İçeriğe geç
AC
3. Ceza Dairesi Esas: 2025/6282 Karar: 2025/26794 Tarih: 2025

Yargıtay 3. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2025/6282 K.2025/26794)

3. Ceza Dairesi 2025/6282 E. , 2025/26794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/745 E., 2021/1085 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/240 E., 2020/97 K. SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : Mahkumiyet TEB

Karar Özeti

3. Ceza Dairesi 2025/6282 E. , 2025/26794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/745 E., 2021/1085 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/240 E., 2020/97 K. SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : Mahkumiyet TEB

Karar Detayı

3. Ceza Dairesi 2025/6282 E. , 2025/26794 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/745 E., 2021/1085 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/240 E., 2020/97 K. SUÇ: Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZA KONU KARAR: Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20.05.2025 tarih ve 2023/2244 esas, 2025/14865 karar sayılı bozma ilamı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma kararının kaldırılması ile hükmün onanması Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 20.05.2025 tarihli ve 2023/2244 esas, 2025/14865 karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.09.2025 tarihli ve KD-2021/130307 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308. maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Dosya kapsamına göre; A. ... yönünden; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olmasından dolayı kayyım atanan şirketlerden olan ... BÜRO MALZEMELERİ PAZARLAMA TURİZM TİC. A.Ş. isimli firmada 2005-2017 tarihleri arasında SGK kaydı olan ve ...Holding Personel Kayıtlarında 13.12.2005 tarihinden itibaren Seçme ve Yerleştirme Biriminde İnsan Kaynakları-Bölge İnsan Kaynakları Uzmanı görevinde uzman statüsünde genel müdürlük bünyesinde çalışan ve bu kapsamda şirkete personel alımlarında aday mülakatlarıyla ilgili kendisine bilgi verildiği anlaşılan sanığın, örgüte müzahir olması sebebiyle 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan ... sendikasına üyelik kaydı olduğu, sanığa...adıyla yapılan sohbetlere katılım, örgütün organizasyonlarına katılması ve örgüt adına para toplama konulu maillerin geldiği, sanık hakkında aleyhe beyanlarda bulunan... isimli şahsın şüpheli sıfatıyla 19.04.2019 tarihli alınan beyanında özetle; "Rehberlik çetelelerinin doldurup ... isimli şahsa gönderdiğini, ... isimli şahsa başkası adına abonelik yaptırması konulu yazışma ile ilgili olarak İnsan Kaynaklarında çalışan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantısının olup olmadığını bilmediği bir şahıs olduğunu, bunun adına abonelik yaptırma nedeni ile hem şirket yöneticilerinin zorla yapmış olması, kendisinin isteksiz olması ve örgüt ile bağlantısının olmasını istemediği için yaptırdığını" belirttiği, sanığın ... hesap hareketlerinin incelendiği bilirkişi raporuna göre; örgütün 1. çağrısından sonra ...'ya destek olmak amacıyla 27.02.2014 tarihinde 23.650 TL’lik yeni bir katılma hesabı açtırdığı, örgütün 2. çağrısından sonra ise ...'ya destek olmak amacıyla 15.09.2014 tarihinde ... isimli bankadan 10.000,00 TL tüketici kredisi çekip aynı tarihte ... hesabına 10.000 TL gönderip, 5.000,00 TL’si ile 25.09.2014 tarihinde, 5.000,00 TL’si ile de 02.10.2014 tarihinde katılım hesabı açtırdığı, sanığın başka bankadan kredi çekip daha fazla faiz ödemeyi göze alarak ve kredi olarak çektiği miktarı aynı gün içinde ...'ya yatırarak katılım hesabı açması şeklindeki bu eyleminin finansal çıkarlarla açıklanamayacağı, sanığın bu şekilde örgütün birinci çağrı tarihinden sonra yeni bir katılım hesabı açması ve örgütün ikinci çağrı tarihinden sonra ise başka bankadan kredi çekerek para yatırma ve katılım hesabı açma, şeklindeki işlemlerinin mutat bankacılık hareketi olarak kabul edilemeyeceği, sanığın anlatıldığı şekilde vuku bulan ve örgütün talimatları doğrultusunda amaca hizmet eden eyleminin, dosya kapsamı ile değerlendirildiğinde, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı, ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiği hususunda ortada herhangi bir şüphenin de söz konusu olmadığı, açıklanan bu nedenlerle silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanması gerektiği, B. ... yönünden; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olmasından dolayı kayyım atanan şirketlerden olan ... BÜRO MALZEMELERİ PAZARLAMA TURİZM TİC. A.Ş. isimli firmada SGK kaydı olan sanığın, örgüte müzahir olması sebebiyle 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan ... sendikasına üyelik kaydı olduğu, sanığın çalıştığı şirketten ... Gazetesine abone toplama, bamteli sohbetine davet,...ün sohbetine davet ,... isimli şahsın okul alması için para toplanması, sohbet toplantısına katılması, kurban hedefleri, kırık testi ,dershane kayıtları ve bamteli konularında mailler aldığı, sanık hakkında aleyhe beyanlarda bulunan ... isimli şahsın şüpheli sıfatıyla 19.04.2019 tarihli alınan beyanında gündemler konulu mail ile ilgili sorulan soruya “Şirketin ismini hatırlamadığı genel müdürleri, kendi bölge müdürleri olan ... ...ve ... isimli şahıslara hedef olarak belirleyip söylediklerini, bu şahıslarında kendilerine gelip hedef belirleyip söylediklerini, ancak bu eylemlerin ... Gazetesine abone, Kurban için bağış vb. eylemlerin hiçbirisini gerçekleştirmediğini,” beyan ettiği, sanığın ... hesap hareketlerinin incelendiği bilirkişi raporuna göre; örgütün 1. çağrısından sonra ...'ya destek olmak amacıyla 09.01.2014 tarihinde ...Katılım Bankası nezdindeki kendi hesabından ... nezdindeki hesabına EFT ile 20.717,00 TL para gönderildiği, bakiye altın alımı yapıldığı, 22.01.2014 tarihinde de altın katılma hesabı açtırıldığı, 13.01.2014 tarihinde hesaba efektif olarak 1.000,00 EUR para yatırıp 22.01.2014 tarihinde mevcut bakiye ile katılma hesabı açtığı, ayrıca 12.02.2014 tarihinde...Bankasından 10.000,00 TL değerinde tüketici kredisi çektiği ve 17.02.2014 tarihinde ( Kredi çektikten 5 gün sonra ) ...Bankası nezdindeki kendi hesabından ... nezdindeki hesabına EFT ile 9.892,00 TL para gönderdiği anlaşılan sanığın başka bankadan kredi çekip daha fazla faiz ödemeyi göze alarak ve kredi olarak çektiği miktarı 5 gün sonra ...'ya yatırması şeklindeki bu eyleminin finansal çıkarlarla açıklanamayacağı, sanığın bu şekilde örgütün birinci çağrı tarihinden sonra yeni bir katılım hesabı açması ve başka bankadan kredi çekerek para yatırması şeklindeki işlemlerinin mutat bankacılık hareketi olarak kabul edilemeyeceği, sanığın anlatıldığı şekilde vuku bulan ve örgütün talimatları doğrultusunda amaca hizmet eden eyleminin, dosya kapsamı ile değerlendirildiğinde, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı, ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiği hususunda ortada herhangi bir şüphenin de söz konusu olmadığı, açıklanan bu nedenlerle silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanması gerektiği, C. Savuş Babur Yönünden; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle bağlantılı olmasından dolayı kayyım atanan şirketlerden olan ... BÜRO MALZEMELERİ PAZARLAMA TURİZM TİC. A.Ş. isimli firmada 2004-2013 yılları arasında SGK kaydı olan ve örgütle bağlantılı ...Holding isimli firmanın personel kayıtlarında 01.12.2002 tarihinden itibaren Genel Müdürlük bünyesinde Kitap Kategorisi Sorumlusu olarak çalıştığı tespit edilen sanığın, örgüte müzahir olması sebebiyle 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan ... sendikasına üyelik kaydı olduğu, sanığın ... hesap hareketlerinin incelendiği bilirkişi raporuna göre; örgütün 1. çağrısından sonra ...'ya destek olmak amacıyla 03.03.2014 tarihinde...Bankasından 10.000,00 TL değerinde tüketici kredisi kullandığı ve kredi olarak kullandığı bu miktarı 7 gün sonra yani 10.03.2014 tarihinde ...'daki hesabına 9.892,00 TL (Dosya masrafları düşülerek) olarak havale ettiği ve bu paranın 9.000,00 TL'si ile katılım hesabı açtığı ve bu katılım hesabının sanığın ...'da açtığı ilk katılım hesabı olduğunun anlaşıldığı, sanığın başka bankadan kredi çekip daha fazla faiz ödemeyi göze alarak ve kredi olarak çektiği miktarı 7 gün sonra ...'ya yatırması şeklindeki bu eyleminin finansal çıkarlarla açıklanamayacağı, sanığın bu şekilde örgütün birinci çağrı tarihinden sonra başka bankadan kredi çekerek para yatırması ve katılım hesabı açması şeklindeki işleminin mutat bankacılık hareketi olarak kabul edilemeyeceği, sanığın anlatıldığı şekilde vuku bulan ve örgütün talimatları doğrultusunda amaca hizmet eden eyleminin, dosya kapsamı ile değerlendirildiğinde, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı, ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiği hususunda ortada herhangi bir şüphenin de söz konusu olmadığı, açıklanan bu nedenlerle silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanması gerektiği, Düşünüldüğünden, Dairemizin 20.05.2025 tarihli ve 2023/2244 esas, 2025/14865 karar sayılı ilamının kaldırılarak sanıkların silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme suçundan mahkumiyetlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair hükmün onanmasına karar verilmesine ilişkindir. II. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu ancak; sanıklar hakkında örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan belirlenen temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 220. maddesinin yedinci fıkrası gereğince indirilmesi sırasında, Kanunun amacı, gerekçesi, yardım teşkil ettiği kabul edilen eylemin niteliği, meydana gelen zarar tehlikesinin ağırlığı gibi hususlar gözetilerek dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun, mâkul bir indirim yapılması gerekirken sayılan ilkelerle bağdaşmayan yetersiz gerekçe ile Kanun'un amacına uygun düşmeyecek biçimde 1/2 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayin edildiği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının farklı gerekçe ile yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla KABULÜNE, 2. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 20.05.2025 tarihli ve 2023/2244 esas, 2025/14865 karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, 3. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 302. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğnameye kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve mahkumiyet hükmünün farklı gerekçe ile bozulması kararına tarafımızdan iştirak edilmemiştir. İncelenen dosya kapsamından; oluş, mahkeme kabulü, sanıklar savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Amacı, yapılanması ve faaliyet yöntemlerine ilişkin ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin (Kapatılan) ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında ve Dairemizin süreklilik gösteren kararlarında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmayı ve yerine başka bir düzen getirmeyi amaçlayan bir terör örgütüdür. Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmıştır. Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun oluşması doğrudan kastın varlığına bağlıdır. Doğrudan kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK'nın madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasaya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile suç kastının bulunup bulunmadığı somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin 22/01/2025 tarih ve 32790 sayısıyla resmi Gazete'de yayımlanan 09.10.2024 tarih ve 2018/37695 başvuru numaralı kararında gerekçeli karar hakkı kapsamında yaptığı değerlendirme şu şekildedir; ''....Anayasa Mahkemesi, ... verilerinin mahkûmiyette belirleyici delil olarak kabul edildiği bir yargılamanın şikâyet konusu yapıldığı başvuruda başvurucunun mutat hesap hareketlerine dayanılarak ceza verildiği yönündeki savunması hakkında mahkûmiyet kararında yeterli açıklamalara yer verilmemesini gerekçeli karar hakkı kapsamında değerlendirmiştir.... Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi ...kararında başvurucunun...daki mevduatına ilişkin olarak ileri sürdüğü iddiası karar sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı bir iddia olduğu hâlde bunun gerekçede karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır.... Anayasa Mahkemesi anılan kararında öncelikle ilgili Yargıtay içtihadına atıf yapmak suretiyle bahse konu Bankada parasal bir işlem yapılmasının kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilmediğini belirtmiştir.... Somut olayda Mahkeme, bankacılık verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmamıştır. Gerekçeli karar içeriğine ve dosyadaki delillere göre başvurucunun 2013 yılı Aralık ayında 17.470,65 TL olan hesabı 2014 Mayıs ayına kadar düşük miktarlarda olacak şekilde 24.621,57 TL'ye yükselmiştir. Alınan MASAK raporunun da sözkonusu hesap hareketlerinin yukarıda belirtilen Yargıtay içtihadında açıklanan nitelikleri taşımadığı anlaşılmıştır. Raporda başvurucunun hesabı açış tarihinden itibaren mukayeseli bir inceleme yapılmadığı, başvurucunun başka bankalardan kredi çekerek...ya para yatırdığının ya da işlem yaptığı üçüncü kişilerden FETÖ/PDY'den işlem gören kişiler olduğunun tespit edilmediği görülmektedir. Başvurucu; yargılama sırasında yaptığı savunmada...da hesap açtırdığını, faizsiz finans kuruluşu olması sebebiyle bu Bankayı tercih ettiğini, örgüt liderinin talimatıyla bu Bankaya para yatırmadığını, darbe girişiminden bir yıl önce de parasını çektiğini ileri sürmüştür. Başvurucunun bu savunması karşısında söz konusu hesap açma ve bankacılık işlemlerini ekonomik çıkarları dışında farklı bir amacı gerçekleştirme saiki ile yaptığı hususunda gerekçeli kararda yeterli bir değerlendirme yapıldığını söylemek mümkün gözükmemektedir.... Başvurucunun mahkûmiyetinde esas alınan deliller gözetildiğinde tek başına örgütün nihai amacını bildiğini ve terör örgütü hiyerarşisi içerisinde gerçekleştirilmiş örgütsel faaliyetlerin varlığını ortaya koyduğu söylenemez...'' şeklinde değerlendirme bulunmuş ve yine aynı karar içeriğinde suçta ve cezada kanunilik ilkesi yönünden '' ... Ceza verme yetkisinin keyfî ve hukuk dışı amaçlarla kullanılmasının önlenebilmesi kanunilik ilkesinin katı bir şekilde uygulanmasıyla mümkün olabilir. Bu kapsamda yargı organlarınca yapılacak yorumun ceza normlarının özüyle çelişmemesi ve öngörülebilir olması gerekir. Yargı organları, terör suçları da dâhil olmak üzere tüm suçlar bakımından suça veya cezaya ilişkin olguları değerlendirirken, özellikle fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken suçta ve cezada kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir yaklaşımda bulunmamalıdır.... Bu kapsamda somut olayda değerlendirilmesi gereken, terör örgütüne üye olma suçunun kapsamının öngörülemez şekilde sanığın aleyhine olarak genişletici bir yoruma tabi tutulup tutulmadığıdır.... Bu nedenle suçta ve cezada kanunilik ilkesinin denetlenmesinde normun mevcut deliller çerçevesinde somut olaya uygulanış biçiminin yasal düzenlemeyle bağdaşmaz ve öngörülemez bir sonuca yol açıp açmadığı incelenmelidir.... Yukarıda açıklandığı üzere yargı makamları başvurucunun FETÖ/PDY'nin nihai amacını ve yöntemlerini bilen örgüt mensuplarından biri olduğunu ileri sürmediği gibi FETÖ/PDY'nin devletçe bir terör örgütü kabul edilmeye ve herkesçe öyle bilinmeye başlanmasından önce söz konusu oluşumun bir terör örgütü olduğundan haberdar olduğunu da iddia etmemiştir. Üyesi olduklarından bahisle kişilerin cezalandırılmalarına neden olan bir oluşumun veya yapılanmanın terör örgütü olduğunu bildiklerinin ortaya konulmaması ceza hukukunun genel ilkelerine aykırı olduğu gibi önceden suç olarak tanımlanmayan fiilleri işledikleri gerekçesiyle terör örgütüne üye olma gibi ağır suçlardan mahkûm edilmeleri sonucunu da doğurabilir.... .... Böylelikle FETÖ/PDY'ye üye olma suçundan cezalandırılan başvurucunun mahkûmiyetinde delil olarak kullanılan fiillerinin kendisini cezai yönden sorumluluk altına sokacağını makul olarak öngörebileceği ilk derece mahkemesince somut olayda gösterilememiştir. Sonuç olarak başvurucunun bu şekilde terör örgütüne üye olma suçundan mahkûm edilmesi anılan suçun başvurucunun aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulması ile mümkün olmuştur. Ortaya çıkan bu sonuç Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrası ile bağdaşmamaktadır....'' şeklinde değerlendirmede bulunarak başvurucu lehine suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmadığı kabul edilen sanıkların, oluş, iddia, mahkeme kabulü ve dosya kapsamına yansıyan eylemleri göz önünde bulundurulduğunda; aşamalardaki savunmalarının aksine, örgütün nihai amacını bildiğine veya örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiklerine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığından sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne ve mahkumiyet hükmünün farklı gerekçe ile bozulmasına dair düşüncesine iştirak edilmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla