İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2024/11283 Karar: 2024/10915 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2024/11283 K.2024/10915

3. Ceza Dairesi 2024/11283 E. , 2024/10915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık Nitelikli Dolandırıcılık:17.10.2011 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan ... vekili, müşteki ... vekili

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2024/11283 E. , 2024/10915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık Nitelikli Dolandırıcılık:17.10.2011 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan ... vekili, müşteki ... vekili

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2024/11283 E. , 2024/10915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık Nitelikli Dolandırıcılık:17.10.2011 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan ... vekili, müşteki ... vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret - İade - Onama - Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, ... ile ... Genel Müdürlüğünün, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan ... Genel Müdürlüğünün doğrudan doğruya zarar görmediği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarıca mezkûr suçlardan açılan kamu davalarına katılma haklarının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçlardan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunmadığı dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümleri temyize hak ve yetkilerinin olmadığı; Ayrıca katılanlar vekillerinin itirazı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesinin, 13.04.2023 tarihli ve 2023/130 değişik iş sayılı sayılı kararı ile itirazlarının reddine karar verildiği, Sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin verilen mahkumiyet kararına karşı Hazine ve Maliye Bakanlığının temyiz talebi yönünden, İlk Derece Mahkemelerince verilen beş yıldan az hapis ve adli para cezasına mahkumiyet kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının, 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca temyiz edilemez nitelikte olduğu anlaşılarak yapılan incelemede; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.04.2022 tarihli ve 2021/154 Esas, 2022/121 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 221/4-1 ve CMK 223/4-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 28.03.2023 tarihli ve 2022/576 Esas, 2023/411 sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik sanık ... müdafii, katılanlar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 16.05.2024 tarihli ve ret, iade ve onama görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ -Katılan vekillerinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanığın üzerine atılı suçların sabit olduğu ve hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğine, 2. Temyiz dilekçesinde belirtilen diğer sebepler ve sair hususlara, -Sanığın temyiz sebepleri özetle hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat kararı verilmesine İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza verilmesine yer olmadığına ve dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmış ve esastan ret kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE Silahlı terör örgütüne üye olmak suçu yönünden yapılan incelemede: Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (Kapatılan )16. Ceza Dairesinin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm İşlemek İçin Örgütlenme, s. 383 vd.) Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... Özel Kısım s.263-266, ... Cürüm İşlemek İçin Örgüt s. 28, Özgenç Genel Hükümler s.280). Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Somut olay değerlendirildiğinde, sanığın 24.05.2015 tarihinde ... Şube Müdürlüğünde "Müşteki/ifade sahibi" sıfatıyla verdiği ifadesinde ve 14.01.2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında 2015/18314 sayılı soruşturmada "tanık" sıfatıyla verdiği ifadesinde örgütle olan ilşkisini detaylı bir şekilde anlattığı, örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde faydalı bilgiler verdiği, ... örgütlenmesi içinde bulunduğu ama daha sonra örgütün gerçek yüzü ortaya çıkmaya başlamadan ilişkilerini kestiğini beyan ettiği, bu şekilde hakkında herhangi bir soruşturma işlemi bulunmadan bildiklerini anlatmak suretiyle ve sonrasına ilişkin herhangi bir örgütsel bağlantı ve faaliyetinin de tespit edilememesi karşısında, sanığın atılı suçtan beraati yerine yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili ile ... vekillerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, ... vekilinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde: Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle, anılan Bakanlık ve Genel Müdürlük vekillerinin kurulan hükümlere ilişkin istinaf başvurusunun sıfat yokluğundan reddine dair karara yönelik temyiz isteminin, bahse konu kararın 5271 sayılı Kanun'un 279 uncu maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, itiraz merciince de bu konuda bir karar verilmiş olması nedeniyle Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, B. ... vekilinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde: Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçuna ilişkin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİNE, C. Sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçudan verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde: Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 28.03.2023 tarihli ve 2022/576 Esas, 2023/411 sayılı Kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla