İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2024/2345 Karar: 2024/7618 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2024/2345 K.2024/7618

3. Ceza Dairesi 2024/2345 E. , 2024/7618 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2021/67 E., 2022/512 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurumları aleyhine olacak şekilde nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZ ED

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2024/2345 E. , 2024/7618 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2021/67 E., 2022/512 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurumları aleyhine olacak şekilde nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZ ED

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2024/2345 E. , 2024/7618 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2021/67 E., 2022/512 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurumları aleyhine olacak şekilde nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 06.12.2023 tarihli ve 2022/32344 Esas, 2023/10004 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.01.2024 tarihli ve 3- 2022/85427 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ İtirazın konusu, sanık hakkındaki beraat hükümleri yönünden sanık lehine vekalet ücretinin temyiz edilebilir olup olmadığına dairdir. Sanık müdafii ve katılan vekili tarafından tarafından temyize konu edilmeyen, tebliğnamede görüş bildirilmeyen ve ilamda incelemeye konu edilmeyen "terör örgütüne üye olmak" suçunun karar başlığından çıkarılması gerektiğine ilişkin maddi hatanın düzeltilmesi talebidir. 26.05.1935 tarih ve 111-7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; "Ceza davalarındaki yargılama giderlerinin hükmün tamamlayıcı bir parçası (mütemmim cüzü) olduğu, bu sebeple ilamlarda açıklanması ve kime yükletileceğinin belirtilmesi gerektiği, yargılama giderleriyle ilgili kararların da Yargıtay incelemesine tabi olup kendiliğinden temyiz yeteneğinin bulunduğu" sonucuna ulaşılmıştır. Bu anlamda yargılama gideri olduğunda şüphe bulunmayan vekalet ücretinin münhasıran temyizinin mümkün olduğunda şüphe yoktur. Öte yandan, ayrıntılarına Ceza Genel Kurulunun 01.10.2013 tarih ve 231-396 ile 1304-397 sayılı kararlarında da yer verildiği üzere vekalet ücreti ile sınırlı inceleme yapılırken temyiz edilebilirlikte ölçü; "Ceza Genel Kurulunun 15.11.2011 gün ve 213-227 ile 09.03.2010 gün ve 237-51 sayılı kararlarında belirtildiği üzere; 04.06.1936 gün ve 12-14 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında, zoralım kararlarının temyiz edilebilme sınırlarının saptanmasında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun esas alınması gerektiği açıkça vurgulanmış olup, bugüne kadar istikrarlı olarak devam eden bu uygulama 5237 sayılı TCK'nın ve 5271 sayılı CMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra da sürdürülmüştür. Buna karşın yargılama giderleri ya da bu giderlerden olan vekalet ücreti ile ilgili olarak HUMK'un 427 nci maddesinin esas alınacağına ilişkin bir kabul hiçbir dönemde oluşmamıştır. Yerleşmiş yargısal kararlarda, 1412 sayılı CMUK'un 305 inci maddesi uyarınca hükmolunan adli para cezası miktarının, HUMK'un 427 nci maddesi uyarınca da müsaderesine karar verilen eşyanın değerinin temyiz edilebilirlik sınırında ölçü alınması gerektiği belirtilmiş, yargılama giderleri ve bu giderlerden olan vekalet ücreti ile ilgili olarak asıl hükme tabi bulunduğu ve asıl hükmün tamamlayıcı parçası olduğu açıklanarak, vekalet ücreti ile diğer yargılama giderlerinin miktarı temyiz edilebilirlik açısından değerlendirmeye esas alınmamıştır. Buna göre yargılama gideri hüküm niteliğinde olmayıp, hükme bağlı tamamlayıcı bir parça olarak kabul edildiğinden, kanun yolu açısından asıl hükmün bağlı olduğu kurallara tabi olduğu gibi, yalnızca vekalet ücreti ile sınırlı bir temyiz başvurusunun yapıldığı durumlarda da, temyiz edilebilirlik sınırı olarak HUMK'un 427 nci maddesindeki düzenleme belirleyici olmayacak ve asıl hükmün tabi olduğu temyiz edilebilirlik ölçüsü esas alınacaktır. Bu konuda hukuk yargılama usulünün ilgili hükümleri incelendiğinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Özel Dairelerce vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin asıl hükümden bağımsız olarak temyiz edilebilecekleri kabul edilip, bu halde de temyiz edilebilirlik sınırı açısından asıl hükme konu müddeabih değerinin esas alındığı, miktar itibarıyla yargılama gideri ya da vekalet ücretlerinin temyiz edilebilirlik yönüyle değerlendirmeye esas alınmadığı görülmektedir. Diğer bir anlatımla, yargılama gideri ya da vekalet ücreti ile sınırlı yapılan temyiz başvurularında, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci maddesindeki sınır açısından temyize konu vekalet ücreti miktarı hukuk yargılama usulünde dahi ölçü alınmamaktadır. Görüldüğü gibi, sanığın beraatine karar verilen durumlarda, hükmün yalnızca sanık ya da müdafii tarafından sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle temyiz edilmesi halinde, vekalet ücreti ile sınırlı olarak inceleme yapılacak, temyiz edilebilirlikte esas