İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2023/16611 Karar: 2026/4390 Tarih: 2026

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2023/16611 K.2026/4390

3. Ceza Dairesi 2023/16611 E. , 2026/4390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1474 E., 2023/11 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/390 E., 2022/124 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapma HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 62/1,

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2023/16611 E. , 2026/4390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1474 E., 2023/11 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/390 E., 2022/124 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapma HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 62/1,

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2023/16611 E. , 2026/4390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1474 E., 2023/11 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/390 E., 2022/124 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapma HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 62/1, 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, düzeltilerek onama, bozma Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.02.2021 tarihli, 2019/16-493 esas - 2021/25 sayılı kararında belirtildiği üzere; Adil yargılama, hakkı, ceza muhakemesi hukukunda, sanığa ve mağdura tanınan hakların tümünün kullanılmasını sağlamak ve insan hakları ihlal edilmeden yapılan yargılama olarak tanımlanmakta olup soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamında geçerli olan bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği üzere 20.07.2016 tarihinde tüm yurtta göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir. İstinaf, ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerinin hem maddi hem de hukuki yönden denetlenmesi için kabul edilmiş olan olağan bir kanun yolu olup ikinci derecedir. Temyiz ise kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza daireleri tarafından verilen hükümlerle, bu dairelerin hükme esas teşkil eden ara kararlarına ve 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca iade taleplerine ilişkin ağır ceza mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı başvurulan bir olağan kanun yoludur. İlk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturacağını iddia etmek mümkün değildir. Yargıtayın, görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi, somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmiş olmasına bağlıdır. Olay mahkemelerinin maddi vakıa tespitlerinin, hukuksal denetim yapılmasına olanak sağlamayacak derecede eksik, belirsiz ve çelişkili olması ile bilimin yerleşmiş kuralları, genel tecrübe kaideleri, mantık ve deneyim kuralları ile çatışması durumunda, Yargıtayın incelemesine tabi olması gerekliliktir. Hukuksal denetimin, olay mahkemelerince yapılan maddi vakıa tespitlerinin hukuk kurallarının olaya uygulanması için yeterli olup olmadığının değerlendirilmesini de kapsayacağı, başka bir ifadeyle maddi sorun ile maddi hukuk normlarının ayrılmaz niteliğinden dolayı uygulanan maddi hukuk normlarının hatalı olduğu iddiasıyla yapılan temyiz başvurularında hükmün hukuki yönden denetiminin maddi sorundan ayrılmasının mümkün olmadığı gözden kaçırılmamalıdır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması sonucunda maddi sorunun da hatalı şekilde belirlendiği hâllerde dosyaya yansıyan tüm delillerle birlikte maddi sorun irdelenmeksizin hükmün hukuka uygun olup olmadığının belirlenmesi söz konusu olamayacaktır. Kaldı ki, kanuni düzenlemelerde Yargıtayın temyiz denetimi sırasında maddi sorunu inceleyemeyeceğine ilişkin kısıtlayıcı bir hüküm de mevcut değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.1984 tarihli ve 297-820 sayılı kararında; "...müddeti içinde verilen temyiz istidası hükmün katileşmesine mani olacaktır. Hükmün kesinleşmesi için, kanun yoluna gidilmemesi veya gidilip geri alınması veya temyiz isteğinin ister usulden, ister esastan reddedilmesi gerekir. Yerel cumhuriyet savcısı hükmü sanık aleyhine temyiz etmekle hükmün kesinleşmesini önlemiştir. Bir sanık hakkında bir suçtan verilen hüküm bir bütün teşkil eder, bir noktadan kanun yoluna gidildi veya bozuldu ise o hâlde öteki noktalar kesinleşti demeye yani kısmi kesinleşmeye olanak yoktur. Böylece kesinleşen kısım olmayınca olağanüstü yasal yola da gidilemez (Kunter No:514, s.737). Hâl böyle olunca, hata sonucu görülüp incelenmeyen Yerel Cumhuriyet Savcısının itirazlarının incelenmesi…'" gerektiği karara bağlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyet kararları verildiği, bu sanıklar hakkında terör örgütü propagandası yapmak suçundan açılan kamu davalarında ise "propaganda içeren eylemlerin, üyelik suçunun unsurunu oluşturduğu" kabul edilerek 5271 sayılı CMK'nın 223/-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, verilen bu karara karşı adı geçen sanıklar müdafilerince istinaf başvurusunda bulunularak sanıkların bu suçtan beraatlerine karar verilmesinin talep edildiği, buna karşın temyiz incelemesine konu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 12.01.2023 tarihli ve 2022/1474 - 2023/11 sayılı kararında bu talepler bakımında istinaf incelemesi yapılmadığı ve bir karar verilmediği, temyiz başvurularında terör örgütü propagandası yapmak suçuna ilişkin de temyiz sebepleri ileri sürüldüğü anlaşılmakla, Bölge adliye mahkemesince bu talepler değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün bütünlüğünü bozması, ilk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtayın, görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmiş olmasına bağlı olması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinde, "silahlı terör örgütüne üye olma suçunun yanında propaganda suçundan ayrıca mahkumiyet hükmü kurulmasına hukuki bir engel olmadığı gibi aleyhe istinaf istemi olmaması da dikkate alındığında, hükümlere yönelik temyiz incelemesinin birlikte yapılmasında yasal zorunluluk bulunmadığından, propaganda suçundan kurulan hükümlere dair istinaf istemleri ile ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince her zaman bir karar verilmesinin mümkün görüldüğü" belirtilmiş ise de; ilk derece mahkemesinin değerlendirmesine göre "propaganda içeren eylemlerin, üyelik suçunun unsurunu oluşturduğu"nun kabul edilmiş olması, temyiz incelemesi yapılan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilecek onama veya bozma kararının terör örgütü propagandası yapma suçunu da etkileyebileceği, terör örgütü propagandası yapma suçuna yönelik mezkur temyiz talepleri hakkında bir karar verilmeden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyanın ele alınarak bu konuda bir karar verilebilmesinin mümkün olmaması nazara alındığında, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... müdafilerinin terör örgütü propagandası yapma suçuna yönelik istinaf başvuruları hakkında bir karar verildikten ve bölge adliye mahkemesince verilecek karara ilişkin ek tebliğname düzenlendikten sonra dosyanın gönderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi; Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı sair yönleri incelenmeyen hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 104/3 maddesi uyarınca sanığın tahliye isteminin REDDİNE, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü propagandası yapma suçlarından yargılama yapılmış; ilk derece mahkemesi üyelik suçundan mahkûmiyet, propaganda suçundan ise propagandanın üyeliğin unsuru olduğu gerekçesiyle CMK'nın 223/4-a maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi, sanıkların propaganda suçundan beraat taleplerini içeren istinaf başvurularını değerlendirmemiştir.

Hukuki İlke: Bir sanık hakkında bir suçtan verilen hüküm bir bütün teşkil eder; bölge adliye mahkemesinin, ileri sürülen propaganda suçuna ilişkin istinaf taleplerini değerlendirmeden karar vermesi hükmün bütünlüğünü bozar. Üyelik suçuna ilişkin verilecek onama/bozma kararı propaganda suçunu da etkileyebileceğinden, propaganda suçuna yönelik istinaf başvuruları hakkında karar verilmeden ve ek tebliğname düzenlenmeden dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesi hukuka aykırıdır.

Uygulama Sonucu: Hüküm CMK'nın 302. maddesi uyarınca bozulmuş, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere tevdi edilmiş; sanığın tahliye istemi CMK'nın 104/3. maddesi uyarınca reddedilmiştir.

Dava Strateji Notu: İstinaf aşamasında ileri sürülen bir suça ilişkin taleplerin bölge adliye mahkemesince değerlendirilmemesi, hükmün bütünlüğü ilkesi gereği bozma sebebidir. Savunma, üyelik ve propaganda suçları arasındaki bağı (propagandanın üyeliğin unsuru sayılması) vurgulayarak tüm suçlara ilişkin istinaf/temyiz taleplerinin birlikte incelenmesini talep etmelidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla