Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2024/5474 E. , 2024/8448 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2020/305 E., 2020/1832 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/5753 Esas ve
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2024/5474 E. , 2024/8448 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2020/305 E., 2020/1832 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/5753 Esas ve 2021/10281 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.03.2024 tarihli ve KD-2024/19665 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.03.2024 tarihli yazısında özetle; Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.12.2019 tarihli ve 2017/186 Esas, 2019/543 sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1 inci maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezasına hükmedildiği, hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi sonucunda İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 12.11.2020 tarihli ve 2020/305 Esas, 2020/1832 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.02.2021 tarih ve 2021/12364 sayılı Tebliğname'si ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasının talep edildiği, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 02.12.2021 tarihli, 2021/5753 Esas, 2021/10281 sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verildiği ve sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün kesinleştiği, Sanığın kovuşturma aşamasında kendisiyle ilgili, ByLocku okul müdürü ...'nın yüklediğini, okul toplantılarına ilişkin "... Mertel'de bir kaç kez böyle öğretmen toplantısında üç beş dakikalık Fetö ele başının video kesitleri izletildiğini hatırlıyorum.." şeklindeki soruşturma aşamasındaki beyanlarıyla temelde örtüşen beyanı ile soruşturma aşamasındaki "..Bizimle ... isimli müdür yardımcısının ismini hatırlayamadığım eşi ilgilenmekteydi. O dönem Bodrum imamı okul müdür ... isimli kişiydi. Turgutlu'daki örgüt imamı ... isimli ... isimli bir öğretmenin eşiydi. Aynı şekilde Turgutlu'da da haftada bir toplantı olmaktaydı..." beyanına ilişkin, kovuşturma aşamasında somut olarak beyanda bulunmadığı, "...aslında ilgim olmadan bir çok şeye düşünmeden evet dedim. Sorulan sorulara evet cevabı verdim. Bazı duyduğum bilgilere göre evet cevabı verdim.. şu anki ifadelerim doğrudur" şeklinde beyanda bulunduğu, Sanık hakkındaki hükme etkili/esaslı delillerden ByLock kullanımına ilişkin hususun sanık ikrarına dayandırılmak suretiyle hükme esas alındığı, "Kovuşturma aşamasında söz konusu ifadesinin tamamını reddederek etkin pişmanlıktan yararlanmak istemediğini beyan etmiştir." şeklinde, oluşla tam olarak örtüşmeyen kabulde bulunduğu, Bu itibarla kovuşturma aşamasında, etkin pişmanlıktan yararlanmak istemediğini belirten ancak örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili aşamalarda anılan şekilde beyanlarda bulunan sanığa soruşturma aşamasında belirtiği somut isim ve bilgilerin de hatırlatılması suretiyle somut/detaylı beyanının alınması, aşamalardaki beyanlarıyla birlikte karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi neticesinde, TCK'nın 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesi kapsamında uygulanacak indirim oranı miktarının tayini ile hakkında hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle yazılı şekilde karar verildiğinden bahisle sanık ... yönünden onama kararının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına ilişkindir. II. GEREKÇE Adına kayıtlı ve kullanımında olan hatlar üzerinde ByLock tespit edilmesi neticesinde hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturmaya başlanan sanığın telefonunda ByLock olması, kendi beyanı ile de ByLock programını yüklediğini kabul etmesi, örgüte müzahir sendikaya üyeliğinin bulunması ve Bank Asya hesap hareketleri nedeniyle İlk Derece Mahkemesince mahkumiyetine karar verilmiştir. Dosya kapsamının incelenmesinde; sanığın adına kayıtlı ve kullanımında olan iki GMS hattında ByLock tespit edildiği, sanığın kovuşturma ve soruşturma aşamasında alınan ifadelerinde Turgutlu'da çalışırken okul müdürü Y.K.'nın dua paylaşılacağını söyleyerek telefonuna ByLock kurduğunu, sadece Y.K.'nın ekli olduğunu ve sadece dua gönderdiğini beyan ettiği, Bank Asya hesabında talimat döneminde bakiye artırımına gittiği, örgüte müzahir sendikaya üyeliğinin bulunduğu ve 2002-2016 yılları arasında örgüte müzahir okullarda öğretmenlik yaptığı, Her ne kadar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz dilekçesinde özetle, örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili aşamalarda anılan şekilde beyanlarda bulunan sanığa soruşturma aşamasında belirtiği somut isim ve bilgilerin de hatırlatılması suretiyle somut/detaylı beyanının alınması, buna göre sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği gerekçesiyle onama kararının kaldırılması talep edilmiş ise de; sanığın 13.03.2017 tarihinde Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde etkin pişmanlıktan faydalanmak istemediğini beyanla, sınırlı da olsa örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili bilgi verdiği, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında ise etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istemediğini, suç teşkil edilecek hiçbir eylemde bulunmadığını beyan ederek Bylock dışında soruşturma aşamasındaki diğer beyanlarını reddettiği, temyiz aşamasında etkin pişmanlık iradesini gösterir dilekçesinin bulunmadığı, yine sanık müdafiinin 01.12.2023 tarihli yeniden yargılanma talepli dilekçesinde de etkin pişmanlık hususunda bir talebin bulunmadığı, Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadale bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır. TCK'nın 221/4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. [Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (Kapatılan) 12.05.2015 tarih, 2015/1426 Esas 2015/1292 Karar 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 Karar] Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar soruşturma aşamasında etkin pişmanlıktan faydalanmak istemediğini beyanla, sınırlı da olsa örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili bilgi veren sanığın, kovuşturma aşamasında etkin pişmanlıktan yaralanmak istemediğini beyan ederek örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt üyeleriyle ilgili herhangi bir bilgi vermediği, istinaf ve temyiz aşamasında da herhangi bir etkin pişmanlık talebinin olmadığı, dosyada yer alan delillerin sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunun sübutu açısından yeterli olduğu görüldüğünden itirazın reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE, CMK’nın 308/2 nci maddesi uyarınca itiraz ile ilgili bir karar verilmesi için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde karar verildi.