Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/12844 E. , 2026/4716 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/329 E - 2023/833 K - 2022/1591 E - 2024/173 K SUÇ : Hakaret Sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/12844 E. , 2026/4716 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/329 E - 2023/833 K - 2022/1591 E - 2024/173 K SUÇ : Hakaret Sesli yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-2 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli ve 2023/329 esas, 2023/833 sayılı kararını, Aynı tür suçtan adı geçen sanık hakkında yapılan yargılama sonunda sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1-2, 125/4, 129/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının aynı Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2024 tarihli ve 2022/1591 esas, 2024/173 sayılı kararın, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.12.2025 gün ve 2025/135451 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosyalar kapsamına göre, Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/329 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 01.02.2022, iddianame düzenleme tarihinin ise 13.03.2023 olduğu, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/1591 esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 01.02.2022, iddianame düzenleme tarihinin 13.10.2022 olduğu, her iki dosyadaki suçların 13.10.2022 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukuki kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alındığında, dava dosyalarının birleştirilerek, incelemeye konu eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde öngörülen "zincirleme suç" kapsamında olup olmadığı hususunda birlikte değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kararlar verilmesinde isabet görülmemiştir. "Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.10.2018 tarihli ve 2015/1-158 Esas, 2018/444 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'un hazırlanmasında "kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır" ilkesi esas alınmış, dolayısıyla da gerçek içtima kuralı benimsenmiştir. Nitekim Adalet Komisyonu raporunda bu husus; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır" şeklinde ifade edilmiştir (TBMM Adalet Komisyonunun 03.08.2004 tarih ve 1/593-60 sayılı raporu). Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 gün ve 384-2, 03.12.2013 gün ve 1475-577, 30.05.2006 gün ve 173-145, 08.07.2003 gün ve 189-207, 13.10.1998 gün ve 205-304, 20.03.1995 gün ve 48- 68... .03.1987 gün ve 341-84 sayılı kararlarında "Aynı suç işleme kararı" kavramından, Kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine, kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, hareketinin önceki hareketinin devamı olmasının ve tüm hareketleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir. Ceza Genel Kurulu'nun 15.03.2016 tarihli ve 2014/10-847 esas, 2016/128 sayılı kararında belirtildiği üzere, suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur. Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna; uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi, kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiili kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir. Görüldüğü üzere, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından, hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır. Dosyaların kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; sanığın incelemeye konu eylemlerini bir dakika arayla aynı suç işleme kararı ile aynı zaman ve yerde, farklı iletişim araçları ile birden çok hareketle hukuki kesinti olmaksızın işlemesi karşısında, Bursa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.11.2023 tarihli ve 2023/329 esas, 2023/833 karar sayılı kararının infaz edilmiş olması nedeniyle, sanığın Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.01.2024 tarihli ve 2022/1591 esas, 2024/173 karar sayılı hükmüne konu eyleminden hüküm kurulurken, sanığın tek bir hakaret fiili işlemiş olduğu gözetilerek "Karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 25.01.2024 tarihli 2022/1591 Esas ve 2024/173 Karar sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca, sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, sanık hakkında Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi''nin 25.01.2024 tarihli, 2022/591 E. 2024/173 K. sayılı kararıyla kurulan MAHKUMİYET HÜKMÜNÜN İPTALİNE, sanık hakkında açılan kamu davasında, eylemin tek bir hakaret suçunu oluşturması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, bu dava için yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2026 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık hakkında aynı mağdura yönelik hakaret eylemleri nedeniyle Bursa 6. ve Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemelerinde iki ayrı dava yürütülmüş ve her iki dosyada da mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanarak ayrı ayrı hapis cezaları verilmişti. Her iki eylemin de aynı tarihte, ilk iddianameden önce işlendiği gerekçesiyle Adalet Bakanlığı kanun yararına bozma yoluna başvurdu; Yargıtay 4. Ceza Dairesi zincirleme suç ve fiil tekliği yönünden inceleme yaptı.
Hukuki İlke: Aynı suç işleme kararıyla, aynı zaman ve yerde, hukuki kesinti olmaksızın bir dakika arayla farklı iletişim araçlarıyla gerçekleştirilen hakaret hareketleri tek bir hakaret fiilini oluşturur; aynı fiil için ikinci kez hüküm kurulamaz ve ilk mahkûmiyet infaz edilmişse ikinci dosyada karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir.
Uygulama Sonucu: Daire, kanun yararına bozma istemini kabul ederek Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet hükmünü 5271 sayılı Kanun'un 309. maddesi gereğince bozdu, hükmü iptal etti ve eylem tek hakaret suçu oluşturduğundan karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.
Dava Strateji Notu: Aynı olaydan doğan hakaret eylemleri farklı mahkemelerde ayrı dosyalara bölünmüşse, savunma dosyaların birleştirilmesini ve fiil tekliği değerlendirmesini ısrarla talep etmeli; kesinleşip infaz edilmiş bir hüküm varsa dahi kanun yararına bozma yoluyla mükerrer cezanın kaldırılması bu emsalde görüldüğü gibi mümkündür.