KÜNYE
4. Ceza Dairesi 2025/13240 E., 2026/5490 K.
- Karar tarihi
- 24 Mart 2026
- Konu
- Ceza Hukuku
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/415 E., 2025/4 K
- Suç
- Hakaret İNCELEME KONUSU
- Karar
- Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
- Tebliğname görüşü
- İlgili kararın kanun yararına bozulması Sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret suçundan sanık ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza
Karar Detayı
582 kelime·3 dk okuma·3 bölüm
Kanunu’nun 125/3-a, 125/4, 62/1 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 7.080,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Lapseki 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2025 tarihli ve 2024/415 Esas, 2025/4 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.12.2025 gün ve 2025/139406 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin. "Dosya kapsamına göre, sanık hakkında anılan suçtan kamu davası açılmasını müteakip, yapılan yargılama sonunda, Lapseki 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 09.01.2025 tarihli kararının hüküm kısmının 6. maddesinde "Sanığın daha önceden kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğundan CMK.nun 231. maddesinin takdiren uygulanmasına yer olmadığına." karar verildiği,
Kararın gerekçe kısmında ise "...sanığın sabıkasız oluşu, doğrudan bir zararın gelmeyişi ve sanığın yeniden suç işlemeyeceği... " şeklindeki gerekçe ile 5271 sayılı Kanunu'nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmakla, Adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında hüküm kurulurken, gerekçe ve hüküm arasında çelişki oluşturulmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle, - Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması, - Suçun 5271 sayılı Kanun’un 231/14. maddesinde yazılı suçlardan olmaması, - Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, - Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
5271 sayılı Kanun’un 231/6-b maddesindeki “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması.” şeklindeki düzenleme ile kanun koyucu, suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini kabul etmeyip, hâkime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır.
Ancak, sanığın yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki değerlendirmenin dosya içeriğine uygun, kanuni ve yeterli gerekçe içermesi ve bu gerekçenin hükümde yer alan hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi, ertelenmesi ve takdiri indirim uygulamalarında dayanılan gerekçe ile çelişmemesi gerekir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; adli sicil kaydına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel geçmiş hükümlülüğü bulunmayan sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının yargılaması sonucunda;
hükmün gerekçesinde "sanığın sabıkasız oluşu, atılı suç nedeniyle doğrudan bir zararın meydana gelmeyişi ve sanığın yeniden suç işlemeyeceği kanaati ile sanık HAGB kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.”şeklinde anlatım bulunmasına rağmen, hüküm fıkrasında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Hakaret suçundan sanık hakkında, Lapseki