İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2026/2283 Karar: 2026/5634 Tarih: 2026

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2026/2283 K.2026/5634

4. Ceza Dairesi 2026/2283 E. , 2026/5634 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1215 E., 2022/1335 K. SUÇLAR : Hakaret, Cumhurbaşkanına hakaret SUÇ TARİHLERİ : 26.07.2014 - 27.12.2014 HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesi

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2026/2283 E. , 2026/5634 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1215 E., 2022/1335 K. SUÇLAR : Hakaret, Cumhurbaşkanına hakaret SUÇ TARİHLERİ : 26.07.2014 - 27.12.2014 HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesi

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2026/2283 E. , 2026/5634 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1215 E., 2022/1335 K. SUÇLAR : Hakaret, Cumhurbaşkanına hakaret SUÇ TARİHLERİ : 26.07.2014 - 27.12.2014 HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Hakaret ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlarından, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; yetersiz gerekçeyle karar verildiğine, atılı suçların unsurları itibarıyla oluşmadığına, sanığın katılana yönelik bir eylemi bulunmadığına, paylaşımların eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına, eşitlik ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve diğer lehe hükümlerin tatbik edilmediğine, eksik araştırma yapıldığına ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir. III. GEREKÇE Cumhurbaşkanına hakaret suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesinde düzenlenmiş, hakaretin tanımı ise aynı yasanın 125. maddesinde yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olay kapsamında, atılı suçlara subut verdiği kabul edilen paylaşımların katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret ve hakaret suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İzmir 49. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,25.03.2026 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Sanık, 2014 tarihli paylaşımları nedeniyle hakaret ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlarından ilk derece mahkemesince mahkûm edilmiş, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, paylaşımların siyasi ağır eleştiri niteliğinde kaldığını tespit ederek mahkûmiyeti hukuka aykırı bulmuştur.

Hukuki İlke: TCK 299'daki Cumhurbaşkanına hakaret ve TCK 125'teki hakaret suçları, ancak onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut fiil isnadı veya sövmeyle oluşur; Anayasa'nın 26. ve 13. maddeleri ile AİHS 10. madde çerçevesinde ifade özgürlüğü incitici ve şoke edici düşünceleri de kapsar ve siyasetçilere yönelik eleştirinin izin verilen sınırı özel kişilere göre daha geniştir.

Uygulama Sonucu: Paylaşımlar katılanı rencide edici boyutta olmayıp siyasi ağır eleştiri sayıldığından, beraat yerine mahkûmiyet kurulması hukuka aykırı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı CMK 302/2 gereği Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle bozulmuştur.

Dava Strateji Notu: Cumhurbaşkanına hakaret dosyalarında savunma, sözlerin siyasi eleştiri bağlamını ve muhatabın kamusal figür olarak katlanma yükümlülüğünün genişliğini merkeze almalıdır; bu karar, ağır ve rahatsız edici üslubun tek başına suçu oluşturmadığını mahkûmiyeti bozarak teyit eden güncel bir dayanaktır.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla