Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/16726 E. , 2024/549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/15 E., 2023/113 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma 232/2-c maddesi gereğince verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır. HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/16726 E. , 2024/549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/15 E., 2023/113 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma 232/2-c maddesi gereğince verilen kararın niteliği dikkate alınarak yazılmamıştır. HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarihli ve 2023/15 Esas, 2023/113 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04.10.2022 tarihli ve 2022/23951 Esas, 2022/5411 Karar sayılı bozma kararına karşı verilen direnme kararının, 5271 sayılı Kanun’un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Dairemize gönderildiği belirlenmekle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen direnme kararının; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık müdafii Av. ...'ın duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. GEREKÇE Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarih ve 2023/15 Esas, 2023/113 karar sayılı mahkumiyet hükmünün, Dairemizin 04.10.2022 tarih ve 2022/23951 Esas, 2022/5411 Karar sayılı kararı ile “... İddianamedeki anlatım ve mahkemenin bozma üzerine yapılan yargılama sonucundaki kabulüne göre; ..., ..., ..., ..., ... , ... ve ... hem kovuşturma aşamasında Mahkeme önünde hem de savcılıkta tanık olarak dinlenilmişler, tanık ... ise sadece Mahkeme önünde dinlenilmiştir. Bunlardan ... 21.10.2008 tarihinde, ... 21.10.2008 tarihinde, ... 28.10.2008 tarihinde ve ... 19.01.2009 tarihinde, soruşturma aşamasında tanık sıfatıyla alınan beyanlarını mahkeme önünde inkar etmişler, soruşturma aşamasında alınan beyanlarının incelenmesinde ise adı geçenlere CMK’nın 55. maddesinde belirtilen şekilde yemin ettirilmediği anlaşılmıştır. ... ve ... de, gerek savcılıkta 21.01.2009 ve 15.01.2009 tarihli tanık sıfatıyla alınan beyanlarında ve gerekse mahkeme önünde yine tanık sıfatıyla alınan beyanlarında sanığın örgütsel faaliyetine tanık olmadıklarını anlatmışlardır. Soruşturma aşamasında beyanı alınanlardan son olarak ...’ın savcılık önünde iki beyanının olduğu ve her iki beyanında da yemin ettirildiği görülmüştür. Bunlardan, 10.10.2008 tarihli beyanında sanığın örgütsel faaliyetlerini ayrıntılı olarak anlattığı anlaşılmış, 22.01.2009 tarihli beyanında da ise sanığın örgütsel faaliyetlerde bulunduğuna dair görgüye dayalı bilgisinin bulunmadığını söylemiş, önceki beyanıyla arasındaki çelişki ise giderilmemiştir. Adı geçen tanık mahkeme önünde önceki beyanlarını kabul etmemiş, sanığın terör örgütü ile bağlantısının bulunmadığını anlatmıştır. Soruşturma aşamasında beyanı bulunmayıp ilk kez mahkeme önünde beyanı alınan tanık ..., sanığı en son 1995 yılında gördüğünü söylemiştir. Sanık aleyhinde dosya kapsamında başkaca hukuka uygun olarak elde edilmiş delil bulunmamaktadır. Bu itibarla, sanığın silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil edilememesi karşısında atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bozma ilamı üzerine Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.03.2023 tarih ve 2023/15 Esas, 2023/113 Karar sayılı hükmü ile eski kararda direnilerek; "Mahkememizce yapılan yargılama sırasında mevcut ve araştırma sonucu elde edilen tüm deliller ve değerlendirilmesi neticesinde; sanık hakkında Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 23/02/2009 tarih ve 2009/117 esas sayılı iddianamesi ile "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçundan Mahkememizin 03/06/2013 tarih, 2013/76 esas ve 2013/249 karar sayılı kararı ile verilen 13 Yıl 6 Ay Hapis cezası hükmünün CMK'nın 323/1 maddesi uyarınca iptali ile sanığın uzun süredir yaşadığı Fransa'nın Marsilya kentinde örgütle irtibatlı derneğe gittiği, Marsilya'da sorumlu düzeyde örgütsel faaliyetlere katıldığı, örgütün yapmış olduğu toplantılara katıldığı, Marsilya bölgesinde Türk vatandaşlarından örgüt adına para topladığı, topladığı paraları Türkiye'ye getirip örgüte ulaştırdığı, zaman zaman Hınıs ilçesine gelerek çatışmalarda ölen örgüt mensuplarının taziyelerine gittiği, köylülerle yasadışı PKK terör örgütüne yardım yapılması konusunda konuşmalar yaptığı, çatışmalarda ölen örgüt mensuplarının ailelerine yardım edilmesini köylülerden istediği, böylelikle sanığın eylemlerinin dosya içerisindeki önce tarihli alınan ve itibar edilen birbiriyle uyumlu, ayrıntılı çoğunluk tanık anlatımları ile doğrulandığı anlaşılmakla, sanığın zamana yayılan eylemlerinin bir bütün halinde süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk gösterdiği anlaşılmakla sanığın Silahlı Terör Örgütü PKK/KCK'ya üye olma suçundan cezalandırılmasına karar vermek gerekeceği netice ve kanaatine varılmıştır. Her ne kadar Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 04/10/2022 tarih 2022/23951 Esas ve 2022/5411 Karar sayılı bozma ilamında tanıklar ..., ..., ... ve ...'ın soruşturma aşamasında alınan beyanlarında CMK'nın 55. Maddesinde belirtilen yeminin ettirilmediği belirtilse de, ...'