Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/5844 E. , 2025/16390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2312 E., 2021/114 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, düzeltilerek onama, onama Yapılan ön inceleme neticesinde; Katılan vekilinin temyiz dil
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/5844 E. , 2025/16390 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2312 E., 2021/114 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, düzeltilerek onama, onama Yapılan ön inceleme neticesinde; Katılan vekilinin temyiz dilekçesinin hükmün hukuki yönüne ilişkin temyiz sebebi içermediği, Sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Tespit edilmekle, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince duruşmalı yapılan incelemede sanık ... yönünden istinaf başvurusunun esastan reddine, sanık ... yönünden beraat hükmü kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemleri özetle; davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığına, suça konu eylemin basın, eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına, lehe hükümlerin uygulanmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, B.Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanık lehine vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine, Yöneliktir. III. GEREKÇE A.Sanık ... Yönünden Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesi uyarınca beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık yararına, Hazine aleyhine maktu vekalet ücreti tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesi, B.Sanık ... Yönünden Sanığın belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın eyleminin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, suça konu paylaşımın tüm içeriği gözetildiğinde siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı düşünülmeden, sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A.Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Yöntemine uygun ihtarlı tebligat yapılmasına karşın, temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı anlaşılmakla, katılan vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin vekalet ücretine yönelik temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1-h maddesi uyarınca hüküm fıkrasına; “sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesi gereği, beraat eden ve kendisini vekille temsil ettiren sanık yararına 2.040,00 TL vekalet ücretinin Hazine'den alınıp sanığa verilmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle, tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, C.Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.10.2025 tarihinde karar verildi.