Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2022/38458 E. , 2023/1111 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/475 E., 2022/745 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz davasının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verile
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2022/38458 E. , 2023/1111 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN; MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/475 E., 2022/745 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz davasının esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği hükmolunan cezanın süresine göre şartları oluşmadığından reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2022 tarihli ve 2017/746 Esas, 2022/155 sayılı Kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun(5237 sayılı Kanun) 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun(3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası ve 5327 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.09.2022 tarihli ve 2022/475 Esas, 2022/745 sayılı Kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca tanzim olunan 07.11.2022 tarihli onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle, yargılama sürecindeki beyan ve iddialarının değerlendirilmediğine, gerekçeli karar hakkı, savunma hakkının ihlal edildiğine, kim tarafından, nasıl ve ne şekilde hazırlandığı, kimlerce servis edildiği belli olmayan ve herhangi bir şekilde doğrulanmamış bir fişleme belgesinin görülmekte olan davaya delil olarak sunulmasının hukuka ve usule aykırı olduğuna, sanığın daha öncesinde de kullandığı bir bankada, yatırım ve ziynetlerini koruma amacıyla hareket etmesinin, aleyhinde delil olarak kullanılamayacağına, dosyada suç tarihinin " 26.10.2017" olarak kabul edildiğine, bu tarihin nasıl belirlendiğinin belli olmadığına, zira 2017 yılı ve sonrasına ilişkin dosyada herhangi bir kanıt bulunmadığına, mülkiyet hakkının ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine, sanığın ByLock kullanmadığına, içeriği somut olarak suça ilişkin olup olmadığı tespit edilemeyen ByLock'un bir delil değeri olmadığına, ByLock'un yasak delil kapsamında olduğuna, mahkumiyet hükmünün 230 uncu maddeye uygun gerekçeyi içermediğine, sanığa ceza verilirken alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesinin ve ceza indirimi yapılmamasının hakkaniyetli olmadığına, beraat taleplerine ve sair sebeplere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü ''... Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yönelik yürütülen 2017/68532 sayılı mahrem hizmetler soruşturması kapsamında gizli tanık Garson'dan ele geçirilen iki adet ... SD kart içeriğinin yapılan incelemesinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emniyet teşkilatı içerisindeki mahrem sorumlu olarak faaliyet yürüten şahısların kimlik bilgileri ile örgütsel konumlarının liste halinde yer aldığı, verinin" PERSONEL-2016 .xlsx” dosyası altında mevcut olduğunun görüldüğü, sanığın EGM Mahrem Sorumlulara ilişkin kimlik bilgilerinin bulunduğu liste içerisinde yer aldığı anlaşılmıştır. Yukarıda ayrıntıları yazılı verinin sanık ile ilgili kısmının orijinal hali, MD5 : 850c83ccd48747b6eb8b6a4fcda51822 SHA1: de1d1abc93db256f214f6799589a4e70fb4722dd HASH değerli olarak DVD ortamında dosya kapsamına dahil edilmiş, yapılan incelemede; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün emniyet mahrem yapılanması içerisinde GÖKHAN (K) kod adı ile BB ANKARA-KB ANKARA-İL CAHİT-İLÇE BAHADIR' bölgesinde ÖĞRETMEN olarak görev yaptığı, elde edilen dijital materyallere göre B vasfında tanımlandığı, yapı içerisindeki son görev yeri başlığı altında BBXM şeklinde tanımlandığı anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık, gizli tanık Garson'dan ele geçen sd kart içeriklerini kabul etmediğini ve ByLock programını kullanmadığını savunmuş ise de gizli tanık Garson'dan ele geçen sd kart içeriğinde yapılan incelemede sanığın kod adının "GÖKHAN" olduğu, sanığa ait 48986 İD ByLock tespit ve değerlendirme tutanağında yapılan incelemede ise kullanıcı profil bilgileri kısmında kullanıcı adının "gökhan06" Adı'nın ise "06Gökhan" olarak yer aldığı görülmekle, elde edilen kayıtların birbiriyle örtüştüğü ve uyumlu olduğu anlaşılmıştır. ByLock tespit ve değerlendirme tutanağındaki bilgi, içerik ve kayıtlar duruşmada sanığa okunmuş ve sanık her ne kadar yukarıda da belirtildiği üzere ByLock programını kullanmadığını savunmuş ise de sanığın kullandığı ByLock programına kayıtlı kişiler arasında örgüt hiyerarşisindeki görev ve konumuna uygun olarak örgüt üyesi emniyet mensuplarının, değişik kurumlarda görevli birçok örgüt üyesi şahsın kayıtlı olduğu ve örgütsel mesajlaşmaların bulunduğu, alınan bilirkişi raporu ile sanığın 20 Mayıs 2015 tarihinde başlayıp ByLock'un 9 adet serverlarına 49,390 kez bağlandığı anlaşılmıştır. Sanığın örgütün finans kaynağı olan Bank ... Bankasında 11.09.2014 tarihinde vadesiz altın hesabı açarak 227,68 gram karşılığı 20,033,11 TL bakiye artışına gitmek suretiyle örgütün talimatıyla hareket ettiği görülmüştür. SANIĞIN SABİT GÖRÜLEN EYLEMLERİNE UYAN SUÇ VASFININ Türk Ceza Kanunu'nun 314/1-2 KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ Dava konusu somut olayda her ne kadar sanığın Türk Ceza Kanunu 314/1 inci maddesi uyarınca terör örgütü kurma ve yönetme suçundan cezalandırılması istenmiş ise de sanığın sabit görülen eylemleri kapsamında sanığın eyleminin TCK 314/1 inci maddesindeki silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçuna mı yoksa TCK 314/2 nci maddesi kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçuna mı vücut vereceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda daha önce açıklandığı üzere; FETÖ/PDY gerek Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla gerekse Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla silahlı terör örgütü olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 314/1-2 nci maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olarak değerlendirilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 314/1 inci maddesinin lafsına dayanarak örgüt kurmak ve örgüt yönetmek eylemlerinin anlamlarını irdelemek gerekmektedir. Örgüt kurmak; suç işleme amacıyla yeni bir örgütün oluşturulması veya var olan yasal bir teşkilatın suç örgütüne dönüştürülmesidir. Amaç suçları işlemek için gerekli olan asgari şartları sağlayarak somut ve fiili bir oluşumun meydana getirilmesi gerekir. Suç işlemek amacıyla örgütün yeniden kurulması ya da yasal çerçevede kurulmuş faal bir örgütlenmenin daha sonra sistemli bir şekilde suç örgütüne dönüştürülmesi de mümkündür. Suç örgütünün oluşabilmesi için fiili birleşme yeterlidir. Ancak muvazaalı bir şekilde mevzuat çerçevesinde kurulmuş siyasi parti, sendika, dernek, vakıf ve şirket veya cemaat görünümdeki oluşumlar da, suç örgütü mahiyeti arz edebilirler. Bu teşekküller bir suç faaliyetinin icrasında bir şemsiye görevi icra etmiş olabilir. Münferit suç vakaları olmamak koşuluyla bu yapılar suç örgütü olarak kabul edilebilecektir. Meşru bir amaç için kurulan bu yapıların sonradan bir suç örgütüne dönüşmesi de mümkündür (Yargıtay 8. Ceza Dairesi 29.11.2006 tarih, 846-8666 Sayılı kararı). FETÖ/PDY'nin tarisel perspektifinde örgütsel yapısı Dünya genelindeki yayılımı ve teşkilatlanması göz önüne alındığında sanığın FETÖ/PDY'nin kurucusu olmadığı izahtan varestedir ve eylemlerinden de bunu söyleme imkanı bulunmamaktadır. Örgüt yönetmek ise; örgütün amaçları doğrultusunda örgütü idare etmeyi, emir ve direktif vermeyi, örgüt içinde inisiyatif ve karar verme gücüne sahip olmayı gerektirir. Örgütün varlığının, etkinliğinin ve gelişiminin sağlanması, hedeflerinin belirlenmesi, program ve stratejilerinin saptanmasını ifade eder. Ancak örgütün faaliyetleri çerçevesinde sadece belirli bir suçun işlenmesini organize edenler bu suçun işlenmesini planlayıp, yönetenler örgüt yöneticisi olarak kabul edilemez. Geniş bir alanda faaliyet yürüten örgütlerin yöneticileri, örgüt yapılanması da dikkate alınarak somut olayın özelliklerine, bu kişilerin örgütün hiyerarşik yapısı içerisindeki konum ve görevlerine göre belirlenmelidir. Bu tür örgütlenmelerde her yöneticinin örgütün tamamını yönetmesi mümkün olmadığından, örgütün bölge, il, ilçe sorumlularının yönetici olup olmadıklarının sorumluluk sahalarındaki örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu da gözetilerek belirlenmesi gerekmektedir. Fail, hiyerarşik olarak örgüt üyeleri üzerinde bulunuyor, geniş bir alanda iş bölümü yapabiliyor, örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunabiliyor, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenebiliyor, bu faaliyetleri denetleyebiliyor ise yönetici olarak kabul edilebilecektir. Bu