ın Horasan Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 19/01/2009 tarihli beyanında açıkça CMK 55. Maddesine göre yemininin yaptırıldığı, ..., ... ve ...'a da kendilerine yemin ettirileceği belirtilerek yasal haklarının hatırlatıldığı ve tanıkların bildirilen hususları anladıklarını söyleyerek ifade vermişlerdir. Her ne kadar açıkça yemin ettirildiği yazılmasa da yasal haklarının hatırlatıldığı ve tanıkların da bildirilen hususları anladıklarını söylediklerine göre yazım eksikliğinden dolayı ifadelerinin boşa çıkartılamayacağı, ayrıca tanık ... Hınıs Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/7 Talimat sayılı dosyasında 09/04/2009 tarihinde vermiş olduğu ifadede Mahkemede verdiği ifadenin doğru olduğunu söylemiş olup, Mahkemenin aşamalarda farklı ifade veren tanığın ifadesine itibar edebileceği, aksi düşüncenin ilk aşamada olayları anlatan daha sonra bu ifadesinden dönen hiçbir tanığın ifadesine itibar edilemeyeceği, Mahkememizce tanık ...'ın çok ayrıntılı olan 10/10/2008 tarihli ifadesine itibar edilmiş olup, sırf çelişki giderilmedi diye bu tanığın hazırlıkta vermiş olduğu ifadeyi yok saymak hukuki olmayacaktır. Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında Mahkememizin önceki kararında direnilerek sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği", Gerekçesiyle, önceki hükümde direnilmek suretiyle, sanık hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Dairemizce de kabul gören Ceza Genel Kurulu'nun 16.09.2021 tarih ve 2020/15-410 Esas, 2021/405 Karar sayılı kararında: "1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafinin dinlenilmesi ile yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddesinde de yer verilmiştir. Anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır. Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup Yerel Mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK'nın 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı, sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK'nın 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir." denilmiş; Yine, Ceza Genel Kurulu'nun 24.03.2022 tarih ve 2021/16-300 Esas, 2022/201 Karar sayılı kararında da: "Direnme kararının şekil ve usul şartlarına ilişkin olarak her ne kadar Ceza Muhakemesi Kanunu'nda detaylı düzenleyici hükümler bulunmasa da ceza muhakemesi kanunlarının her konuyu ayrıntısıyla düzenlemesi beklenmemelidir. Bu nedenle usûl kanunlarının düzenlemediği alanlar, kişi hak ve özgürlüklerine aykırı olmamak ve kanunun ruhuna uygun olmak şartıyla yorum ve kıyasla doldurulmakta ve bu uygulamalar benimsendikçe teamüle dönüşmektedir. Ceza muhakemesinin amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için delillerin duruşmada ortaya konulmasından sonra, bu delillerden sonuç çıkarma, yani tartışma safhası başlamaktadır. Böylece ortaya konulan delillerle ilgili taraflara 5271 sayılı CMK'nın 216/1. maddesinde belirtilen sıraya göre söz hakkı verilecek ve tartışma imkânı sağlanacaktır. Delillerin tartışılmasında hazır bulunan taraflardan kimin hangi sıra ile söz alacağı, cevap haklarını nasıl kullanacakları ve duruşmanın en son kimin sözü ile bitirileceğine ilişkin CMK'nın "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin duruşma tarihinde yürürlükte olan hâli; “1) Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. 2) Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. 3) Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir” şeklindedir. Buna göre; delillerin tartışılmasında ilk önce söz katılana ve/veya vekiline, daha sonra Cumhuriyet savcısına ve en son olarak da sanığa ve müdafisine veya kanunî temsilcisine verilir. Görüldüğü gibi kanun koyucu, önce iddia, daha sonra da savunma makamını teşkil edenlerin söz alıp görüşlerini açıklaması gerektiğini kabul etmiştir. Cumhuriyet savcısı, katılan ve/veya vekili, sanığın, müdafisinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafisi ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın ve/veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir. Bu, tez (yani iddia) ile antitezin (yani savunmanın) çatışmasıyla, sonuca (yani karara) ulaşılan bir süreç olan muhakeme sonucunda sağlıklı bir karara ulaşabilmenin gerekli ve zorunlu şartıdır." denilmiştir. Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Sanık ... silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nın 314/2. maddesi uyarınca Yerel Mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünün Dairemiz tarafından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle bozulması üzerine Dairemiz bozma nedeninin sanığın lehine olduğu, bozmadan sonra yapılan ve sanık müdafilerinin hazır bulunduğu 28.03.2023 tarihli oturumda; Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra sanık müdafilerine bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, ardından duruşmanın bitirildiği ve direnme hükmü kurulduğu, bozmadan sonra yapılan yargılama sırasında direnme yönünde hüküm kurulmadan ve bu hükme karşı sanığın ve müdafiinin beyanı alınmadan yargılamaya devam olunarak hüküm kurulması, 5271 sayılı CMK'nın 216 ncı ve 307 nci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı bulunmuştur. II. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.03.2023 tarihli ve 2023/15 Esas, 2023/113 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.