İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2024/4161 Karar: 2024/13033 Tarih: 2024

Yargıtay 3. Ceza Dairesi E.2024/4161 K.2024/13033

3. Ceza Dairesi 2024/4161 E. , 2024/13033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/802 E., 2021/884 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, temyiz başvurusunun reddine d

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2024/4161 E. , 2024/13033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/802 E., 2021/884 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, temyiz başvurusunun reddine d

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2024/4161 E. , 2024/13033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/802 E., 2021/884 K. SUÇLAR : Silahlı terör örgütüne üye olma, kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı, temyiz başvurusunun reddine dair ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, ek kararın onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen asıl karar ve ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.10.2020 tarihli ve 2018/440 Esas, 2020/264 sayılı kararı ile sanık hakkında; Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 221 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca mahkûmiyet kararı karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 27.04.2021 tarihli ve 2020/802 Esas, 2021/884 sayılı asıl kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden, ... vekilinin kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden istinaf başvurularının esastan reddine, ... vekilinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. 3.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 24.05.2021 tarihli ve 2020/802 Esas, 2021/884 sayılı ek kararıyla da 5271 sayılı Kanun'un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca katılan kurum vekilinin temyiz başvurusunun reddine dair karar vermiştir. 4. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 11.02.2022 tarihli ret, onama, 05.03.2024 tarihli ek kararın onanmasını görüşünü içerir Tebliğnameler ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1.Kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna, 2.Savunmaları yeterince değerlendirilmeden verilen kararın bozulması gerektiğine, 3.30 Mayıs 2016 tarihinden önce söz konusu oluşumun terör örgütü olduğunun ilan edilmediğine, bireylerin 30 Mayıs 2016 tarihinden sonraki iradi faaliyet ya da kasti hareketlerinden dolayı sorumlu tutulabileceklerine, 4.Suçlamanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğuna, 5.Suçun unsurlarının oluşmadığına, 6.Sanığın örgütle irtibatının 2016 yılından çok öncesine, öğrencilik yıllarına dayandığına, o dönemde örgüt tarafından aldatıldığına ve dini duygularının kullanıldığına, 7.Sanığın kendisini örgütten soyutlamışken soruların kendisine neden ve niçin verildiğini anlamadığına, medyada soruların çalındığına ilişkin haberleri görene kadar içine düştüğü durumun farkına varamadığına, üzgün ve pişman olduğuna, 8.Faizsiz bankacılık olması nedeniyle ...'ya para yatırdığına, talimatla para yatırmadığına, 9.Sanığın etkin pişmanlık kapsamında samimi ve açık bir şekilde beyanda bulunduğuna, TCK 221/4 üncü maddesi gereği tam indirim alması gerektiğine, 10.Sanığın beraatine ve lehe hükümlerine uygulanmasına karar verilmesine, 11.Temyiz dilekçesinde belirtilen sair temyiz sebepleri ve sair hususlara, İlişkindir. Katılan ... vekilinin ek karara yönelik temyiz sebepleri özetle; 1.Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2.Mahkemece deliller yeterince incelenmeyerek verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçu yönünden; İlk Derece Mahkemesince atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığının kabulü ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden İlk Derece Mahkemesince yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğunun kabulü ile sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanığın eyleminin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A.Katılan ... vekilinin ek karara yönelik temyiz istemi Yargılama konusu kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ile resmi belgede sahtecilik suçları yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (g) bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz edilemeyeceğine ilişkin düzenleme ile 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar ve aynı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş [ise] …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde katılan Kurum vekilinin temyiz isteminin reddine dair ek kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. B. Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz istemi 1. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1.maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Somut olay değerlendirildiğinde, ByLock kullanıcısı olmayan, kod adı kullanmayan ve örgütsel konumu bulunmayan sanığa isnat edilen eylemlerin 2003-2010 yılları arasına ilişkin olduğu, örgütün operasyonel eylemlerinin kamuoyunca bilinmesinden sonra herhangi bir örgütsel faaliyeti ve örgütle ilişkisi tespit edilemeyen sanığın, ilişki içerisinde olduğu yapının o tarihteki niteliği itibariyle silahlı terör örgütü olduğunu bilebilecek durumda olamayacağı, aşamalardaki savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile örgütle iltisaklı bankaya para yatırdığına ve bankacılık işlemleri yaptığına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla sanık yönünden TCK'nın 30/1 ve CMK'nın 223/2-c maddeleri uyarınca beraat kararı verilmesi yerine yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2. Kabul ve uygulamaya göre de; silahlı terör örgütüne üye olduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci cümlesinde öngörülen etkin pişmanlık şartlarını taşıdığı kabul edilen sanığın incelenen dosya kapsamı ve delillere göre, kovuşturma aşamasında örgütte kaldığı süre ve konum itibarıyla, örgütün yapısı, örgütsel faaliyetleri ve örgüt mensupları ile ilgili verdikleri bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunduğu aşama gözetilerek, 5237 sayılı Kanun’un 314 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 3713 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen cezalarda üçte birden dörtte üçe kadar indirim öngören 5237 sayılı Kanun’un 221 inci maddesinin döndüncü fıkrasının ikinci cümlesi gereğince adalet ve hakkaniyete uygun, üst sınırdan indirim yapılarak ceza tayini gerekirken yazılı şekilde uygulama ile fazla cezaya hükmedilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A.Katılan ... vekilinin ek karara yönelik temyiz istemi Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 24.05.2021 tarihli ve 2020/802 Esas, 2021/884 sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Kurum vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA, B. Sanık müdafiinin silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden temyiz istemi Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 27.04.2021 tarihli ve 2020/802 Esas, 2021/884 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla