Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2023/5603 E. , 2025/5971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/221 E. - 2019/528 K. SUÇ : Siyasal veya askeri casusluk İNCELEME KONUSU KARAR : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında silahlı
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2023/5603 E. , 2025/5971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/221 E. - 2019/528 K. SUÇ : Siyasal veya askeri casusluk İNCELEME KONUSU KARAR : 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak ve siyasal veya askeri casusluk suçları nedeniyle başlatılan soruşturma neticesinde açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarih ve 2019/221 Esas - 2019/528 sayılı Kararı ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan sanığın mahkumiyetine, siyasal veya askeri casusluk suçu yönünden ise sanığın mahkumiyetini gerektirir yeterli delil bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Siyasal veya askeri casusluk suçu yönünden verilen beraat kararı istinaf edilmediğinde kesinleşmiştir. Siyasal veya askeri casusluk suçu yönünden verilen ve istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen bu karar aleyhine Milli İstihbarat Teşkilatı vekilinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.01.2023 tarihli ve 94660652-105-06-7583-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve 2023/8521 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme suçundan sanık ...'in beraatine dair Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/221 Esas, 2019/528 sayılı Kararını kapsayan dosya incelendi. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Siyasal veya askerî casusluk" başlıklı 328/1. maddesinde "(1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden ..." şeklinde tanımlanan suçun maddi unsurunun, suça konu bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin etmek olduğu, bilginin temini için kullanılan vasıtanın önemi olmadığı gibi bilgiyi içeren belgenin elde edilmiş olmasının ve temin edilen bu bilginin başkasına verilmesinin şart olmadığı, suç gizli kalması gereken bilginin temin edilmesiyle tamamlanmış olacağı, ayrıca bahse konu suç bakımından kastın belirlenmesinde; failin kişilik özellikleri, bilgilerin temin edilme zaman ve yeri, bilgilerin temin edilme yöntemi, fail bir örgüt mensubu ise örgütün amaç ve faaliyetleri gibi kriterlere bakılması, özel olarak istihbaratta görevlendirilmiş kişilerin izinsiz bilgi paylaşımı halinde casusluk maksadının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, Dosya kapsamına göre, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/221 Esas, 2019/528 sayılı Kararının gerekçesinde "... Sanığın kod isim kullanması (Servet-Ümit), örgütle irtibatlı kuruluşlarda terör örgütü olarak vasıflandırıldığı tarihe kadar çalışması, örgütün İllerde en üst yöneticisi ile birlikte ilin iki numaralı örgüt yöneticisi (ED-Eğitim danışmanı) olarak örgüt mensuplarının, örgütün mahrem olmayan alanlarında (dershane,okul,ticari şirketler vs...) veya mahrem alanda görevlendirmesi hususunda karar vermesi, ... mahrem alanda faaliyet gösterem MİT kurumuna sızan şüphelilerin örgüt bağlılığını devam ettirme ve devlet sırrı içirin bilgileri üstlerine aktarma amacıyla büyük bir gizlilikle görüşmeler gerçekleştirme şeklindeki, sürekli, çeşitli, yoğun eylemleri ile Yargıtay 16. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere; silahlı terör örgütü üyeliği suçunun silahlı bir örgütün kuruluş ve amaçlarının faaliyet ve eylemlerinin benimsenerek gönüllü olarak örgütün hiyerarşisine dahil olmayı tercih etmek suretiyle işlediği ..." şeklinde yer alan açıklama nazara alındığında, sanığın örgüt yapılanması içerisinde kendisine bağlı bulunan MİT çalışanından, devlet sırrı niteliğindeki bilgileri raporlayarak bildirmesini istemesi suretiyle atılı suçu işlediğinin sabit olduğu ve sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1.Sanığın 07.06.1981 Nevşehir doğumlu olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı okullarda çalışma kaydının bulunduğu tespit edilmiştir. 2.Sanık hakkında, Bylock programını kullandığına ilişkin tespit ve mahrem yapıda yer aldığına dair tanık beyanlarına dayanılarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2019 tarihli ve 2018/43648 Soruşturma sayılı iddianamesi ile silahlı terör örgütü kurma veya yönetme ve siyasal veya askeri casusluk suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 3.Yapılan yargılama neticesinde Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/221 Esas - 2019/528 sayılı Kararı ile sanığın değişen suç vasfına göre silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, siyasal veya askeri casusluk suçundan ise üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığında beraatına karar verilmiştir. 4.Söz konusu karar sadece silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yönünden sanık müdafi tarafından istinaf edilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin 31.01.2020 tarihli ve 2019/1605 Esas - 2020/124 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesi kararının sanık ve müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.09.2021 tarihli ve 2021/2316 Esas - 2021/9117 Karar sayılı kararı ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi üzerine silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hükmedilen mahkumiyet kararı kesinleşmiştir. 5.Sanık hakkında siyasal veya askeri casusluk suçundan hükmedilen beraat kararı ise 27.09.2019 tarihinde istinaf kanun yoluna başvuru yapılmaksızın kesinleşmiştir. 6.Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı tarafından sunulan 18.02.2022 tarihli dilekçe ile sanığın örgütün MİT mahrem yapılanmasında yer aldığı, dilekçe ekinde sunulan bilgi notunda yer alan şahısların etkin pişmanlık kapsamında vermiş oldukları ifadelere göre sanığın siyasal veya askeri casusluk amacıyla bilgi temin ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle, sanığın üzerine atılı siyasal veya askeri casusluk suçunun unsurları oluştuğu halde beraat kararı verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğu belirtilerek, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden söz konusu kararın kanun yararına bozulması için talepte bulunulduğu anlaşılmıştır. 7.Adalet Bakanlığının, 12.01.2023 tarihli ve 94660652-105-06-7583-2022-Kyb sayılı yazısı ile Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2019/221 Esas - 2019/528 sayılı Kararının CMK 309 uncu maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve 2023/8521 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler 5237 sayılı TCK'nın 328 inci maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 217 nci ve 223 üncü maddeleridir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın kapsamı, sanığın beraatine karar verilen eylemin kararın verildiği tarihteki delil durumuna göre suç oluşturup oluşturmadığı ile hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkması nedeniyle CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada tartışılıp değerlendirilmeyen fakat suçun sübutu bakımından belirleyici nitelikte olduğu değerlendirilen delilin, CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince verilen beraat kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesi ile kanun yararına bozma yasa yoluna konu olmasına imkan verip veremeyeceğine ilişkindir. Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır. 14.11.1977 tarihli ve 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 03.04.2012 tarih 2011/10-438 Esas - 2012/141 Karar; 10.05.2011 tarih 2011/6-80 Esas - 2011/90 Karar; 14.12.2010 tarih 2010/4-210 Esas 2010/259 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere; sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur. Sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların yukarıda sayılan, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur. Yüksek Ceza Genel Kurulu da aynı görüştedir. (23.6.2009 t ,2009/7-69,176 sy) Ancak ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 tarih 260/281 sayılı kararında da açıklandığı üzere; olaya ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmişse, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozmaya gidilemez. Diğer taraftan AİHS'nin 6. ve Anayasanın 36/1. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında kalan ve ceza yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan "çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem" kuralı gereğince, nihai bir kararla mahkum edilen ya da beraat eden kimse, aynı egemenlik alanı içinde aynı fiilden dolayı yeniden yargılanamaz ve cezalandırılamaz. AİHS 7 nolu protokolün 4. maddesi ile Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 14/7. maddeleri de bu kuralı güvenceye bağlamıştır. Yukarıda değinildiği gibi kanun yararına bozma talebine ilişkin inceleme, talebe esas teşkil eden hüküm ya da kararın tesis edildiği tarih ve şartlar itibariyle değerlendirilmesini gerekli kılar. Hüküm ya da karar tarihinden sonra ortaya çıkan deliller, şartları varsa "yargılamanın yenilenmesini" gerektirebilir ise de kesinleşen hüküm veya kararı "kanun yararına bozma talebinin" konusu haline getiremez. Aksi düşünce hem kesin hükmün otoritesini sarsar hem "çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem" kuralını ihlal eder hem de hukuk güvenliğini zedeleyerek toplumsal tedirginlik ve huzursuzlukları besler. Bu açıklamalar ışığında ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Siyasal ve askeri casusluk suçu 5237 sayılı TCK'nın 328. Maddesinde "Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casusluk maksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. Şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 28.06.2016 tarih 2016/638 Esas - 2016/4601 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere siyasal ve askeri casusluk suçunun maddi unsuru; suça konu bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla “temin etmek” tir. Bilginin temini için kullanılan vasıtanın önemi olmadığı gibi bilgiyi içeren belgenin de elde edilmiş olması ve temin edilen bu bilginin başkasına verilmesi şart değildir. Suç, sır olan bilginin temin edilmesiyle tamamlanmış olur. Suçun tamamlanması için bilginin başkasına aktarılması şart değildir. Kovuşturma aşamasında tanık olarak beyanı alınan .... isimli şahsın hem hazırlık aşamasındaki hem de duruşmada tanık olarak alınan beyanlarında sanığa herhangi bir bilgi verdiğine dair bir anlatımının bulunmadığı, yine davanın sonuçlandırılmasına kadarki süreçte tanık olarak dinlenilen diğer şahıslarında beyanlarında da sanığın siyasal veya askeri casusluk maksadıyla bilgi temin ettiğine dair herhangi bir anlatımlarının bulunmadığı nazara alındığında ilk derece mahkemesince, kararın verildiği tarihteki mevcut delil durumuna göre sanığın üzerine atılı siyasal veya askeri casusluk suçundan beraatına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Burada tartışılması gereken bir diğer husus; kanun yararına bozma talebinde bulunan Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı tarafından sunulan 18.02.2022 tarihli dilekçe ekinde yer alan .... ve .... İsimli şahısların etkin pişmanlık kapsamında vermiş oldukları ifadelerinde, sanığın siyasal veya askeri casusluk maksadıyla bilgi temin ettiğine dair bir kısım anlatımlar nedeniyle, ilk derece mahkemesince verilen ve istinaf edilmeden kesinleşen beraat hükmünün kanun yararına bozma konusu yapılıp yapılamayacağıdır. MİT Başkanlığı tarafından sunulan dilekçe ekinde adı geçen .... isimli şahsın hazırlık aşamasında alınan ifadesine ilişkin tutanağın ve teşhis tutanağının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 21.12.2023 tarihli ve 2023/14430 Soruşturma sayılı yazısı ile davaya konu işbu dosyaya delil mahiyetinde gönderildiği; yani söz konusu ifade tutanağının sanık hakkındaki siyasal veya askeri casusluk suçundan verilen beraat kararının kesinleştiği 27.09.2019 tarihinden ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay'ca onanarak kesinleştiği 29.09.2021 tarihinden çok sonra dosyaya geldiği tespit edilmiştir. Yine MİT tarafından sunulan aynı dilekçede ismi geçen diğer kişi olan .... isimli şahsın beyanlarının ise işbu dosyaya hiç gönderilmediği, sadece dilekçe ekinde sunulan bilgi notunda ifadesinin ilgili kısmının yer aldığı anlaşılmıştır. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 15.11.2019 tarihli ve 2018/6615 Esas - 2019/7028 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; suçun sübutu bakımından belirleyici nitelikte olan ancak hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan ve 5271 sayılı CMK'nın 217 nci maddesi gereğince duruşmada tartışılıp değerlendirilmeyen delillerin, kesinleşen hükmü kanun yararına bozma talebinin konusu haline getiremeyeceği gözetilerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. II.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Soruşturma dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi.