildiriminde, daha önce dosyanın Yargıtay denetiminden geçmiş olduğundan bahisle ek kararın Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verildiği belirtilmiş ise de; yapılan incelemede hükümlü ... hakkında hırsızlık suçundan verilen 24.01.2008 tarihli mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeden kesinleştiği, inceleme dışı hükümlü ... hakkında verilen mahkûmiyet hükümlerinin ise Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 15.03.2010 tarihli kararıyla düzeltilerek onandığı, kaldı ki hükümlü ... hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükmü Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olsaydı dahi, anılan ek karara karşı temyiz yoluna başvurulmasının mümkün bulunmadığı; zira 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’na 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile eklenen “Yasaklanmış hakların geri verilmesi” konu başlıklı 13/A maddesinin (5). fıkrasında, bu kararlara karşı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda öngörülen kanun yoluna başvurulabileceğinin belirtildiği, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8/1. maddesinin, "Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 01.07.2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği ve 5271 sayılı Kanun’un 285. maddesi birlikte değerlendirildiğinde 21.03.2024 tarihli ek kararın bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verilmiş bulunması nedeniyle kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu, buna göre yasa yolundaki yanıltma nedeniyle ek karar tebliğinin usûlsüz olduğu belirlenmekle; incelemeye konu 21.03.2024 tarihli ek kararın usûlüne uygun kesinleşmediği anlaşılmıştır. 3. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu ek kararın, 5271 sayılı Kanun’un 276/2. maddesi uyarınca istinaf yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.