İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2026/2251 Karar: 2026/4563 Tarih: 2026

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2026/2251 K.2026/4563

4. Ceza Dairesi 2026/2251 E. , 2026/4563 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1025 E., 2022/1542 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 09.12.2025 tarih

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2026/2251 E. , 2026/4563 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1025 E., 2022/1542 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 09.12.2025 tarih

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2026/2251 E. , 2026/4563 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1025 E., 2022/1542 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin 09.12.2025 tarihli ve 2023/9185 Esas, 2025/20493 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.02.2026 tarihli ve KD- 4-2023/7023 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ "Sanık ... hakkında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 22.06.2020 tarih ve 2020/3862 esas sayılı iddianamesi ile Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Malatya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2021 tarih ve 2020/2 42... /630 Karar sayılı kararı ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu, sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 27.12.2022 tarih ve 2021/10 25... /1542 Karar sayılı hükmü ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sanığın temyizi ile yapılan inceleme sonucu Yüksek Dairenizin itiraza konu 09.12.2025 tarih ve 2023/91 85... /20493 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmünün "suça konu paylaşımların katılanın şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi eleştiri niteliğinde olduğu, aksi düşüncenin, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, facebook isimli sosyal paylaşım sitesinden, 08/01/2016 tarihinde, Cumhurbaşkanı ...'ın fotomontaj ile şeytana benzetildiği fotoğraf ve üzerinde "CUMHURBAŞKANI ... BU DEVLETİN EKMEĞİNİ YİYİP BU DEVLETE İHANET EDEMEZSİNİZ DEDİ. YAVUZ HIRSIZ EV SAHİBİNİ BASTIRIR MİSALİ, AKSİNİ SİZ İŞGALCİ DEVLET OLARAK KÜRDLERİN EKMEĞİNİ YİYOR VE ÜLKEMİZİN YER ALTI VE YER ÜSTÜ TÜM ZENGİNLİĞİMİZİ TALAN EDİP BİZLERİ HARACA BAĞLADINIZ, UTANMADAN KÜRDE KURDİSTANDA EKMEĞİMİ YEDİNİZ DİYOR" şeklinde yazı bulunan görseli, 25.06.2016 tarihinde, Cumhurbaşkanının, ...'ın ayakkabısını boyar halde montajlanmış fotoğrafı ve üzerinde ''gözünü sevim sello kardaş em gundi ne sayfasında paylaşma'', ''merak etme sadece ... paylaşacam'' şeklinde yazılar bulunan görseli paylaşımının, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. " görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. II. GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasa'nın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Somut olaya gelince; suça konu paylaşımların katılanın şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi eleştiri niteliğinde olduğu, aksi düşüncenin, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 09.12.2025 tarihli ve 2023/9185 Esas, 2025/20493 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla