İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2025/5777 Karar: 2025/13696 Tarih: 2025

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2025/5777 K.2025/13696

4. Ceza Dairesi 2025/5777 E. , 2025/13696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2019/1588 E., 2020/1362 K. SUÇ: Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Onama Dairemizin 16.04.2025 tarihli ve 2022/12496 Esas, 2025/6867 Karar sayılı ilamı

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2025/5777 E. , 2025/13696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2019/1588 E., 2020/1362 K. SUÇ: Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Onama Dairemizin 16.04.2025 tarihli ve 2022/12496 Esas, 2025/6867 Karar sayılı ilamı

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2025/5777 E. , 2025/13696 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2019/1588 E., 2020/1362 K. SUÇ: Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Onama Dairemizin 16.04.2025 tarihli ve 2022/12496 Esas, 2025/6867 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.06.2025 tarihli ve 2021/9924 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/9924 numaralı yazısıyla; Sanığın iddianame anlatımına konu edilen sosyal medya paylaşımındaki Cumhurbaşkanına yönelik "ABD ve İsrail'in Ortadaoğudaki çıkarlarına hizmet eden itaatkar köpekler" ifadesinin hakaret suçunu oluşturması ve bu nedenle sanığın mahkumiyetine dair ilk derece mahkemesinin kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiği halde onanması sebebiyle itiraz yasa yoluna gidilmektedir. Suç tarihinde sanığın sosyal medyada bulunan hesabından Cumhurbaşkanının fotoğrafının üzerine "... küfredenlere dikkatli bakarsanız. ABD ve İsrail'in Ortadoğudaki çıkarlarına hizmet eden itaatkar köpekler olduklarını görürsünüz" şeklinde hakaret içeren ifadeler yazarak paylaştığı dosya kapsamındaki delillerle sabittir. 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (....Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak halk arasında herkes tarafından açık bir hakaret olarak kabul edilen "köpek" sıfatını yakıştırması ayrıca "yabancı ülkelerin çıkarlarına hizmet eden, ülkesine ihanet eden bir devlet yöneticisi" olduğu şeklinde ithamda bulunması kaba söz yada siyasi eleştiri olarak kabul edilemeyeceğinden sanığın hakaret suçunu oluşturan eyleminden dolayı mahkumiyetine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından verilen beraat kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının bozulması yerine onanması hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık aleyhine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 16.04.2025 gün ve 2022/12496 Esas, 2025/6867 Karar sayılı ONAMA kararının KALDIRILMASI, 3. Denizli 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.05.2019 gün ve 2019/44 Esas-2019/314 Karar sayılı kararıyla sanığın beraatına dair karara yönelik istinaf başvurusu üzerine istinaf isteminin esastan reddine ilişkin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 03.12.2020 gün ve 2019/1588 Esas-2020/1362 Karar sayılı kararının BOZULMASI, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, Arz ve talep olunur.'' biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. II. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında Dairemizin 16.04.2025 tarihli ve 2022/12496 Esas, 2025/6867 Karar sayılı ilamında isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2.5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 16.04.2025 tarihli ve 2022/12496 Esas, 2025/6867 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın olay günü sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımın hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi; "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar... Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir… Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü, Anayasa’nın 13. maddesi ise; "Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargısal uygulamalara göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici yada endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde yaşamsal önemdedir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde korum gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasanın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın olay günü kendisine ait sosyal medya hesabından; Cumhurbaşkanı ...'nın da bulunduğu fotoğrafın üzerine "... küfredenlere dikkatli bakarsanız ABD ve İsrail'in Ortadoğudaki çıkarlarına hizmet eden itaatkar köpekler olduklarını görürsünüz" şeklinde yazdığı, suça konu bu sözlerin eleştiri sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanının toplum neznindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ve bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun oluştuğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddi yönündeki düşüncesine iştirak etmiyoruz.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla