Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/22567 E. , 2025/25064 K. "İçtihat Metni" İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/235 E., 2023/176 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım etme, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme HÜKÜM : Sanıklar ..., ... ve ... hakkında; TCK’n
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/22567 E. , 2025/25064 K. "İçtihat Metni" İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/235 E., 2023/176 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım etme, devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme HÜKÜM : Sanıklar ..., ... ve ... hakkında; TCK’nın 309/1; 3713 sayılı Kanun’un 5/1; TCK’nın 39/2-c maddesi delaletiyle 39/1, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ayrı ayrı verilen mahkumiyet, Sanık ... hakkında; TCK'nın 327/1, 43, 62, 53... . maddeleri uyarınca mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bozma üzerine ilk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurularının süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık ... ve müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin, ilk derece mahkemesinde silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda savunmaya yeterli imkan sağlanıp bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşaması ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik CMK'nın 299. maddesi gereğince takdiren REDDİNE, Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Dairemizin 2025/197 esas sayılı dosyası ile aynı gün yapılan incelemede; 1. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmeye yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanıklar müdafileri, sanık ... ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde; Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanıklar müdafileri, sanık ... ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2. Sanık ... hakkında devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde; Devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etme suçu 5237 sayılı TCK'nın 327. maddesinde; "(1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Yasaklanan bilgileri temin etme suçu ise 5237 sayılı TCK'nın 327. maddesinde; "(1) Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin eden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde düzenlenmiştir. 5237 sayılı TCK’nın 326, 327, 328, 329, 330, ve 331. maddelerinde devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgiler hakkında düzenleme yapılmış iken, Kanunun 334, 335, 336, 337, 339. maddelerinde ise, yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı bilgilerden söz edilmektedir. Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı bilgiler de Kanun'un devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk bölümünde düzenlendiği için bu maddelerin temas ettiği bilgilerin de devlet sırrına ilişkin olması gerekmektedir. Her iki tür bilginin nitelikleri itibarıyla gizli kalması gerekmesi aranmıştır. Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgiler kendiliğinden devlet sırrı niteliğine sahip iken; yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı bilgiler açısından kanunla ya da idarenin düzenleyici işlemleri ile bilgi devlet sırrı vasfını kazanmaktadır. 5237 sayılı TCK’da aynı neviden fikri içtima, zincirleme suçun düzenlendiği 43. maddenin ikinci fıkrasında, farklı neviden fikri içtima ise Kanun'un 44. maddesinde hüküm altına alınmıştır. Farklı neviden fikri içtima 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesinde; ‘İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.’ şeklinde düzenlenmiş olup hükmün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir. Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde ‘non bis in idem’ kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, Erime Sistemini benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağırının cezasının verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir. Bu bağlamda, ‘Tek fiil’ veya ‘Bir fiil’den ne anlaşılması gerektiğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi bu hareketlerin hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Fikri içtimada da fiil ya da hareketin tekliği, doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmayı ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki tek bir fiili oluşturmaktadır. Kanuni istisnalar dışında, hukuki anlamda tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi hâlinde, bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren fiilin cezasına hükmolunması kanun gereğidir. Anılan suçlar yönünden içtima edilmesinde özel bir hüküm bulunmadığından bu hususta TCK'nın 42... . maddeleri uyarınca genel hükümler uygulanacaktır. 5237 sayılı TCK’nın, genel prensibinin gerçek içtima olduğunda tereddüt yoktur. Kanunun fikrî içtimaı düzenleyen 44. maddesine göre, işlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır. Anılan maddenin uygulanması için ön şart, olayda maddi içtima kurallarının tatbiki imkanının bulunmaması ve fikri içtima yasağını öngören özel bir düzenlemeye yer verilmemiş olmasıdır. İncelemeye konu fiiller bakımından "temin etmek" fiilinin suçların tehlike suçu olmaları nedeniyle ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi de aranmayacağından tek fiil olduğunda kuşku yoktur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanık ... uhdesinde tespit edilen ve adli emanetin 2017/1068. sırasında kayıtlı bulunan üzerinde "NATO GİZLİ" ve "GİZLİ" yazılı belgelerin, dosya münderecatında bulunan Genelkurmay Başkanlığı İnceleme Sonuç Yazısına göre 16'sının TCK'nın 334/1, 30'unun ise TCK'nın 327/1. maddesi kapsamında kaldığının bildirilmesi karşısında, farklı zamanlarda temin edildiklerine dair her türlü kuşkudan uzak yeterli ve kuvvetli delil bulunmadığı ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince anılan belgelerin temininin tek fiil olarak kabulü gerektiği gözetilerek; 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca sanığın daha ağır hüküm içeren TCK'nın 327. maddesinde düzenlenen devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgileri temin etme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince sanığın yasaklanan bilgileri temin suçundan da ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirlenmekle; Esası temyizen incelenemeyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği mümkün görülmekle yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre şartları oluşmadığı halde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle yazılı şekilde sanığa fazla ceza tayini, Kanuna aykırı, sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükümlerin, 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Gaziantep 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.