İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2023/2237 Karar: 2025/8488 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2023/2237 K.2025/8488

4. Ceza Dairesi 2023/2237 E. , 2025/8488 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/657 E., 2022/471 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize ha

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2023/2237 E. , 2025/8488 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/657 E., 2022/471 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize ha

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2023/2237 E. , 2025/8488 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/657 E., 2022/471 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi; atılı suçu işlemediğine, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasının yerinde olmadığına, mağdurlar şikayetlerinden vazgeçtiklerinden beraat hükmü verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanık savunması, mağdurların beyanları, olay tutanağı ve tüm dosya kapsamından; sanığın atılı suçtan mahkumiyetine ve haksız tahrik hükümlerinin uygulanmamasına dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla, sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık, sanığın hakaret eylemini haksız tahrik altında işleyip işlemediği noktasındadır. Sanık tüm aşamalarda yeğeni olan ...'ın olay günü devriye görevi yapan bekçiler ile birlikte yanına geldiğini kendisine bekçiler beni dövdü dediğini buna ilişkin kaydedilen görüntüleri izlettiğini, yeğeninin darp edilmesine üzüldüğü için tepki göstererek müştekilere atılı sözleri söylemiş olabileceğini beyan etmiştir. Mağdurlar olayın müştekileri de olay günü kimlik ibrazı istedikleri şahsın istediği üzerine amcası olan sanığın yanına gittiklerini, yeğeni ...'ın burada sanığa müştekilerin kendisini darp ettiğini söylemesi üzerine kendilerine hakaret ettiğini beyan etmişlerdir. Müşteki ve sanığın anlatımlarından sanığın yeğeninin darp edilmesini duyması üzerine hakaret ettiği konusunda bir kuşku bulunmamaktadır. İlk derece ve BAM Ceza Dairesi müştekilerin sanığın yeğenini darp ettiklerine dair yeterli delil elde edilememesi nedeniyle haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar vermişlerdir. Somut olayda öncelikle TCK 30. madde kapsamında sanığın hata hükümlerinden yararlanıp yararlanmayacağı tartışılması gerekirken bu husus tartışılmadan haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. TCK'nın "Hata" başlıklı 30. maddesi üç fıkra hâlinde; "Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır. Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır." şeklinde düzenlenmiş iken, 08.07.2005 tarihli ve 25869 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile eklenen; "İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz." biçimindeki dördüncü fıkra ile son hâlini almıştır. Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru ve zihinden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu, dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şeyin olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi hâlinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası, bir algılama hatası olduğu hâlde; yasak hatası, bir değerlendirme hatasıdır. Failin ceza sorumluluğuna gidilebilmesi için kusurlu olması şarttır. Kusur, kınanabilirliktir. Kusurun ifade ettiği değersizlik yargısı ile fail hukuka uygun davranmaması, haklı olan lehine karar verebilme ve hukuka uygun davranma imkânına sahip olmasına rağmen haksız olan davranışı tercih etmesi nedeni ile kınanmaktadır. Kusur yargısının temeli insanın ... iradesidir. İnsan, ... iradeye sahip bir varlık olması nedeniyle haklı olan davranış ile haksızlık arasında bir tercih yapma ve haklı olan davranış lehine karar verebilme, davranışlarını hukuk düzeninin gereklerine göre yönlendirebilme ve hukuk düzeninin yasakladığı davranışlardan sakınma yeteneğine sahiptir. Kusur yargısının temelini oluşturan irade özgürlüğü, haksızlık bilincinin varlığını gerekli kılar. Çünkü insanın haklı olan davranış ile haksızlık arasında tercih yapabilmesi için bunu bilmesi şarttır. Fail, haksızlık bilincine sahipse ve ... iradesiyle haksız olan davranışı tercih ediyor ise kusurludur. Fakat yasak yanılgısı her zaman failin kusurunu tamamen ortadan kaldırmaz. İnsan, hukuk toplumunun bir üyesi olarak hukuka uygun davranmak ve haksız olan davranışlardan sakınmak yükümlülüğü altındadır. Failin açıkça yasak olduğunu bildiği davranışlardan sakınması bu yükümlülüğü yerine getirdiği anlamına gelmez. Fail, aynı zamanda davranışlarının hukuk düzeninin gerekleri ile uyumlu olup olmadığını sorgulamakla yükümlüdür. Fail bu husustaki şüphesini tefekkür etmek veya bir uzmana danışmak yoluyla bertaraf etmek zorundadır. Ayrıca fail vicdan muhasebesi de yapmalıdır. Failden beklenen vicdan muhasebesinin ölçüsü, somut olayın koşulları ile onun sosyal ve mesleki çevresidir. Fail kendisinden beklenen vicdan muhasebesine rağmen davranışının haksızlığını idrak etmeye muktedir değilse yanılgısı kaçınılmazdır. Bu durumda fail kusurlu addedilemez. Buna karşılık fail kendisinden beklenen vicdan muhasebesiyle davranışının haksızlığını idrak edebilecek idiyse yasak yanılgısı kusurunu tamamen ortadan kaldırmaz; fail kusurludur, ancak kusuru azalmıştır. Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK'nın 30/1. maddesi), suçun nitelikli hâllerinde (TCK'nın 30/2. maddesi), hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK'nın 30/1-3. maddesi) hata kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK'nın 30/3. maddesi) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK'nın 30/4. maddesi) kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir. (TCK'nın 27/1. maddesi) Haksız tahrik, 5237 sayılı Kanun'da kusurluluğu ve dolayısıyla cezayı etkileyen nedenlerden biri olarak düzenlenmiştir. TCK 30/3. madde uyarınca sanık haksız tahrik konusundaki hatasından faydalanabilir. Bunun için hatanın kaçınılmaz olması gerekmektedir. Somut olayda, görevlilerle birlikte sanığın yanına gelen yeğeninin görevlilerin kendisini darp ettiklerini beyan ederek buna ilişkin görüntüleri izletmesi üzerine sanığın yeğenine yönelik saldırı nedeniyle üzülerek hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında kalarak hakaret içeren sözler söylediği, atılı suçu haksız tahrik altında işlediği, bu nedenle TCK 129. maddenin hata hükümleri çerçevesinde tartışılarak uygulanması gerekirken haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması usul ve yasaya aykırıdır. Yukarıda belirtilen nedenlerle, temyize konu kararın bozulması yerine onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla