Karar Özeti
4. Ceza Dairesi 2025/7496 E. , 2025/13088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2020/928 E., 2021/673 K. SUÇ: ... hakaret KARAR: Beraat İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 18.06.2025 tarihli ve 2022/15980 Esas, 2025/11206 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay C
Karar Detayı
4. Ceza Dairesi 2025/7496 E. , 2025/13088 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2020/928 E., 2021/673 K. SUÇ: ... hakaret KARAR: Beraat İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 18.06.2025 tarihli ve 2022/15980 Esas, 2025/11206 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.09.2025 tarihli ve 2021/71939 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/71939 sayılı yazısıyla; "İtiraza konu uyuşmazlık, atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Sanık ... hakkında Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2019 tarih ve 2019/1193 esas sayılı iddianamesi ile ... Hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarih ve 2019/533 esas 2019/673 karar sayılı kararı ile beraate ilişkin hüküm kurulduğu, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28.04.2021 tarih ve 2020/928 Esas 2021/673 Karar sayılı hükmü ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, katılan vekilinin temyiz istemi üzerine Yüksek Dairenizin 18.06.2025 tarih ve 2022/15980 Esas 2025/11206 Karar sayılı ilamı ile beraat hükmünün onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) ... hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin ... matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla ... fonksiyonları değil ... şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi ... hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. (....Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Yargıtay 4. Ceza Dairesi 10.03.2022 gün ve 2022/11135 Esas-2025/4488 Karar sayılı emsal nitelikteki kararında "... Anayasa'nın 12/2. maddesinde yer alan "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." şeklindeki düzenlemeyle kişilere temel hak ve hürriyetleri kullanırken ödev ve sorumluluklara uyma yükümlülüğü getirilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi ... (B. No: 2015/16643) başvurusu sonucunda 04.04.2018 tarihinde verdiği kararında; "hırsız, katil ..." şeklinde slogan atan başvurucunun ifade özgürlüğünü kullanırken kendisi için de geçerli olan görev ve sorumluluklara uygun davranmadığına ve başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik de bir ihlal olmadığına karar vermiştir. Açıklamalar ışığında, sanıkların savunmaları ve olay anına ilişkin görüntü inceleme tutanağı doğrultusunda sanıkların atılı suçu işlediklerine yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde bir hukuka aykırılık görülmemiştir..." şeklindeki gerekçeyle somut olaydaki sözlerle aynı mahiyetteki sözleri suç olarak kabul etmiştir. Türk Dil Kurumu sözlüğünde hırsız kelimesi "Başkasının malını çalan kimse; uğru" şeklinde tanımlanmıştır. Bu kelimeden türeyen hırsızlık ise, yazılı kanunlar ya da toplumsal meşruiyet düzeyinde mülkiyeti kendine ait olmayan bir taşınır malı, izinsizce alıkoyma, kullanma, nesneden menfaat temin etme işidir. Günlük konuşmalarda halk arasında bir kişinin diğerine hırsız şeklinde bir söz sarf etmesi hiç bir duraksamaya yol açmayacak şekilde hakaret olarak kabul edilmektedir. Katil kelimesi ise insanların canlarına kasteden, insanları öldüren kişi anlamına gelmektedir. Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ... yönelik olarak, ... hakaret suçundan yargılandığı Torbalı 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/1316 esas sayılı dosyasında 12/04/2017 tarihli celsede "benim kişisel görüşüm ... katil ve hırsız olduğudur" şeklindeki sözlerinin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın bozulması yerine onanmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.06.2025 tarih ve 2022/15980 Esas 2025/11206 Karar sayılı beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın ONANMASINA ilişkin KALDIRILMASI, 3. Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2019 tarih ve 2019/533 esas 2019/673 karar sayılı beraat hükmüne yönelik İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 28.04.2021 tarih ve 2020/928 Esas 2021/673 karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının BOZULMASI, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi" şeklindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. II. GEREKÇE Sanığın yargılandığı dosyayla ilgili katılana yönelik söylediği sözleri duruşma esnasında tekrar etmesinden ibaret olan eyleminin iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kaldığının anlaşılması karşısında, yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç, takdir ve gerekçesi ile incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık hakkında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 4. Ceza Dairesinin, 18.06.2025 tarihli ve 2022/15980 Esas, 2025/11206 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın yargılandığı duruşma esnasında söylediği sözlerin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi; "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir… Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü, Anayasa’nın 13. maddesi ise; "Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargısal uygulamalara göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici yada endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde yaşamsal önemdedir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde korum gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasanın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın olay günü Torbalı Asliye 3. Ceza Mahkemesinin 2016/1316 esas sayılı dosyasında yargılandığı duruşma yaptığı savunmada "Benim kişisel görüşüm ... katil ve hırsız olduğudur, çünkü ben Ankara katliamını birebir yaşadım, bir anne olarak ölümler yaşanmasını istemiyorum,... bizim barış umudumuzu çaldı" şeklinde sözler söylediği sanığın söylediği bu sözlerin TCK'nın 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilemeyeceği, sanığın ... yönelik somut bir suç isnadında bulunduğu, suça konu bu sözlerin eleştiri sınırlarını aşan ve ... toplum neznindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ve bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun oluştuğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddi yönündeki düşüncesine iştirak etmiyorum.