değerlendirmeler ışığında bakıldığında, sanığın her ne kadar FETÖ/PDY'nin bir çok kurum içindeki yapılanmalarından biri olan Emniyet Mahrem Hizmetler Yapılanması içinde "B" vasfıyla vasıflandırıldığı görülse de, sadece Türkiye'de değil küresel ölçekte yayılan ve teşkilatlanan FETÖ/PDY'nin örgütsel yapısı içinde kendi iradesi ile örgüt üyeleri üzerinde sevk ve idarede bulunamadığı, örgütsel faaliyetlerin organizasyonunda, icrasında, harekete geçiren, engelleyen veya durduran olarak rol üstlenmediği ve bu faaliyetleri denetleyemediği anlaşıldığından, sanığın FETÖ/PDY'nin yöneticisi de olmadığı kabul edilmiş ve sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 314/2 nci maddesindeki silahlı terör örgütüne üye olma suçuna uyduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda sanığın; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimsediğini gösterir şekilde ve örgütün amaçları doğrultusunda yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik arzeden eylem ve faaliyetlerde bulunduğu, örgütle hiyeraşik ve organik açıdan tam bir disiplin içinde bağlı olduğu, bu haliyle sanığın; 15 Temmuz darbe girişimine kadar olan süreçte sözde meşruiyetini toplum nezdinde inanç değerlerini, kamu otoritesi nezdinde ise hukuksal zemini istismar ederek sağlayagelmiş olan FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile organik bağ içine girip hiyerarşik yapısına dahil olarak silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği sabit görülmüş ve cezalandırılması yoluna gidilmiştir. 5237 sayılı TCK'nın 314/2 nci maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın güttüğü amaç ve saik, sanığın FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanılan kriptolu iletişim ağı olan ByLock isimli programı kullanmış olması ve sanığın örgütün emniyet teşkilatı mahrem imam yapılanması içerisinde ÜST DÜZEY "B" VASFINDA gerçekleştirdiği örgütsel faaliyetlerin yoğunluğu, çeşitliliği, tehlikenin ağırlığı, kastın yoğunluğu ve örgüt içindeki konumu göz önüne alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir, Sanığın işlediği suçun silahlı terör örgütü kapsamında olması nedeniyle 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3 üncü ve 5/1 inci maddeleri gereğince cezasında 1/2 oranında artırım yapılmış, Sanığın hakkında çıkarılan yakalama emri üzerine hakkında dava açıldıktan yaklaşık beş yıl sonra yakalanarak ifadesinin alınabilmesi nedeniyle yargılama sırasında kaçan sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 62/1 inci maddesi uyarınca takdiren uygulanmasına yer olmadığına, Sanığın sonuç olarak 9 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA karar verilmiştir...'' B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE a-)Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. b-)Hakkında yakalama kararı bulunan sanık bakımından suç tarihinin temadinin kesildiği iddianame tarihi olan "26.10.2017" tarihi olarak gösterilmesinde hukuki bir isabetsizlik bulunmamaktadır. c-)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı Kararı ile onanarak kesinleşen, Ayrıntıları (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında ve Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetildiğinde; sanığın ByLock'u 48986 ID ve 388408 ID numaraları ile gizliliği sağlamak amacıyla örgütsel haberleşme amacıyla kullandığı, örgütün finans kaynaklarından olan Bank ... isimli bankada örgüt başının talimatı ile uyumlu hesap açılışı ve bakiye artışı olduğu, gizli tanık GARSON'dan elde edilen SD kart içeriğine göre sanığın ''Gökhan'' kod adını kullandığı, sanığın B vasfında yani müdür yardımcısı, zümre başkanı olarak tanımlandığı, dolayısıyla sanığın anılan örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katılıp süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluluk arz eden faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmakla sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. d-)Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, temyiz dilekçesinde ileri sürülen savunmaların özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımın kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla, incelenen hükümde hukuka aykırılık saptanmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin, 12.09.2022 tarihli ve 2022/475 Esas, 2022/745 sayılı Kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.03.2023 tarihinde karar verildi.