Karar Özeti
2. Ceza Dairesi 2026/1247 E. , 2026/5580 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/326 E., 2025/1044 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik ist
Karar Detayı
2. Ceza Dairesi 2026/1247 E. , 2026/5580 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/326 E., 2025/1044 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak hırsızlık suçundan verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin "Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; "Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir." şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin, atılı suçun sanık tarafından işlenmediğine, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, bu nedenle beraatine karar verilmesine, aksi takdirde ise lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine, kararın usûl ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.06.2022 tarihli ve 2021/377 Esas, 2022/265 Karar sayılı dosyasında verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet Savcısnın istinaf istemleri üzerine yapılan inceleme neticesinde, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 23.01.2024 tarihli ve 2022/2108 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararı ile "...sanığın üzerine atılı suçu kabul etmediği, müsnet suçun tek delilinin mağdurun beyanlarından ibaret olduğu, CMK'nın 210/1. maddesi ile CMK'nın 235/4. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmasının denetlenebilmesi bakımından mağdur ile sanık aynı celsede birlikte dinlenip yüzleştirilip canlı teşhis yapıtırılmadan, özellikle mağdurun hazırlık ifadesindeki beyanı doğrultusunda sanığın elinde "... dövmesi" bulunup bulunmadığı hususu mahkemece sanığın eli kontrol edilip tespit yapılmadan eksik araştırma sonucunda hüküm kurulması; ayrıca; mağdurun hazırlıkta alınan ifadesinde aynen; "....2 şahıs yanıma gelerek bana telefonunu bize ver bir yeri arayacağız dedi ancak ben vermek istemedim. Bana vurarak elimde bulunan telefonumu alarak kaçtılar..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmakla, olayı gerçekleştiren şahısların mağdura nasıl, hangi bölgesine vurduklarının açıklattırılmadığı, vurma eylemine ilişkin adli muayene raporu da bulunmadığından şahısların ayrı ayrı suça katkı sağlayan eylemleri, vurma eyleminin mağdurun hangi bölgesine ne şekilde gerçekleştiği mağdura açıkça sorulup açıklattırılmadan ve sonucuna göre eylemin TCK'nın 142/2-b maddesinde düzenlene hırsızlık suçunu mu yoksa TCK'nın 148/1 veya 149/1-c maddelerinde düzenlenen yağma suçunu mu oluştuğu tartışılmadan sanığın atılı suçu işlediğinden bahisle cezalandırılmasına karar verilmesi,” nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların aynı Kanun’un 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği gözetilerek, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilmek suretiyle yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılıkların giderilmesi yerine, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 30.04.2025 tarihli ve 2024/6-490 Esas, 2025/197 Karar sayılı kararında “…Bölge Adliye Mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl olduklarından hükümsüz sayılmaları gerektiğinin…” kabul edildiği, keza Anayasa Mahkemesinin 12.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 09.01.2025 tarihli ve 2023/33667 sayılı kararı ile de “İstinaf Dairesi kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermiş, bunun sonucunda başvurucunun temyiz kanun yoluna başvurma hakkının elinden alınmasına yol açmıştır. Böylelikle istinaf kanun yolu incelemesine ilişkin kuralların İstinaf Dairesince yapılan yorumun kişilerce öngörülebilecek belirlilikte olmadığı ve kanunun lafzıyla çeliştiği görülmüştür. Diğer bir ifadeyle İstinaf Dairesinin bu kararıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkına kanuni dayanağı bulunmayan bir müdahalede bulunulmuştur. Açıklanan gerekçelerle İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir sebeple bozma kararı vermesiyle gerçekleşen müdahalenin kanuni dayanağının olmaması nedeniyle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine..." hükmedilmekle yukarıda anılan şekilde verilen bozma kararlarının “hukuka açık ve ağır aykırılıkla malûl” olduğunun teyit edildiği dikkate alınmak suretiyle; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 23.01.2024 tarihli ve 2022/2108 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararı ile bozma üzerine verilen Viranşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.11.2024 tarihli ve 2024/70 Esas, 2024/387 Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verilerek, duruşma açılıp, taraflar çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre hukuka aykırılıkların Bölge Adliye Mahkemesince giderilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği Tebliğname'ye değişik gerekçeyle aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.