İçeriğe geç
AC
4. Ceza Dairesi Esas: 2026/974 Karar: 2026/4548 Tarih: 2026

Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2026/974 K.2026/4548

4. Ceza Dairesi 2026/974 E. , 2026/4548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/895 E., 2022/1603 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin, 09.12.2025 tarihli, 2023/8686 Esas ve 202

Karar Özeti

4. Ceza Dairesi 2026/974 E. , 2026/4548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/895 E., 2022/1603 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin, 09.12.2025 tarihli, 2023/8686 Esas ve 202

Karar Detayı

4. Ceza Dairesi 2026/974 E. , 2026/4548 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/895 E., 2022/1603 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : Mahkumiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Dairemizin, 09.12.2025 tarihli, 2023/8686 Esas ve 2025/20368 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2016 tarihli ve KD - 2023/5914 sayılı itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi gereğince Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz istemi; sanığın, suça konu 25.03.2015 tarihli paylaşımıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunu işlediği ve bu nedenle Dairemizce bozma ilamı kaldırılarak hükmün onanmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE Cumhurbaşkanına hakaret suçu 5237 sayılı Kanun'un 299. maddesinde düzenlenmiş, hakaretin tanımı ise aynı Kanun'un 125. maddesinde yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye yönelik olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Doğal haklardan kabul edilmiş ifade hürriyeti çoğulcu demokrasilerde vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Düşünce hürriyeti insanın özgürce fikirler edinebilme, edindiği fikirleri ve kanaatlerinden dolayı kınamaya tabi tutulmama ve düşüncelerini meşru yöntemlerle dışarı vurabilme özgürlüğüdür. Demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından olan ifade hürriyeti bir çok hak ve özgürlüğün temelidir. Bu özelliğinden dolayı ifade hürriyeti bir çok uluslararası belgeye konu olmuş ve Anayasa'da da ayrıntılı düzenlemelere tabii tutulmuştur. İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında "Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir." denilmektedir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir. Öte yandan kendilerine belirli idari yetkiler verilmiş görevlilerin, sözlerine ve eylemlerine getirilen eleştirilere daha fazla hoşgörü göstermeleri gerektiği AİHM içtihatlarında kabul edilmektedir. AİHM, kamu görevlilerine karşı yapılmış hakaret içerikli ifadelerle ilgili bir başvuruda, başvuruya konu sözlerin, kamuoyunun söz konusu görevlinin performansına duyduğu güveni ortadan kaldırmaya yönelik gerçek bir tehlike meydana getirip getirmediğini incelemektedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 13.09.2022 tarih ve 2018/(Kapatılan)16/62 esas sayılı kararında; Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkûmiyetin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelip gelmediği ve gerçekleşmesi amaçlanan meşru amaçla orantılı olup olmadığı hususu açısından; siyasetçilerin, kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleri işlev nedeniyle eleştiriye daha fazla katlanmak durumunda oldukları ve bunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğu vurgulanmış olup sanığın, “... Bir Cumhurbaşkanı ülkesinin gençliği insanları tarafından hırsız, katil, diktatör olarak anılıyorsa o Cumhurbaşkanı artık Cumhurun başkanı değildir. Buradan ...'a sesleniyorum, Silivri zindanın yıkılışını hatırla” biçimindeki konuşmasının içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde sözleri ağır eleştiri niteliğinde olan ve mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyuta ulaşmayan Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmiştir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın 25.03.2015 tarihli paylaşımına konu sözlerinin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, ifade özgürlüğünün geniş yorumlanması kapsamında kalan, devleti yönetmekle görevli Cumhurbaşkanının güvenlik politikalarını eleştirmek amacıyla söylenen sarsıcı, şok ve rahatsız edici ağır eleştiri niteliğindedir. Aksi düşünülecek olursa, suçla korunmak istenen değer ölçüsüz bir şekilde genişleyecek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu sebeple somut olayda hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesine göre Dairemizin, 09.12.2025 tarihli, 2023/8686 Esas ve 2025/20368 sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla