Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2023/11681 E. , 2025/16499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1641 E., 2022/3624 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2023/11681 E. , 2025/16499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1641 E., 2022/3624 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; katılanların çelişkili beyanlarına itibar edilerek verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, somut delilin bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilmesi gerektiğine ve re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklara, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dava dosyası içeriğine göre başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Yargılamaya konu somut olayda; sanığın katılanlara yönelik ifade ettiği sözün muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.10.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamına göre özetle; trafik kurallarına uymaması sebebiyle hakkında işlem yapmak isteyen polis memuru olan katılanlara karşı " fetocü polisler, hepiniz fetöcüsünüz" demek suretiyle kamu görevlilerine görevinden dolayı hakaret suçunu işlediği iddia ve kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir. Sanığın süresinde hükmü etmesi etmesi üzerine Dairemizce değerlendirilmiş, sayın çoğunluk tarafın "Sanığın katılanlara yönelik ifade ettiği sözün muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı" gerekçeleriyle mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Kanaatimizce sanığın müştekilere söylediği sözler hakaret suçunu oluşturduğundan anılan bozma nedeni yerinde değildir. Şöyle ki; Hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Hakaret" başlıklı 125. maddesinde; "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir. (2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur. (3) Hakaret suçunun; a) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı, b) Dini, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden, yaymaya çalışmasından, mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı, c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, İşlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (4) Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır. (5) Kurul hâlinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret edilmesi hâlinde suç, kurulu oluşturan üyelere karşı işlenmiş sayılır. Ancak, bu durumda zincirleme suça ilişkin madde hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Yasal düzenlemeye ve Yargıtay uygulamalarına göre her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Kamu görevlilerinin, görevlerini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemeyi ve saygınlıklarına zarar vermeyi amaçlayan aşağılayıcı saldırılara karşı korunmaları zorunludur. Ancak demokratik bir hukuk devletinde, kamu görevini üstlenenleri denetlemek, faaliyetlerini değerlendirmek ve eleştirmek de kaynağını Anayasadan alan düşünceyi açıklama özgürlüğünün sonucudur. Bu nedenle eleştirinin sert bir üslupla yapılması, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgu olduğu için hakaret suçuna vücut vermez ise de, eleştiri yapılırken görüş açıklama niteliğinde bulunmayan, küçültücü, aşağılayıcı ifadelerin kullanılmaması, düşünceyi açıklama sınırları içinde kalınması gerekmektedir. Evvela sanık tarafından müştekilere yönelik olarak söylenen " Fetöcü polisler, hepiniz fetöcüsünüz" sözünün ne anlama geldiğinin açıklanması gerekir. Devletin güvenlik birimlerinin tespitlerine ve bu konudaki yargısal kararlara göre FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzere, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet ettiği, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidara gelmek olduğu, bu amacı gerçekleştirmek için ... ve ... teşkilatı, ... ve ... Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, meşru organlara ve halka karşı silahlı saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirdiği sabittir. Önceleri bu terör örgütünün yapısı ve amacı herkes tarafından bilinmezken, özellikle 15 Temmuz 2016 da gerçekleştirdiği darbe girişimi ile bu sırada işlediği yüzlerce kişinin öldürülmesi ve yaralanması eylemlerinden sonra toplumun her ferdi tarafından öğrenilmiş ve terör örgütü olduğu tüm yönleriyle açığa kavuşmuştur. Özetle FETÖ/PYD nin bir terör örgütü olduğu, dosyamızdaki darbe sonrası işlenen suç tarihinde sanık ve tüm toplum tarafından bilinmektedir. Somut olayımızda sanığın müştekilere yönelik olarak " Fetöcü polisler, hepiniz fetöcüsünüz" dediği, dosya kapsamındaki deliller ile sabittir, eylemin sabit olduğu konusunda uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Sanık, müştekilere "fetöcüsünüz" demek suretiyle yukarıda nitelikleri açıklanan terör örgütüne mensup oldukları veya destekledikleri isnadında bulunmuştur. Bir kimseye ve özellikle kamu görevlisine terör örgütü üyesi veya destekçisi olduğunun söylenmesi onur, şeref ve saygınlığı rencide eden en ağır eylemlerden birisidir. Söylenen sözün bu içeriği dikkate alındığından eleştiri veya kaba söz olarak kabulü mümkün değildir. Sanık suç tarihinde FETÖ/PYD nin silahlı bir terör örgütü olduğunu bildiği halde, yasalara uygun biçimde görevini yerine getirmeye çalışan kamu görevlilerine, haklı bir neden yokken anılan örgüte üye olduğu veya yardım ettiği suçlamasında bulunmuştur. Silahlı terör örgütü üyeliği TCK'da düzenlenen en ağır suçlardan birisidir. Bozma gerekçesinde sanığın sözlerinin kaba söz niteliğinde olması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiş ise silahlı terör örgütü üyeliği veya destekçisi olma isnadının kaba söz olarak nitelendirilmesinede yasal olanak bulunmamaktadır. Yargılamaya konu sözün içeriği, söylenme nedeni ve yeri, zaman ve ortamı dikkate alındığında kamu görevlisinin görevini yerine getirirken fonksiyonlarını etkilemek ve saygınlığına zarar verme amacıyla söylendiği, dolayısıyla eylem sonucu müştekilerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edildiğinden hakaret suçunun unsurlarıyla oluştuğu kabul edilmelidir. Sonuç olarak; sanığın eyleminin hakaret suçunu oluşturduğu, Yerel Mahkeme ile Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin takdir ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatinde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün bu gerekçeyle bozulmasına dair düşüncesine iştirak etmek mümkün olmamıştır.