hükme bağlı kalınarak, vekalet ücretinin miktarı ile bağlantılı olarak Hukuk Usulü Muhakemesi Kanunu'nun 427 nci maddesi esas alınmayacaktır. Öte yandan, 1412 sayılı CMUK'un 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan ve "Temyizi kabil olan ve olmayan hükümler" başlıklı 305 inci maddesinde bir kısım hükümlerin kesin olduğu açıklanmış olup, buna göre yukarı sınırı onbin lirayı geçmeyen para cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri kesin olduğundan, temyiz edilemeyecektir. Kesin olduğu belirtilenler dışındaki hükümlerin ise temyizi mümkün olduğundan, yukarı sınırı onbin lirayı geçen para cezasını ya da hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı verilen beraat hükümleri temyize tabi olacaktır." şeklinde izah edilmiştir. CMK'nın temyizi düzenleyen 286.maddesinin; "(1) Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri temyiz edilebilir. (2) Ancak; g) On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…)[111] istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları, Temyiz edilemez. (3) (Ek:17.10.2019-7188/29 md.) İkinci fıkrada belirtilen temyiz edilemeyecek kararlar kapsamında olsa bile aşağıda sayılan suçlar nedeniyle verilen Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin kararları temyiz edilebilir: a) Türk Ceza Kanunu'nda yer alan; 1. Hakaret (madde 125, üçüncü fıkra), 2. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit (madde 213), 3. Suç işlemeye tahrik (madde 214), 4. Suçu ve suçluyu övme (madde 215), 5. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama (madde 216), 6. Kanunlara uymamaya tahrik (madde 217), 7. (Ek:13/10/2022-7418/30 md.) Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (madde 217/A), 8. Cumhurbaşkanına hakaret (madde 299), 9. Devletin egemenlik alametlerini aşağılama (madde 300), 10. Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (madde 301), 11. Silâhlı örgüt (madde 314), 12. Halkı askerlikten soğutma (madde 318), suçları. b) Terörle Mücadele Kanunu'nun 6 ncı maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası ile 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçlar. c) Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 28 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesi ve 32 nci maddesinde yer alan suçlar." hükümlerini içerdiği, Nitelikli dolandırılık suçunu düzenleyen TCK'nın 158 inci maddesinin; "(1) Dolandırıcılık suçunun; e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak, İşlenmesi hâlinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Değişik cümle: 03/04/2013-6456 S.K./40.mad) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz." hükümlerini, Resmi belgede sahtecilik suçunu düzenleyen TCK'nın 204 üncü maddesinin; "(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmî belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması hâlinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır." hükümlerinini içerdiği anlaşılmaktadır. Yapılan incelemede temyiz edenlerce temyize konu yapılmadığı anlaşılan terör örgütüne üye olmak suçundan, Tebliğname'de de görüş bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesinin hükmünün kamu davasının reddi olması karşısında vekalet ücretine münhasıran yapılan incelemenin de konusu olamayacağı, bu nedenle silahlı terör örgütüne üye olmak suçunun karar başlığında incelenen suçlar arasında gösterilmesinin ve suç tarihinin ayrıca belirtilmesinin maddi hataya dayandığı düşünülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, sanığın nitelikli dolandırılık suçundan TCK'nın 158/1-e maddesi gereğince, resmi belgede sahtecilik suçundan TCK'nın 204/1 maddesi gereğince cezalandırılması talep edildiği, anılan sevk maddelerine göre suçların sübutu halinde verilebilecek hapis cezasının 10 yılın üzerine çıkmasının mümkün olmadığı bu nedenle ilk derece mahkemesinin beraat hükmüne yönelik istinaf istemlerinin bölge adliye mahkemesince esastan reddine dair kararın CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince temyizinin mümkün olmadığı, asıl hükmün temyizinin mümkün olmaması nedeniyle bu hükmün bir mütemmim cüzü olan vekalet ücretinin de temyizinin mümkün olmadığı belirtilerek itiraz edildiği görülmüştür. II. GEREKÇE Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5 inci maddesinde yer alan "Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanıklar yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir" biçimindeki düzenleme dikkate alındığında kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının maddi hatanın düzeltilmesine ilişkin talebinin KABULÜ ile; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 06.12.2023 tarih ve 2022/32344 Esas, 2023/10004 Karar sayılı ilamının karar başlığında "silahlı terör örgütüne üye olma" ve "04.01.2018 (Silahlı terör örgütüne üye olma)" ifadelerinin çıkartılmasına, 2.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 3.5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 06.12.2023 tarihli ve 2022/32344 Esas, 2023/10004 sayılı düzeltilerek onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.06.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla