Karar Özeti
3. Ceza Dairesi 2025/908 E. , 2025/12178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2102 E., 2024/2331 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM: 5271 sayılı CMK'nın 223/3-d-son maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince bozma üzerine verilen
Karar Detayı
3. Ceza Dairesi 2025/908 E. , 2025/12178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2102 E., 2024/2331 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM: 5271 sayılı CMK'nın 223/3-d-son maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir(TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz(TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata(yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Dairemizin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından, suç tarihine bakılmaksızın ve suç tarihinden önce anılan yapının terör örgütü olduğuna ilişkin bir mahkeme kararı verilmiş olması da aranmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut expost bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; örgütün nihai amacını ortaya koyan operasyonel faaliyetlerinin başlamasından önceki dönemde örgütsel içeriği tespit edilemeyen dini sohbetlere katıldığına, öğrencilere destek adında istenen maddi yardımda bulunduğuna, örgüte müzahir sendika ve derneğe üye olduğuna, bilahere üyeliklerini sona erdirdiğine ve fakat bu dönemden sonra örgütün devlet aleyhine faaliyetlerde bulunduğunu fark ederek irtibatını tamamen kopardığına yönelik aksi kanıtlanamayan samimi ikrarları dışında başkaca delil elde edilemeyen ve anlatımlarında örgütte kaldığı süre ve konumu itibarıyla, eşi dahil örgütün yapısı ve faaliyetleri ile ilgili bilgi veren sanığın; örgütün nihai amaçlarını açıkça ortaya koyan dış aleme yansıyan olay ve olguların yaşandığı dönemden itibaren bir iki kez dini sohbete katılma dışında herhangi bir örgütsel faaliyetinin tespit edilememesi karşısında, bu suçun ancak doğrudan kast ile işlenebilen bir suç olması nedeniyle, TCK'nın 30/1 ve CMK'nın 223/2-c maddeleri uyarınca kast yokluğundan beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı, Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.