Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/11792 E. , 2024/13595 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/980 E., 2020/1040 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarih ve 2020/22 - 2020/52 sayılı kararı SUÇ :Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, tasarlayarak kişinin yerine getirdiği
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/11792 E. , 2024/13595 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/980 E., 2020/1040 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.01.2020 tarih ve 2020/22 - 2020/52 sayılı kararı SUÇ :Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, tasarlayarak kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 01.02.2018 tarih ve 7079 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi ile değişik CMK'nın 299/1 inci maddesi uyarınca takdiren reddine, karar verilmekle, gereği düşünüldü: Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; A.Sanık hakkında Cumhuriyet savcısının kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürmeye teşebbüs suçuna yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde; Oluşa ve dosya kapsamına göre; anılan bölgede silahla nöbet tutan ancak bizzat silahlı çatışmaya katıldığı her türlü şüpheden uzak kesin şekilde kanıtlanamayan sanığın eyleminin sabit olmaması gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu anlaşılmakla; Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Sanık hakkında Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yönelik temyiz başvurularının incelenmesinde: Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre; PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı bilinen bir gerçektir. Somut olayda her ne kadar tanıklar ... ve ...'un kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında hazırlık beyanlarından dönmüşlerse de, kollukta müdafisiz olarak yaptıkları teşhisleri daha sonra Cumhuriyet savcısı huzurunda kabul ettiği görülmekle, CMK'nın 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince soruşturma aşamasında alınan beyanların hukuka uygun olduğu, yine 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu'nun 9/8 maddesine göre gizli tanık beyanının tek başına hükme esas teşkil edemeyeceği ilkesi de gözetilerek, her ne kadar yargılama aşamasında gizli tanığın tefrik öncesi gizli tanıklığı kalktığı için mahkeme huzurunda ifadesine başvurulamamışsa da mezkur dosyada gizli tanık beyanlarını destekleyen tanıklar ... ve ...'un teşhislerinin olması nedeniyle savcılık huzurunda dinlenen ve teşhiste bulunan gizli tanık beyanları da sanık aleyhine değerlendirilmiş, bu beyanların hükme esas alınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.¸ Sanığın bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, bu kapsamda; sanığın 02.03.2016 günü Sur ilçesinde çatışmaların devam ettiği sırada bir kısım şüphelilerle birlikte güvenlik güçlerine teslim oldukları, Polis Kriminal Uzmanlık Raporuna göre, sanıktan alınan Svap örneklerinde HMX ve RDX kalıntılarının tespit edildiği, bu kapsamda dosya kapsamında yer alan tanıklar ... ve ...'un kolluk beyanlarında, sanık ile ilgili kaleşnikof marka silahla nöbet tuttuğunu beyan ettikleri ve her ne kadar mahkeme aşamasında beyanlarından dönmüşseler de beyanlarını savcılık aşamasında kabul ettikleri yine gizli tanık Mudanya'nın savcılık huzurunda sanık hakkında ifade ve teşhis işleminde '' teröristlere bombalı düzenekte kullanılmak üzere 2 büyük mutfak tüpü verdi'' şeklinde beyanda bulunduğu görülmekle, sanığın sübutu kabul olunan, silahlı terör örgütünün stratejisi doğrultusunda silahlı nöbet tutma şeklinde tezahür eden eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip sanığın eylemlerinin TCK'nın 302 nci maddesinde düzenlenen Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma suçunu oluşturacağı gözetilmeden delillerin hatalı değerlendirilmesi ile suç vasfında düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarı, bozma nedenleri, kaçma şüphesi ve tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alındığında, sanık müdafiinin tahliye talebinin reddi ile tutukluluk halinin devamına, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304 üncü maddesi uyarınca Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.