İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2025/3510 Karar: 2025/21767 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/3510 K.2025/21767)

3. Ceza Dairesi 2025/3510 E. , 2025/21767 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1398 E., 2025/199 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/174 E., 2023/150 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma HÜKÜMLER : 1

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2025/3510 E. , 2025/21767 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1398 E., 2025/199 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/174 E., 2023/150 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma HÜKÜMLER : 1

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2025/3510 E. , 2025/21767 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1398 E., 2025/199 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/174 E., 2023/150 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma HÜKÜMLER : 1- Sanıklar ..., ..., ... ve... hakkında; 5237 sayılı TCK'nın 309/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, 5237 sayılı TCK'nın 39/1-2,c, 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince ayrı ayrı mahkumiyet 2- Sanıklar ... ve ... hakkında; 5271 sayılı CMK'nın 223/3-d maddeleri uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 18.04.2022 tarih ve 2021/5758 esas, 2022/2082 karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verildiği, karar içeriğinde ''sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK’nın 170/1-c maddesinde belirtilen genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmadığı görülmüş ise de; dava zamanaşımı süresince her zaman bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.'' şeklinde not düşülerek verilen bozma kararı sonrasında ise sanıklar hakkında ''genel güvenliği kasten tehlikeye sokma'' suçlarından verilen hükümler yönünden Yargıtay incelemesinden geçmiş bir karar bulunmadığının anlaşılması üzerine kanun yolu başvurusunun öncelikle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Dairesince değerlendirilmesi gerektiğinden Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 12.06.2024 tarih ve 2024/2386 esas, 2024/8147 sayılı kararı ile dosyanın Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmesi yönünde tevdii kararı verildiği; karar üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 03.02.2025 tarih, 2024/1398 esas ve 2025/199 sayılı kararı ile genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu yönünden istinaf incelemesinin yapıldığı, istinaf kararından sonraki temyiz talepleri yönünden ek tebliğname düzenlenip Dairemize gönderilmesi gerekirken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçları yönünden 24.01.2024 tarih ve 2024/1693 tebliğname numaralı tebliğnameye atıf yapılarak yeni tebliğname numarası üzerinden tebliğname düzenlendiği anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemesince genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçlarından verilen hükümler ve ilk derece mahkemesince bozma üzerine anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçlarından verilen hükümler temyiz edilmekle; I- Sanıklar ... ve ... hakkında genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçları yönünden verilen hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde; Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlarına yönelik istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğu anlaşılmakla; sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz taleplerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, II- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme suçundan verilen hükümlere yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde; Temyiz edenlerin sıfatları, başvurularının süresi, kararların niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Duruşmalı inceleme istemlerinin, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 22.03.2019 tarih 2018/7103 esas, 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir. Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir. Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 309. maddesinde düzenlenen Anayasa'yı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür. Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez. 15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dâhil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır. Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır. Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir. Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasa'yı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir. TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir. Bu kalkışmaya iştirak edenlerin eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 309, 311 ve 312. maddelerinde düzenlenen suçları oluşturacağında kuşku yok ise de, aynı hukuki değerleri koruyan ve kapsamı itibariyle eylemlerin haksızlık muhtevasını tamamen ortadan kaldıran Anayasa'yı ihlal suçunun (TCK'nın 309. md.) tüm unsurlarıyla gerçekleştiği somut olayda sanıkların ayrıca, Türk Ceza Kanunu'nun 311. ve 312. maddelerinde düzenlenen suçlardan cezalandırılmaları imkânı bulunmamaktadır. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Bozmaya uyularak yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, olay tarihinde ... 1. Komando ... uzman çavuş rütbesi ile görev yapan sanıkların, saat 21.30 sıralarında bölük komutanı (dava dışı) ...'in emri üzerine kışlaya geldikleri ve içtima alanında toplandıkları, üst komutanlarının "ordu tarafından sıkıyönetim ilan edildiğini, bu kapsamda ... kolun tugay güvenliğini sağlayacağını, 1, 3 ve 4. kolların ilçe meydanına giderek burayı kontrol altına alacağını, hükümet konağına gidileceğini ve içeriye herhangi bir evrak giriş çıkışı olmayacağını, polis ve jandarmanın kendi emirlerinde olduğunu, silah kullanma yetkilerinin olduğunu" söyledikleri, bu kapsamda sanıkların üstlerinden aldıkları emirler doğrultusunda diğer askerlerle birlikte zırhlı araçlarla ilçe merkezine giderek ''sokağa çıkma yasağı kapsamında çevredeki vatandaşları evlerine göndermeleri ve açık olan iş yerlerini kapattırmaları'' yönündeki emir doğrultusunda sivil araç ve yayaların geçişini engelleyecek şekilde ilçe merkezinin muhtelif noktalarında konuşlanmak, çevredeki vatandaşlara sokağa çıkma yasağı olduğunu söyleyerek evlerine gitmeleri yönünde uyarıda bulunmak, açık olan iş yerlerini kapattırmak ve tepki gösteren vatandaşları dağıtmak amacıyla piyade tüfeği ile havaya ateş etmek şeklindeki eylemlerinin neticenin/somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımadığı, ancak zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak değerlendirildiğinde darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olduğu ve anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyetlerine yönelik vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık ... ve müdafii, sanıklar ..., ... ve ... müdafileri ile katılanlar ... ve Türkiye Cumhuriyeti ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle sanıklar hakkında kurulan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ayrı ayrı ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Kars 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında uzman çavuş olan sanıklar, üstlerinin emriyle ilçe merkezinde sokağa çıkma yasağı uygulamak ve havaya ateş etmek gibi eylemlerde bulunmuş; anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme (TCK 309/1, 39/2-c) ve genel güvenliği kasten tehlikeye sokma (TCK 170/1-c) suçlarından yargılanmışlardır.

Hukuki İlke: TCK 309 Anayasa'yı ihlal suçu somut tehlike suçudur; fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kuranlar TCK 37 uyarınca doğrudan fail, fonksiyonel katkısı olmayıp yalnızca darbenin icrasını kolaylaştıran hareketler yapanlar ise TCK 309/1, 39/2-c uyarınca yardım eden sayılır. 309 tüm unsurlarıyla oluştuğunda ayrıca TCK 311-312 uygulanmaz.

Uygulama Sonucu: onama (yardım suçundan; bir kısım temyiz CMK 286/2-h nedeniyle reddedildi)

Dava Strateji Notu: Darbe dosyalarında failin katkısının 'müşterek hâkimiyet' mi yoksa 'icrayı kolaylaştıran yardım' mı olduğu ceza miktarını belirler; savunma, sanığın fiil üzerinde fonksiyonel hâkimiyeti bulunmadığına odaklanmalıdır. CMK 286/2-h ile ceza verilmesine yer olmadığına dair BAM kararları temyiz edilemez.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla