Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2025/2659 E. , 2025/15853 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/8 Değişik iş SUÇ : Silahlı çete PKK örgütünün amacı doğrultusunda ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemlerde bulunma İKARAR: Memnu hakların iadesi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUN
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2025/2659 E. , 2025/15853 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/8 Değişik iş SUÇ : Silahlı çete PKK örgütünün amacı doğrultusunda ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemlerde bulunma İKARAR: Memnu hakların iadesi kararı KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık tarafından memnu haklarının iadesine yönelik talepte bulunulması üzerine, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2019 tarihli ve 2019/8 Değişik iş sayılı kararıyla, sanığın memnu haklarının iadesine karar verildiği, kanun yollarına başvurulmadığı için söz konusu kararın kesinleştirme işleminin yapıldığı anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.02.2025 tarih ve 94660652-105-21-16554-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.03.2025 tarihli ve 2025/22896 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya matuf silahlı eylemde bulunmak suçundan sanık ...’ın, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125 ve 59. maddeleri gereğince müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Diyarbakır (Kapatılan) 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 20.10.1995 tarihli ve 1995/56 esas, 1995/595 sayılı kararının Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20/05/1996 tarihli ve 1996/1003 esas, 1996/2977 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanığın talebi üzerine sanığın yasaklanmış haklarının geri verilmesine ilişkin Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin bila tarihli ve 2009/8 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu 13/A maddesinde yer alan, ''5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.'' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, memnu hakların iadesi kararı verilebilmesi için infazın tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olmasının gerekmesi karşısında, hükümlünün mahkum olduğu müebbet hapis cezasının infazının devam ettiği, bihakkın tahliye tarihinin 22.01.2029 tarihi olduğu, yasaklanmış hakların iadesine ilişkin kararın verildiği tarihte infazın henüz tamamlanmadığı gözetilmeden, talebin reddi yerine yazılı şekilde kabülüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1. Sanığın Diyarbakır (Kapatılan) 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin, 20.10.1995 tarihli ve 1995/56 esas, 1995/595 sayılı kararıyla; silahlı çete PKK örgütünün amacı doğrultusunda ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemlerde bulunma suçu nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 125 ve 59. Maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasına mahkum edildiği, verilen kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20.05.1996 tarihli ve 1996/1003 esas, 1996/2977 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. 2. Sanığın, 15.11.2018 havale tarihli dilekçesi ile memnu haklarının iadesini talep etmesi üzerine, Cumhuriyet savcısından yazılı görüş istendiği, Cumhuriyet savcısı tarafından sunulan 11.01.2019 tarihli mütalaada memnu hakların geri verilmesine karar verilmesi şeklinde görüş bildirildiği, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin bila tarihli ancak kesinleşme şerhinde 11.01.2019 tarihli olarak gözüken 2019/8 Değişik iş sayılı kararı ile sanığın adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kapsamına dahil olduğu belirtilerek, memnu hakların iadesi koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin herhangi bir tartışma yapılmadan gerekçesiz şekilde memnu hakların iadesine karar verildiği, istinaf kanun yoluna tabi olmasına rağmen kanun yolu bilgisinde hata yapılarak söz konusu karara karşı itiraz kanun yoluna başvurulabileceğinin belirtildiği, kararın sanığa tebliğ edildiği ve itiraz edilmeden kesinleştiği, verilen kararın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ise tebliğ edilmediği tespit edilmiştir. 3. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 09.12.2019 tarihli yazısı ile sanık hakkında, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2019 tarihli ve 2019/8 Değişik iş sayılı kararı ile memnu hakların iadesine karar verilmiş ise de 5352 sayılı Adli Sicil Kanun'un 13/A maddesi uyarınca yasaklanmış hakların geri verilebilmesi için cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren 3 yıllık sürenin geçmesi gerektiği, bahse konu cezanın bihakkın tahliye tarihinin 22.01.2029 olduğu, Kanunda öngörülen 3 yıllık süre geçmediği halde yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinden, gereğinin takdir ve ifası Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığından istenilmiştir. 4. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2021 tarihli ve 2021/180 yazısı ile ilgili kararın 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesine aykırı verildiği, bu nedenle kanun yararına bozma yoluna konu edilmesi talep edilmiştir. 5. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24.10.2021 tarihli yazısı ile memnu hakların iadesine dair kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulabileceği halde uyuşmazlığa konu kararda hatalı olarak itiraz kanun yoluna başvurulabileceğinin belirtildiği, bu nedenle söz konusu kararın henüz kesinleşmediği, verilen kararın istinaf kanun yoluna tabi olduğu belirtilerek sanığa ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edilmesi gerektiği, bu nedenle henüz kesinleşmeyen karara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulmayacağı belirtilmiş ve eksiklikler giderilmek üzere dosya Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına iade edilmiştir. 6. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca dosya bir süre işlemsiz bırakılmış, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün 12.03.2024 tarihli yazısı üzerine yeniden işlemlere başlanılmış, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2024 tarihli ve 2024/723 sayılı başvurusu ile memnu hakların iadesine dair kararın kanun yararına bozma yoluna konu edilmesi talep edilmiştir. 7. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12.06.2024 tarihli yazısı ile verilen kararın istinaf kanun yoluna tabi olduğu belirtilerek sanığa ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edilip edilmediğinin araştırılması, tebliğ edilmiş ise tebligat parçalarının dosyaya eklenerek gönderilmesi talep edilmiştir. 8. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca söz konusu eksikliklerin giderilmesi için dosya Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiş, mahkemenin 12.07.2024 tarihli yazısı ile memnu hakların iadesine dair ek kararın sanık ...'a 09.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, ayrıca savcılık mütalaa beyanının dosyada olduğu belirtilerek dosya Başsavcılığa gönderilmiştir. Memnun hakların iadesine dair kararın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. 9. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2024 tarihli yazısı ile Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2024 tarihli cevabi yazısı ve sanığa yapılan tebligatın PTT sorgu sonucunun çıktısı alınarak dosya Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. 10. Adalet Bakanlığının, 12.02.2025 tarih ve 94660652-105-21-16554-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.03.2025 tarihli ve 2025/22896 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili olarak 5352 sayılı Kanun'un "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlıklı 13/A maddesinde memnu hakların iadesi müessesesi ve koşulları düzenlenmiştir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın özü, silahlı çete PKK örgütünün amacı doğrultusunda ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemlerde bulunma suçundan, mülga 765 sayılı Kanun'un 125 ve 59. maddelerince hükmedilen müebbet hapis cezasından kaynaklanan adli sicil sabıka kaydı nedeniyle memnu hakların iadesine karar verilmesine dair kararda hukuka aykırılık söz konusu olup olmadığına ilişkin ise de öncelikle verilen bu kararın usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 5352 sayılı Kanun'un "Yasaklanmış hakların geri verilmesi" kenar başlıklı 13/A maddesinin 5. fıkrasına göre, yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği kararlara karşı - 5271 sayılı CMK'nın 260 maddesinde gösterilen kanun yollarına başvuru hakkı bulunan kişiler tarafından - Ceza Muhakemesi Kanununda öngörülen kanun yoluna başvurulabilecektir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kanun yararına bozma istem yazısında, uyuşmazlığa konu Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2019 tarihli ve 2019/8 Değişik iş sayılı kararının dosya numarasının sehven 2009/8 olarak gösterildiği belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın, memnu haklarının iadesine karar verilmesini talep etmesi üzerine, dosya üzerinden inceleme yapılarak Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2019 tarihli ve 2019/8 Değişik iş sayılı kararı ile sanığın yokluğunda memnu hakların iadesine karar verildiği, verilen karar istinaf kanun yoluna tabi olmasına rağmen hatalı olarak söz konusu karara karşı itiraz kanun yolu başvurusunda bulunulabileceğinin belirtildiği, verilen kararın sanığa tebliğ edildiği ancak Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edilmediği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 24.10.2021 ve 12.06.2024 tarihli yazıları ile tebliğe ilişkin eksikliklerin giderilmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine, sanığa, istinaf kanun yolu şerhini içerir yeni bir tebligat gönderilerek, evrakın tebliğ edildiğini gösterir PTT sorgu sunucu çıktısının dosyaya eklendiği, her ne kadar söz konusu sorgu sonucu çıktısında tebligatın aynı konutta yakına teslim edildiği belirtilmekte ise de tebliğ mazbatasının dosya arasında ve UYAP'ta bulunmadığı, bu haliyle yapılan tebliğ işleminin usulüne uygun olup olmadığının denetlenemediği; yine Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ hususunda ise memnu hakların iadesi kararının Cumhuriyet Başsavcılığından mütala alınarak verildiğinin ifade edilmesiyle yetinilerek söz konusu kararın Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edilmediği ve bu haliyle dosyanın yeniden Adalet Bakanlığına gönderildiği anlaşılmış ise de; somut olaya benzerlik gösteren uyuşmazlıklara ilişkin Yargıtay (Kapatılan) 18. Ceza Dairesinin 04.02.2019 tarihli ve 2018/4629 esas, 2019/2170 karar sayılı ve Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 08.06.2011 tarihli ve 2011/1972 esas, 2011/12544 sayılı kararlarında belirtildiği üzere, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilen dosyalarda Cumhuriyet savcısından yazılı mütalaa alınmak suretiyle karar verilmiş olsa dahi verilen kararın Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğinin gerektiği, uyuşmazlığa konu olayda Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce bu eksikliğin giderilmesi gerektiği açıkça belirtilmiş olmasına rağmen kararın, Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edilmediği ve bu haliyle kesinleşmediği tespit edilmekle; henüz kesinleşmeyen inceleme konusu kararın olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği, kararın Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğinden sonra 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesinin 5. fıkrasına göre istinaf kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kanun yararına bozma kanun yoluna başvurulabileceği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin bu aşamada reddine karar verilmiştir. II.KARAR Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname'deki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, Dava dosyasının, merciine gönderilemek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.